Güleryüzlü, enerjik, güvencesiz: Bir mağaza çalışanıyla söyleşi -

Bir yandan okuyup bir yandan çalışmak zorunda olmak, gençlerin hayatında bir rutin halini almış durumda. Okulla iş arasındaki dengeyi sağlamanın zorluğunun yanına ‘öğrenci işleri’nin getirisinin az oluşu, güvencesizlik, kural halini almış olan angarya ekleniyor. Kısmi / part – time çalışmanın rahat olduğu yönündeki efsanenin aksine genç emekçileri bağlayan ipler görünmezleştikçe daha da sıkı ve boğucu oluyor.

Genç işçilerin hayatlarına dair manzaranın özellikle odaklanılması gereken unsurlarından biri de standart işçi profilinin çalışma ve tüketim alışkanlıklarından farklılık gösterdikleri noktalar. Daha kısa vadeli hedefler için dönemlik çalışmayı, farklı kısa süreli işler arasında mekik dokumaktan kaynaklı iş alanlarının değişip durmasını bu önemli noktalar arasında sayabiliriz. Bu ayırıcı özellikler güvencesiz koşullarda çalışan gençlerin klasik örgütlenme şemalarının dışında kalmasına neden oluyor. Bu durum, emek örgütleri ve sosyalist sol olarak genç emekçilere yönelik örgütlenme stratejilerinin neler olması gerektiği konusunda düşünmek ve somut adımlar atmak gerekliliğini hissettiriyor. Benzer sorunlar işsizlerin, göçmen işçilerin örgütlendirilmesi gibi diğer kritik başlıklar için de geçerli.

Başlangıç Emek Birimi olarak büyük bir giyim mağazasında çalışan bir arkadaşımızla yukarıda bahsedilen sorunların izlerinin sürülebileceği bir söyleşi gerçekleştirdik. Genç işçilerle yaptığımız söyleşiler devam edecek.

İşe başvuru sürecini anlatır mısın?

Geçen seneye, 19 yaşına gelene kadar hiçbir yerde çalışmamıştım. Artık iş hayatına atılayım, deneyim edineyim dedim. Girdim bir AVM’ye, oradaki olabilecek her yere başvurdum. Daha çok giyim mağazalarına. Başvurduklarım arasında bir tanesi hemen döndü. Aradılar; ‘Gelin, hemen görüşmeye alalım’ dediler. Gittim. Kısa bir mülakattan sonra bir liste verdiler hemen. Listedeki evrakları tamamladım, götürdüm. Perşembe başvurmuştum, salı günü işe başladım direkt. İlk günler eğitim süreci oldu biraz. O süreci tamamladım, ondan sonra başladım çalışmaya.

Hangi görevlerde çalıştın?

İlk önce reyonda çalıştım bir dört ay. Sonra bir gün gelip dediler ki ‘kasaya geçiyorsun’. Tamam dedim ben de, okul başlayınca kasaya geçtim. İki ay da orada çalıştım. Şimdilerde işten çıkmayı düşünüyorum.

Günde kaç saat çalışıyorsun?

Dokuz saat. Bir buçuk saat molamız var, yedi buçuk saat çalışma süresi.

İş saatlerini, mesailerini nasıl ayarlıyorlar?

Özel bir durumun, isteğin yoksa seni herhangi bir güne koyabilirler. Diyorsun ki işte, ‘Ben şu günler doluyum’ veya ‘Şu günler boşum’ veya okuyorsan direkt ders programını atıyorsun, onlar da ona göre bir güne koyuyorlar seni. Saatleri ayarlayamıyorsun ama, saatleri onlar belirliyor. Seni akşama da koyabilirler, sabaha da koyabilirler, geceye de koyabilirler. Çok ekstrem bir durum varsa, örneğin sınavın varsa saati o zaman ayarlayabiliyorlar ona göre.

İstemediğin bir günü verdikleri oldu mu peki sana?

Ders programım ellerinde olduğu halde beni dolu olduğum günlere koydular birkaç kere. WhatsApp grubuna atılıyor vardiyalar. Uyanıp bakıyorum ki okulumun olduğu güne yazmışlar beni. Dönüş yapıp durumu anlattığındaysa yine sana kızılıyor. Belli bir düzen yok. Keyfi bir durum var.

