brezilya grevde: dünya kupası’nın şafağında sınıf mücadelesi – sabrina fernandes -

 

Brezilya’daki sendikaların birçoğu, diğerleri aktif olarak greve devam etmektelerken (çoğu belediye, devlet ya da federal hükümetler olan), işverenleri ile pazarlık sürecindeler. Süreç içerisinde yer alanlar arasında federal hükümetlerin bürokratları, okul öğretmenleri ile kent ve üniversite çalışanları bulunmaktadır. Bu yazıda, taşıma sektöründeki sendikaların söz konusu emek mücadelesi içinde nasıl yüksek bir oranda temsil edildiğini ele alacağım. São Paulo Metro Çalışanları Sendikası, işten çıkarma tehditleri ve devletin polis aracılığıyla uyguladığı baskıya rağmen 9 Haziran itibarıyla grevdeki beşinci gününü tamamlamış olan bir sendika. Bundan kısa bir süre önce, iki ayrı sendika tarafından temsil edilen São Paulo şehrinin otobüs şoförleri de grevdeydiler. Her iki durum da adli makamlarca “kötü niyetli” bulundular, sendikalar yüz binlerce real cezaya çarptırıldı ve de işçilere görevlerine dönmeleri emredildi. Metro Çalışanları, ( Adil Ücret Hareketi – MPL, Evsiz Emekçiler Hareketi – MTST gibi hareketler de dahil olmak üzere) çeşitli toplumsal hareketlerin, radikal sol siyasal partilerin ve diğer emek örgütlerinin desteğiyle greve devam etme kararı aldı. Adli kararlara diğer birçok nedenin yanı sıra, özellikle işveren lehine yapılan hukuksuzlukların grev hakkını ilga eder hale gelmesi nedeniyle meydan okundu.

Ana Rosa’daki metro durağında Pazartesinin erken saatlerinde metro işçilerine destek amaçlı bir eylem çağrısı yapıldı. Eylem başlar başlamaz agresif bir polis grubu tarafından müdahalede bulunuldu. Metro işçilerinin gözcülerine ulaşarak, bir kısmını gözaltına aldılar ve onlarla dayanışma içinde olup biber gazı spreylerine, bombalarına ve silahlara karşı eylemde bulunanları dağıtmaya çalıştılar. Protestocuların bir kısmının gaz bombalarını polislere geri atma teşebbüslerine rağmen eylemin zarar görmesi sağlanmıştı. Hatta işlerine gitmek üzere yola koyulmuş olanlar dahi etkilendiler. Bir dayanışma eyleminde öğrenci hareketinin ve PSTU’nun (Birleşik Sosyalist İşçi Partisi) bir militanı gözaltına alındı, dövüldü ve polis tarafından küçük düşürüldü. Biber gazının etkisinden kurtulduktan sonra protestocular yine metro istasyonunda toplandılar, buradan São Paulo’daki Praça de Sé’ye kadar yürüdüler. Burada kendilerine toplumsal mücadele ve siyasal parti temsilcilerinden daha fazla insanın katılımı gerçekleşti.

Evsizler için Büyük Zafer

MTST, dünya kupasının daha ağır hale getirdiği yaşam standartlarında ve konut sahibi olmaya erişim hususunda yaşanan krize karşı kentin doğu yakasında mücadele eden “Halkların Kupası” adlı hareketle birleşerek eylemlere yoğun bir biçimde katılım sağlıyordu. MTST’nin şehir ve bölge yönetimine karşı yürüttüğü işgal mücadelesi Pazartesi akşamı büyük bir zaferle sonuçlandı: hükümet halkın konut sahibi olma probleminin çözümü için yollar geliştirmeyi ve de örgütlü toplumsal hareket ve kurumların konut sorununun çözümü hakkında gelecekte yapılacak programların hazırlanışına geniş oranda katılmasını kabul etti. MTST ulusal koordinasyonundan Guilherme Boulos, mevcut taleplerinin karşılandığını sevinçle duyurdu ve zaferin sokaklardaki güçlü hareketlilik sonucunda geldiğini vurguladı. Metro çalışanları Pazartesi gecesi benzer bir zaferi duyuramadılar ve grevi 11 Haziran’a, grevi Dünya Kupası’nın ilk günü devam ettirip ettirmeyeceklerini oylayacakları toplantıya kadar askıya almayı kararlaştırdılar. Bu yazının yazıldığı sıralarda grev, sendikanın Pazartesi günü işten çıkarılan işçilerin yeniden işlerine dönmesi amacıyla mücadele ediyor oluşu nedeniyle muhtemelen devam etmekte olacak.

