“bugün yine validebağ’da olacağız” – can atalay -

 

Geçtiğimiz yaz başından bu yana Validebağ Korusu ile uğraşıyoruz. İlk önce 1. Dereceden Kentsel ve Doğal Sit alanına otopark yapacağız dilerek beton dökmeye çalıştılar. Önce nazikçe demir filizler taşındı bir kenara kondu, alanı paravanla çevirdiler şantiye kurdular, parvanlar yıkıldı halk şantiye bildiğiniz mühürledi. Meyve fidanları aldık dikmeye gittik, polis saldırdı. Saldırıya rağmen dağılmadık, tekrar tekrar toplanarak sağlam kalan fidanları diktik. Daha sonra Koru’nun göbeğinde bir alana beton dökmeye kalktılar yine, bir gece yarısı bütün beton kalıplarını polisin gözü önünde söktük.
Üsküdar Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Validebağ Korusu’na göz diktiler. Bu sefer de Koru’nun diğer yamacının hemen kıyısındaki bir alana cami ve dini tesis (bu kavramın kapsamı belirsiz) yapacağız gerekçesi ile Koru’ya güney yamacından ilişmeye çalışıyorlar.
Av. Gülsün Özdemir arkadaşımız salı günü itibari ile yürütmenin durdurulması kararını söke söke aldı, ancak kalem o saat itibari ile kapandığından kararın yazılı halini alamadı..
Salı günü kararı uygulayın derken polis bizi tartakladı ve gazladı…
Çarşamba sabahı itibari ile karar da artık elimizdeydi ancak Üsküdar Belediye Başkanı basın aracılığı ile, alana gelen kimi sakallılar ise insanların yüzüne karşı en üst perdeden tehditler savurmaya başladı…
Perşembe öğle saatleri itibari ile saldırılar misli ile artmaya başladı. Zabıtaların yanında dolaşan bir kişinin öncülüğünde alandaki genç arkadaşlarımıza birisi büyük olmak üzere defalarca saldırdılar.
Bunun üzerine biz de alana gittik. Ağaçları çatır çatır yerlerinden sökmeye başladılar. Polis ve zabıta yeşil alanın girişini tamamen kapatmak üzereyken bu hukuksuzluğa karşı sessiz kalınamayacağını düşünerek genç arkadaşlarımıza sakin olmalarını rica ederek ben, Çiğdem Çidamlı ve Deniz Gülşen inşaatı durdurmak üzere şantiyeye girmeye karar verdik.
Şantiye alanına girişi engelleyen paravanları kenara çekerek içeri girdiğimiz an itibari ile yoğun bir saldırı ile karşılaştık. Görüntülerde çok belli olmuyor ancak az dayak yemediğimizi belirtmek isterim 🙂
Dayak araçta da devam etti. Deniz ile benim üzerimde en az beş tane polis vardı ve görüntülerde de görülen beyaz kazaklı polis bir yandan vuruyor bir yandan hepinizin kafasına sıkacağız diye bağırıyordu.
Çiğdem’i önce bizden ayrı bir arabaya koymuşlardı önce; ona da ağza alınmayacak küfürler etmişler, bir sürü hakaretin de ardından ona da hepinizi öldüreceğiz demişler.
Neyse, bir süre sonra dayak durdu. Çiğdem de bizim araca getirildi ve hastaneye gittik.
ısrarla gözaltı kararını ve yakalama tutanağını istedik, bin bir çeşit yanıt verdiler ama bunları vermediler.
Sağlık muayeneleri bitmek üzereyken bir an konuşma fırsatımız oldu ve Çiğdem yukarıda belirtilenleri kendisine söyleyen ve “a…. koyarım senin” diyen kişinin araçta bulunan kırmızı kazaklı polis olduğunu söyledi. Bunun üzerine, anılan kişinin kimliğinin tespit edilmesini ve derhal araçtan indirilmesini talep ettik, talep etmekle de yetinmedik.
Bunun üzerine araçta kısa süren bir dayak faslı daha yaşandı.
Uzun lafın kısası ve günün özeti ne benim ne de diğer dört arkadaşımız hakkında göz altı kararı olmadığını, Cumhuriyet Savcılığının bu işlem ile ilgili hiç bir biçimde bilgi sahibi olmadığı anlaşıldı ve sadece bir polisin şikayeti nedeni ile arkadaşlarımız ifade verdiler.
Bugün yine Validebağ’da olacağız.

 

Bulunduğu kategori : Duyurular

Yazar hakkında

İlgili Yazılar