Dönüş yapıp durumu çözdüğünde de sorunlar bitmiyor. Bu düzensizlik diğer çalışan arkadaşlara eziyet oluyor bu sefer. Kasada bir kişinin eksik olması demek sıranın çok daha fazla uzaması demek. Ne yapacaklar, reyondaki görevliyi çağıracaklar. Bu sefer reyonlar dağılacak. Reyonlar dağılınca bu sefer yine onlara kızacaklar. Çünkü az elemanla ne kadar çok iş yaptırabiliriz mantığıyla çalışıyorlar

Günlük iş rutinini anlatabilir misin? Mağaza kaçta açılıyor, kaçta kapanıyor örneğin?

Mağaza sabah 10’da açılıyor, akşam 10’da kapanıyor. AVM’nin açılış-kapanış saatleri bu zaten. Ama mağaza seni istediği saate kadar tutabiliyor. Diyelim iş var mağazada, depodan reyona ürün çekiliyor örneğin; diyor ki, ‘Sabah 6’da gel, 5’te gel.’ Günün yirmi dört saatinden istedikleri saate koyabilirler seni. Bir de AVM onda kapanmasına rağmen bizim içeride hala müşteri oluyor tabii. Normalde 22.45’e kadar toplanması lazım mağazanın, çıkış saatimiz o. Ama bizimkiler biraz daha ciro olsun diye 22.15’e kadar içeri müşteri alınmaya devam ediliyor. Dolayısıyla mağazayı kapatmak için yarım saatlik bir süremiz kalıyor. Kapatamıyoruz, sonra yine bize kızılıyor.

Primi neye göre alıyorsunuz?

Prim konusunda iki tane ana etmen var. Bir tanesi gölge müşteri. Üç defa, ayın üç gününde geliyorlar. Onların çeşitli kriterleri var. Mesela ilk kriter ‘hoşgeldin’. Mağazaya girdin, sana hoşgeldin dedi mi, güleryüzle karşıladı mı çalışan? Hoşgeldin demek yetmiyor; göz teması kuracaksın mağazanın kapısından giren her müşteriyle yine. Sıcak bir şekilde karşılamış olacaksın. Bizde özellikle sıkı tutuyorlar; çünkü çalıştığım AVM en çok ciro yapan yerlerden biri. Sıkı tutulunca da tüm çalışanlar ‘hoşgeldiniz’ diyor, göz teması kuruyor; bu sefer de müşteri rahatsız oluyor.

‘Reyonlardaki sorumlular yerinde mi’, ‘Kasada ek ürün verildi mi’ gibi birçok başka kriter de var. Sonra puanlama yapılıyor ve sonuç geliyor yöneticilerimize. Şu arkadaş ‘hoşgeldin’ dememiş müşteriye örneğin diye. Sonra gelip o kişiden ‘niye böyle bir şey yaptın’ diye hesap soruluyor. Bizim mağazaya gelen gölge müşterilerde bir gariplik var bu arada. Sanki düşük puan almamızı istiyor gibiler. Bir tanesi şöyle demiş mesela bir çalışan hakkında: ‘Hoşgeldin dedi ama ben iyi bir enerji alamadım.’ Bunu yazmış oraya kriter olarak. Ancak yedi buçuk saat boyunca enerjik ve güler yüzlü olmak mümkün değil. Uzun süreli çalışanlar hemen fark ediliyor zaten. Mesela ben ilk geldiğimde enerjiktim ama gün geçtikçe enerjin çekiliyor, tükeniyor.

Bizim mağazaya gelen gölge müşterilerde bir gariplik var bu arada. Sanki düşük puan almamızı istiyor gibiler. Bir tanesi şöyle demiş mesela bir çalışan hakkında: ‘Hoşgeldin dedi ama ben iyi bir enerji alamadım.’ Bunu yazmış oraya kriter olarak.

İkinci etmense aylık hedef. Aylık hedef belirliyorlar, eğer o hedefe ulaşırsan prim veriyorlar. Son zamanlarda baktılar ki biz gölge müşteriden yüksek almaya başladık; aylık 2 milyar, 3 milyar gibi daha yüksek rakamlar koymaya başladılar. Ay sonuna gelmiş olmamıza rağmen daha yarısına bile ulaşamadık. Primler bu yüzden düşük gelecek.