Sokaklarda devam etmekte olan dayanışma içinde emek hareketi oldukça görkemli bir biçimde mevcut durumda ve emeğin bu süreçte oynadığı rol, söz konusu hareketliliği 2013’ün devasa boyuttaki sokak protestolarından ayıran başat gelişme. Radikal sol siyasi partiler de sürece doğrudan dahil olmuş durumdalar ve PSOL, PSTU ve PCB partilerinin militanları solcu kolektiflerle bir genel grevin olasılığı üzerine çalışmaktalar. Kentsel çevre düzleminde toplumsal adalet için bütünleşik bir mücadele vermekte olan MTST, emek örgütleri ve diğer toplumsal hareketler için kent hakkına ilişkin meseleler de belirgin bir rol oynamakta. Dünya Kupası’nın neden olduğu kent düzeyindeki toplumsal ve coğrafi dönüşümler, bu mega olaya bağlı olarak Brezilya’nın büyük kentsel alanlarında mülksüzleştirmeyi ve eşitsizliği yaygınlaştırdıkları için bu mücadeleler arasındaki bağı açığa çıkarmış durumda.

Kent taşımacılığı sektörü aşırı yoğunluğu ve etkisizliği ile bilinmesi nedeniyle burada öne çıkarılacak. Kamu taşımacılığı genellikle özel firmalarca yürütülmekte ve işçi sınıfı (yoksullar ve alt orta-sınıf) ile öğrenciler tarafından kullanılan bir alan olma hüviyetindedir. Otomobil satışlarında Lula hükümeti tarafından düzenlenen ve mevcut İşçi Partisi yönetimi tarafından uygulanmaya devam edilen vergi indirimi, sokaklarda daha çok aracın var olmasına ve zaten varolan trafik sıkışıklıklarının mevcut yol altyapılarının kapasitesinin iyice aşılması nedeniyle daha da artmasına neden olmaktadır. Aynı zamanda, transit yol sistemini değersizleştirmekte ve burayı kalabalık otobüs ve trenlerde saatlerini harcayan işçi sınıfının alanı olarak görerek söz konusu sistemi kullanabilenlerin sayısının düşmesini sağlamaktadır. Bir yıl önce, Adil Ücret Hareketi’nin örgütlediği ve Brezilya kentlerinde katlanılabilir (tercihen ücretsiz) bir toplu taşıma mücadelesi veren halk, polisin şiddetli bir saldırısına maruz kaldı. Halkı geçen yıl mobilize eden bu ve diğer gruplar, emek mücadelesini şehirlerdeki toplu taşımaya erişim ve erişimin kalitesi ile birlikte ele alan bir yaklaşımla São Paulo’nun Metro İşçileri’ne katıldılar. Aslında, Metro İşçileri Birliği São Paulo’yu yönetenleri şu şartlarla sıkıştırdılar: “grev yapmak yerine ulaşım bedava olursa bir gün ücretsiz çalışacağız.” İşçilerin “catraca livre” (kelime anlamıyla, bedava turnike) olarak adlandırılan bu teklifinin yönetenler ve metro şirketi tarafından pek de hoş karşılanmadığını söylemek yeterli olacaktır.

Bunun yerine, devlet ile anaakım medya, özellikle de Globo Network, arasındaki işbirliği sanki tek alternatif grevi durdurmakmış gibi metro çalışanlarını São Paulo’nun huzurunu kaçırmakla suçladılar. Bununla birlikte endişe verici bir başka gelişme ise metro şirketinin eğitimsiz operatör personeli trenleri kullanmak üzere atayarak metro kullanıcılarının canlarını tehlikeye atmasıydı.

