Bir Mücadele Alanı: Futbol (2) -

Kadın – Erkek bir arada top koşturabilmek için değil, birlikte mücadele edebilmek için yarattığımız alan: Karşı Lig!

Futbol sahaları erk(ek) egemen zihniyetin hâkim olduğu alanlardan biridir. Kadınlar olarak bu alanlara girmeyi yıllardır denemiyoruz, hatta bir noktada girmemiz engelleniyor demek daha doğru oluyor(!) Bizlerse bir şekilde deneyimleyerek öğrendiğimiz kolektif üretimin, dayanışma ruhunun vermiş olduğu cesaretle ve eşitlikçi mücadelemizi başka bir alana taşımak arzusuyla Karşı Lig’de var olmayı deneyimliyoruz. Kadın olarak söyleyecek sözümüz olduğunu her seferinde dile getiriyoruz. Bizlere dayatılan zihniyete karşı bir arada yeni bir kültür inşa etmeye çalışıyoruz. Bu hem kadınlar açısından hem de erkekler açısından zaman zaman engebeli bir yolda yürüyebilmek gibi zor, zaman zaman ise düz bir patikada yürüyebilmek kadar kolay oluyor. Tartışmalar oluyor ve elimizden geldikçe birbirimize olumlu anlamda dokunarak iyi geliyoruz, dönüşüyoruz, dönüştürüyoruz. Elbette birbirimizden öğrenecek daha çok şeyimiz var…
Üç sezondur bu ligde top oynamayı öğrenmeye çalışan, karma bir yapıda mücadele eden, futbola dair birikimimi yeniden inşa etmeye çabalayan bir kadın olarak elbette ki Lig’i, erk(ek)liği, kadının bu ligde var oluşunu, kolektif yapıyı gözlemleyebilmek biraz daha kolay olabiliyor. Biraz konuyu açmak gerekirse; Lig de yer alan takımları, bireyleri biraz daha detaylı incelemek, bizlerin vermiş olduğu mücadelenin karmaşıklığını gösterecektir. Ön planda kadın – erkek mücadelesi, arka planda ise başka bir yaşam alanı mücadelesi olduğunu söyleyebiliriz. Karşı Lig’de yer alan kişileri sosyolojik olarak tanımlayabilmek mümkün. Kadınların büyük bir kısmı ayağına ilk defa top değenler, bir kısmı karma oynanan bu maçları tıpkı sokaktaki mücadele alanı gibi içselleştiren veya bir kısmı bundan önce erk(ek) zihniyetinin varlığı yüzünden futbol maçlarını dahi izlememiş olanlar… Bir diğer kısmı futbol oynamış, bu işin özünü bilen kadınlar ve futbol oynamaya gelenler… Bir kısmı ise bu alanı politik anlamda önceliğine koymuş ve sonrasında futbolu öğrenmeye çalışan kadınlar… Erkekler içinse çoğunun zaten yeşil sahada top oynadığını, hepsinin kendi hayatlarında tuttukları takımın maçlarını illa ki taraftar ruhuyla izlediğini, bir kısmının alternatif futbol kültürünü içselleştirerek bu Lig’de var olduğunu,  kalan bir azınlığınsa sadece futbol oynamaya geldiğini gözlemleyebiliyoruz. Toplama baktığımızda ise takımların kendilerine has mücadele alanları mevcut; işgal evi deneyimleri, mahalle dayanışmaları, bostan kültürü, işçi ve emekçi takımlar, spor okulu öğrencileri, radyo emekçileri, taraftarlar, queer’ler… Böylesi geniş konu başlıklarını içinde barındıran bir topluluk açısından Karşı Lig çeşitliliğiyle dışarıdan ilgi kazanır hale geliyor. Peki içerisinde neler barındırıyor?
Kadın – Erkek birlikte yeni bir kültür inşa etmenin zorluğunu her alandan biliyoruz ve yaşıyoruz, bu futbol içinde söz konusu. Bizler bunu aşabilmek adına karşılıklı olarak emek harcıyoruz. Tartıştığımız ve tartışmaya devam ettiğimiz konular genel olarak; kadına pas atmak, birlikte oyun kurabilmek, kadının oyuna daha fazla dahil olabilmesi, hırs yerine güzel oyunun keyfini çıkartma gibi önceliklerimiz var. Tabi bu başlıklar toplamı kapsamayabilir, ama genel eğilime bakıldığında bunları dile getirmek mümkün.
Biz kadınlar bu başlıklar için verdiğimiz emeği biliyoruz. İlk sezon sahada bir kadın zorunluluğu varken, bu sezon sahada en az 2 kadın oyuncu diyoruz! Daha fazla kadını Lig’e dâhil etmeye çalışarak bu sayının gelecek sezonda üçe çıkmasını, haliyle sahada birbirine yakınlaşan kadın – erkek sayısını görmek istiyoruz. Hırsa tahammül edemiyoruz. Kazanmanın verdiği keyif, gol atabilmek hepimizin sahadan mutlu ayrılmasına sebep oluyor, fakat kazanmak uğruna orta sahayı geçmeden erkekler tarafından abanarak kaleye atılan şutlardan keyif almıyoruz. Birlikte paslaşarak kaleye gitmenin keyfini yaşamak istiyoruz. Kadınlar olarak sembolik bir görüntüden çok futbolu oynayabilmek adına çabalıyoruz, öğreniyoruz. Sokakları, meydanları nasıl terketmiyorsak sahaları da terketmeye pek niyetli değiliz!
Sadece kadınlar açısından da değil erkekler için de birçok yenilik ve değişim söz konusu tabi. Bunu unutmamak lazım. Bundan önce sahada top oynarken edindikleri öğrenilmişlikleri ters yüz eden bir gelişme söz konusu: kadınlarla oynamak(!)
Kadınlar ve erkekler olarak ilk sezon “saha da en az bir kadın oynayacak” kuralıyla Lig’i oluşturma kararı almıştık. Lig oluştuktan sonra bu alanda ilerlememizde karma yaptığımız antrenmanların büyük etkisi oldu. Birbirimizi cesaretlendirmek için sahada kolektif oyun sergileyebilmek için çaba harcadık, harcıyoruz. Sonuçta karşılıklı olarak yeni bir tecrübe ediniyoruz. Bir noktada çoğumuz karma yapılardan ve örgütlerden geliyoruz. Haliyle sokakta kurduğumuz barikatta nasıl omuz omuza mücadele edebiliyorsak, aynı güveni sahaya da yansıtmak gerektiğini biliyoruz.
Sahada aktifleşebilmemiz için bizlere yardımcı olan erkekler elbette var. Ama bunu toplama vurmak söz konusu değil. “Bana pas at” diye bağırdığımız erkekler hala mevcut! Birbirimizi tanıdıkça, sürece dahil oldukça, futbol bilgisini ve kadın –  erkek eşitliği mücadelesini Lig’de bir arada geliştirebildiğimiz müddetçe ayağımızdan o topu kaptırmayacağız arkadaş!
Lig’de üçüncü sezonun yarısına geldik. Eğilimler belirliyoruz, kadınlar olarak söz söylüyoruz, karma toplantılarda kararlar alıyoruz… Düşe kalka bir oluşumun gelişimini izliyoruz.

Bulunduğu kategori : Aklın Belası

Yazar hakkında

İlgili Yazılar