Mağazada toplam kaç kişi çalışıyor? Genel çalışan profili nasıl?

Şu anda toplamda yüze yakın vardır; yöneticiler, depoda çalışanlar, reyonda çalışanlar, kasiyerlerin tamamı. Çalışanların çoğu benim gibi öğrenci; kısmi ve yarı zamanlı çalışıyorlar. 6 gün çalışanların sayısı 20’yi geçmez. Orada 6 gün çalışılamaz çünkü, çok zor. 6 gün gelenler hayatını oradan gelen parayla idame ettirmeye çalışan insanlar. O kadar yoğun çalışıyorlar ki belki çocuklarını bile göremiyorlar daha düzgün. Onların durumu daha zor; şikayetçi olsalar da çıkıp yapabilecekleri başka bir iş yok. Örneğin bir hizmetli görevlimiz var. Bir gün şöyle bir şey oldu; normalde saat 8’de işten çıkması gerekiyor. Çıkışını yapmış ama saat 10’a kadar tuttular ve fazladan çalıştırdılar. Fazla mesai hakkını alamadı. Bunu söylediğimde, ‘Hakkını ara’ dediğimde, bana ‘Ayıp olur’ dedi. Kendim fazla mesai yapsam o kadar kızmazdım, hizmetliye yaptırılınca iyice sinirlendim Ailesini geçindirmek için oraya bağlı. Bu tempo içinde bu insanlar belki çocuklarını göremiyorlar doğru düzgün.

Çalışan öğrenci arkadaşlarsa daha kısa vadeli hedefler için işe giriyorlar. Telefon satın alıp çıkıyor ya da kredi kartı borcunu ödeyip çıkıyor örneğin. Bazı arkadaşlarsa okuduğu bölümden emin olmayabiliyor, gelecekte ne yapacağından emin olmuyor, böyle bir iş deneyimi de cepte dursun istiyor.

Aylık prim 100 TL civarında geliyor değil mi?

100-200 TL arası değişiyor. Eğer ikisini de tutturursan, hem gölge müşteriyi hem de aylık hedefi, 200 alıyorsun. Tabi bu benim gibi 2 gün çalışanlar için. 4 gün çalışanlarda 500 TL, 6 gün çalışanlarda 700 TL.

Maaşın ne kadar peki?

500 TL yatıyor her ay, 50 TL sigorta vergisinden kesiyorlar; 450 TL net yatıyor. Bir de üstüne prim geliyor 100-200 TL arası ve bir de 100 TL yemek parası yatırıyorlar.

20171005_2_26109168_26504055_High

İş için eğitim veriyorlar mı?

Eğitim için bir internet sitesi mevcut. Sana verilen şifre ve kullanıcı adıyla giriş yapıyorsun. İşe girmeden önce iki tane sınava sokuyorlar seni ilk olarak; biri mantık sınavı, diğeri de yine mantık sınavı gibi. İşe başlamadan önce bu sınavları bitiriyorsunuz. Sonrasında diğer eğitimler açılıyor. Mağaza eğitimi diye bir eğitim var, iki saate yakın sürüyor. Kasada, reyonda, depoda nasıl olmanız gerektiğini anlatıyor. Nerede mağazaları olduğunu anlatıyor. Kendi mallarının yüzde kaçı yerli mal, yüzde kaçı yabancı mal onları anlatıyor. Sonra bunlarla ilgili sınava giriyorsunuz.

Normalde bir işyerinde eğitim iş çalışma saatleri içerisinde olur, iş saatinden eksiltilir. Bunda sen kendi özel hayatından ayırıp video izleyeceksin ve bir de sınava gireceksin, değil mi?

Evet, ben bir günümü ayırdım. Hatta tam da bitmedi. İlk müsait günümde oturdum sabah, akşama kadar ancak %75’ini tamamlayabilmiştim. Diğer günlere sarktı bu yüzden de. İlk başladığında böyle oluyor ve daha sonrasında da her ay yeni eğitimler geliyor. O eğitimleri de yapmak zorundasın. Sonrasında da daha özel sınavlar oluyor; kumaşla, tekstille ilgili sınavlar. Kumaşın boyama aşaması, kurutma aşaması, dayanıklılık testi… Sonrasında bir de her reyonun eğitimi var. Her reyon, alt reyonlara ayrılıyor. Başta erkek reyonu ve kadın reyonu diye ayrılıyor. Sonrasında da biraz daha kapalı kesime hitap eden bölüm var; biraz daha modern ve pahalı olan bölüm var, klasik bölümü var yaşlı kesime hitap eden. Onları tanıtıyorlar; renkleri nasıl, neden böyle bir reyon var… Her ay yeni eğitim geldiği için, böyle devam ediyor ve hiçbir zaman bitmiyor. Şu an toplam 140’a yakın eğitim var. Eğer eğitimleri tamamlamazsan, yöneticiler görüyorlar ve seni uyarıyorlar eğitimini bitirmen yönünde.

Bir de bölgedeki diğer mağazalarla rekabete sokuyorlar seni. Ay sonu aylık hedefte birinci olanı ve gölge müşteride birinci olanları açıklıyorlar. Ayrıca alt bölümler de var. Mesela sepet başı ürün diye bir kategori var. Müşterinin bir ürün alıp gitmesini istemiyorlar, en az iki ürün alsın istiyorlar. Sepet başı ürün ne kadar artarsa o kadar iyi sonuç oluyor. Bir müşteriye daha fazla ürün aldırmış oluyorsun. Yani, o müşterinin özel hayatında daha fazla bulunuyorsun. Kendi içinde, reklamını yapmış oluyorsun.

Çalışan öğrenci arkadaşlarsa daha kısa vadeli hedefler için işe giriyorlar. Telefon satın alıp çıkıyor ya da kredi kartı borcunu ödeyip çıkıyor örneğin. Bazı arkadaşlarsa okuduğu bölümden emin olmayabiliyor, gelecekte ne yapacağından emin olmuyor, böyle bir iş deneyimi de cepte dursun istiyor.

Çoğu genç emekçinin aynı zamanda okuduğunu görüyoruz son zamanlarda. İnsanlar iş ve okulu nasıl idare ediyor?

Şöyle, kasada çalışan bir arkadaşım var mesela: Dört gün okula gidiyor, dört gün işe geliyor. Açıkçası öğrenci kesimine para tatlı geliyor. Ama para geldiği gibi gidiyor, nereye gittiğini anlamıyorsun. Çoğunlukla yola ve yemeğe gidiyor. Çünkü çalışan öğrenci kesimi vaktini dışarıda geçiriyor. Benim evde harcadığım, evde yemek yediğim zaman kısıtlı. Kahvaltı yapmadan çıkıyorum evden, öğle yemeği dışarıda, çalışıyorsam akşam yemeği de dışarıda.

Peki yöneticilerle konuşup koşulların düzelmesini istediniz mi?

Sana öyle bir hak vermiyorlar. Kuralları uygulamama şansın yok: ‘Hoşgeldin diyeceksin, neden demedin’ diye soruyorlar: ‘Dediğini duymadım, ne zaman dedin?’ Veya kasadasın, ‘Neden sabun satmadın?’ diye sıkıştırıyorlar. Kasada müşteri anketleri var, çalışanları değerlendirmek için; onları vermiyorsan da aynı şekilde soruyorlar. Bu durumda ‘Her müşteriye hoşgeldin demesek olmaz mı?’ diyecek şansın olmuyor, sorsak dövecek gibi bakarlar. Yöneticinin üzerinde de aynı baskı var.

Ama mesela reyon çalışanları arasında dayanışma oluyor. Sen hoşgeldin demeyi unutsan arkandaki arkadaş diyor hemen. Bir arkadaş reyonunu kapayacaksa diğer yardıma geliyor. Aramızda koşulları iyileştirmeye çalışıyoruz.

Böyle değişik bir iş ortamı var. Neyse ki ay sonunda kurtuluyorum.

 

 

 

 

Bulunduğu kategori : Emek

Yazar hakkında

İlgili Yazılar