Dünya Kupası’na ev sahipliği yapan iki farklı şehrin Rio de Janeiro ve Natal’in kent ulaşım çalışanları da grevin eşiğindeler. Maçlar başlamadan önce Federal Bölge’deki, Brezilya’nın başkenti ve bir başka kupaya ev sahipliği yapan şehir Brasília’da olduğu gibi, otobüs şoförleri müzakereler sonucu yüzde 20’lik bir maaş zammını elde ettiler

Dünya Kupası’nın Önemi

Dünya Kupası’nın olumsuz mirası; büyük miktardaki kamu birikiminin, bu etkinlik ve onunla meydana çıkan kentsel mülklerin spekülasyonu, mutenalaşma, zorla yerinden etme, emek sürecindeki adaletsizlikler ve hatta stadyum yenilemeleri sırasında yaşanan can kayıpları gibi yapılar gözetilerek yapılan müsrif harcamalardır. Etkinlik ayrıca Brezilya hükümetinin eline vatanseverliği ve futbol aşkını da kullanacak bir koz olarak sunmaktadır. Bu tür bir vatanseverlik, Dünya Kupası etkinliği etrafında mobilize olan grupların dile getirdiği “Dünya Kupası Olmayacak”, “Dünya Kupası Kimin İçin?” ve “Dünya Kupası mücadeleyle geçecek” gibi görüşler etrafında ortaya atılan soruları anlamsızlaştırmayı amaçlamaktadır. Brezilya hükümeti bir ay boyunca uluslararası gözetim altında olacak ve ev sahibi şehirler (ve bunlara ait havaalanları) için inşaatlardaki gecikme, bütçe skandalları ve FIFA hakkında yapılan ve oyunları etkileyen tartışmaların getirdiği bir baskı olacaktır.

Etkinliğin başarısından çıkarı olanlar aynı zamanda toplumsal hareketleri aşağılayan kesimlerdir. İşte Brezilya Futbol Konfederasyonu’nun eski başkanı Marco Polo del Nero’nun sözleri: “Protestolar 500 ile 1000 kişi tarafından gerçekleştiriliyor. Sao Paulo’nun 14 milyon nüfusu var. Bunlar 14 milyonun yanında oldukça küçük bir grup olarak kalıyorlar. Dünya Kupası’nın ve Brezilya takımının karşılaşmalarının tüm biletlerinin satılması bunun kanıtıdır. Bu protestolar azınlığın işidir.”

“Dünya Kupası mücadeleyle geçecek”

“Dünya Kupası yapılmayacak” (Não vai ter copa) iddiası etkinlik için yapılan harcamaları ve bunun getirdiği sömürüyü hedef alan ve özellikle yılın ilk aylarında popüler olan bir söylemdi. Bu slogan ilk başlarda etkili olsa da bir zaman sonra, Dünya Kupası’nın hızla yaklaşmakta olduğu ve gerçekleşeceği – devlet başkanı Dilma Rousseff bile sosyal medyada “Dünya Kupası yapılacak” açıklaması yaptı – idrak edildi. Daha sonra bu iddia, gerçekleşecek olan Dünya Kupası’nın devletin ve FIFA’nın arzu ettiği kupa olmayacağı ve hoşnutsuzlukların; kutlamaların ve Brezilya’daki toplumsal problemlerin üzerini örtme çabasının önüne geçeceği şeklinde yeniden düzenlendi. Etkinliğe olan ilginin ve Brezilya Milli Takımı’na yönelik desteğin bastırılmış göründüğü, ancak halkın bir kısmı -özellikle ödeme gücü olanlar- etkinliği dört gözle beklemekteler ve stadlardaki yerlerini alacaklar.

Bir başka popüler ifade ise “Dünya Kupası Kimin İçin?” sorusu. Bu soru oyunların negatif etkilerini göz önüne sermeyi amaçlayan ve insanları hükümetin ve FIFA’nın oyunları yönetme biçimine karşı harekete geçmeye davet eden Dünya Kupası Halk Komitesi’nın etkinliklerinin merkezini oluşturuyor. Soru bu tür bir kârlı etkinliği mümkün kılan yapıları açığa çıkarması ve özellikle de hükümetin oyunların Brezilya halkı için olduğu yönündeki iddiasının geçerliliğini yitirmesi ve ulusal bir spora duyulan sevgiden yola çıkılarak bu iddianın meşrulaştırılamaz hale gelmesi bakımından ilginç. Cevap ise, Komite’nin ortaya koyduğu gibi; Dünya Kupası’nın büyük sermaye, büyük inşaat şirketleri, mülk sahipleri ve maçlara gidebilecek ve orta-sınıf mensuplarının ödeyemeyeceği fiyatları ödeyebilecek elitler için olduğudur. Bu Dünya Kupası özellikle kupa ile ilgili yaptığı anlaşmalar yavaş yavaş açığa çıkarılan FIFA için yapılan bir kupa olma mahiyetindedir.

Dev etkinlikler genellikle ev sahibi ülkeye bir turizm fırsatı olarak pazarlanıyor ve bunların gelişmiş altyapı ve ulusal imaj konusunda katkı yaptığı iddia ediliyor. Brezilya örneğinde (ve kuşkusuz belirli oranlarda bu tür etkinliklerin düzenlendiği başka ülkelerde de) söz konusu miras karşımıza tutulmayan gelişme vaatleri, sermaye ve mülk spekülasyonu, el koyma ve Brezilyalıların gündelik yaşamlarını şekillendiren toplumsal süreçlerin silindiği egzotik ve stereotip bir Brezilya kültürünün pazarlanması biçiminde çıkmaktadır. Favela örneğini alalım. Favelaların sözde pasifizasyonu, Pasifize Edici Polis Birliği (UPPs)’nin tüm uyuşturucu satıcılarını buralardan uzaklaştırması, bir mitten ibarettir. UPPs üyeleri favelalarda baskıcı, ırkçı ve şiddet yanlısı olarak bilinirler. Amarildo olarak tanınan bir favela sakininin Rio de Janeiro favelalarından sorgulanmak amacıyla polis tarafından götürülüp kaybolması geçtiğimiz sene öfkeye ve protestolara neden olmuştu. Amarildo yalnız da değildi, Douglas (DG olarak bilinir) ve Claudia da ona katıldılar. Üçü de ebeveyn olan çalışkan insanlardı, katilleri ise Rio de Janeiro polisinin suç eylemleri ile ilişkili kişilerdi. Bu ve benzeri hikâyelere rağmen favelaların pasifizasyonu, buraları samba, karnaval, futbol ve feijoada’nın serpildiği canlı yaşam merkezleri olarak gösterme amacını gütmektedir. Favelalar kentin eşitsiz mekânında yer alan, turizm aracılığıyla sömürülecek ve ayrıca ırkçı ve metalaştırılmış bir kültürel farklılık fikri üzerinden toplumsal eşitsizliğin üzerinin örtüldüğü egzotik objelere dönüştürülüyor.

“Dünya Kupası mücadeleyle geçecek” (Na copa vai ter luta) sloganı işte bu yüzden çok önemli. Radikal sol partiler ve merkezi sendikalar gibi organize aktörler tarafından yaygınlaştırılan bu söz, mücadelenin şu anda ya da öncesinde eksik olduğu ancak etkinlik esnasında söz konusu olacağı anlamına gelmiyor. Kentteki sosyal mücadeleler için sermaye ve devletin neoliberal eylemleriyle ilgili faydalı bir çerçeve sağlıyor. Bununla birlikte siyasallaşma için bir araç halini alıyor, çünkü oyunlar hakkındaki genel hoşnutsuzluğun sadece FIFA’nın çıkarlarına yönelik olmadığını, bu tür büyük ölçekli organizasyonları mümkün kılan şeyin kâr amaçlı bir sömürü sistemi olduğunu gösteriyor. Bu yüzden birçok grubun, toplumsal hareketin ve partinin güçlerini birleştirerek birlikte güç verdikleri bir yüzleşme, ifşa etme, karşı çıkma ve direnme pratiğinin sürekliliği fikrini öne çıkarıyor. Nihai olarak, bu birleşik mücadeleler, sınıf bilincinin yayılması ve başkalarını altenatif bir politik proje inşa etme süreci içerisinde politize hale getirmek için temel olan üye tabanlarını mobilize etme işine devam etmeliler.

Önemli olan sadece neye karşı mücadele ettiğimiz değil aynı zamanda ne için mücadele ettiğimizdir. Brezilya’da geçen yıl yaşanlardan çıkarılan ve halkın örgütlü mücadelesi için yenilenmiş bir odak sağlayan dersler ciddiye alınmalıdır. Elde edilen zaferler, hareketi Dünya Kupası süreci sona erdikten sonra hangi adımların atılması gerektiği sorusunu sormaya yöneltmelidir. Son olarak, sermayenin harekete siyasi ve polis baskısı aracılığıyla yönelttiği tehditlerden kaynaklanan kayıplar Gramsci’nin söylediği gibi, kararlılığımızı ve uzlaşmazlığımızı ateşlemelidir ki böylece somut zaferler sosyalist mücadele içinde olmaları gerektiği biçimiyle anlaşılabilsin:  bizi devlet ve burjuva iktidarı ile anlık işbirliği yerine ona karşı alternatif kurmaya yaklaştıran taaruzlar olarak.

Çeviren: Ali Yalçın Göymen

Bulunduğu kategori : Hariciye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar