bir kongrenin hikâyesi: eğitim-sen – gültan ergun -

 

19.05.2014 tarihinde gece saat 00:18’de Alibeyköy garajına giderek kimimiz diğer delegelerle birlikte, kimimiz ayrı arabalarla Ankara’ya yola çıktık. Ankara’da buluşup Başkent Öğretmen Evi üzerinden Türkiye Barolar Birliği toplantı salonunda yapılan Eğitim-Sen 9. Olağan Genel ve Tüzük Kurultayı’na gittik.

İstanbul’dan giderken Şube Kadın Komisyonu olarak toplanmış ve şube Genel Kurulu’nda geçen önergelerimizin genel merkezde tekrar sunulması (tüzük ve karar önergeleri) konusunda hem fikir olmuştuk.

Muhtemelen başka gruplar tarafından da kadın önergeleri verileceği için şubede ortaklaşabildiğimiz noktalarda ortaklaşacağımıza dair şubede komisyonda konuşmuştuk.

Genel Kurul’a vardığımızda sendika içindeki bazı kadın gruplarının ortak olan önergelerin ortaklaştırılması konusunda önerileri oldu. Hemen iletişime geçerek bizim delegasyondan bir kadın arkadaş bizim adımıza önergelere bakarak ve fikrimizi de alarak ortaklaştırdı.

Genel kurul başladı, Soma ve Demokrasi şehitleri için saygı duruşundan sonra divan seçildi.

Buraya kadar bunlar olağan ve sıradan gelişmelerdi.

Kadın Meclisine Ret

İlk iki gün Tüzük Kurultayı olduğu için hemen önergeler gelmeye başladı. Önergelerden biri Genel Merkez Kadın Meclisi’ydi. Fakat bazı gruplar bunun tabanda yeteri derecede tartışılmadığı için kabul edilemeyeceği yönünde görüş belirtiyordu. Ve kabul de edilmedi zaten. Ancak Şube ve İşyeri Kadın Meclisi kurulmasına dair tüzük önergesi kabul edildi. Hoş zaten hali hazırda şubelerde kadın komisyonları var ve bazı şubelerde yönetim kurulu kadın sekreterini bu komisyon öneriyor. Yine disiplin kurulunun 3 kadın 2 erkek olmak üzere 5 (asil ve yedekler) kişiye çıkarılması önerisi oy birliğiyle kabul edildi.

Yüksek Öğretim Meclisi’ne Ret

Yine Genel Merkez Kadın Meclisi önerisine benzer Yüksek Öğretim Meclisi kurulması için bir önerimiz vardı. Bu da ret edildi. Gerekçe tabanda yeterince tartışılmadığıydı. Ama yine karar önergesi olan tüzükte tanımlanmamış olan “Yüksek Öğrenim ve … Sekreterliği” ve bir uzman ile avukatın sadece yüksek öğretimle ilgilenmesi önergesi oy birliğiyle kabul edildi.

Kongrede Grup Tavrı ve Dayatma

Bu arada bu önergelere karşı çıkan arkadaşlarda benim gözlemim kendileri de aslında şubelerinde tartıştıkları önergeleri getirmedikleri ve tamamen kendi grupsal görüşünü dayattıkları. Bu doğrultuda yeni Genel Merkez Yönetim Kurulu ittifak oluşumunda yer alan grup hiç tüzük önergelerine katılmadı. Bunu da anlamakta zorlandım. Yine grup ya da kişiler çıkıp verilen önergeler üzerine konuştukları zaman tamamen kendi verdikleri önerge doğruymuş gibi konuştular. Bu elbette doğaldı. Ama kendi önergesiyle aynı olan başka bir önergeye karşı çıkmaları ilginçti!

3. gün Çalışma Raporu’nu genel sekreter okudu ve ardında Çalışma Raporu üzerine konuşmak üzere 144 kişi isim yazdırdı. Konuşmacılar Çalışma Raporu üzerine söz almaya başladılar. Fakat çalışma raporu dışında her şeyden konuşuldu. Rapor boynu bükük kaldı. Demokrasi, katılımcı demokrasi, tabandan dem vuruldu; dünya ve Türkiye tahlili vb. bir dizi analizler yapıldı. Ama bir türlü çalışma raporuna gelinemedi. Konuşmacıların hemen hepsi grupları adına konuştular ve her gelen 1 saat 15 dk, 55 dk, 50 dk, 45 dk, 40 dk, 30 dk gibi sürelerde konuştular. Sonuç olarak 144 kişinin konuşması mümkün olmadı. Bu kadar çok insanın konuşacak olması da sorgulanabilir ya da iki dakikada ne söylenebileceği. Ama bir insanın 1 saat konuşması da ciddi bir soruna işaret ediyor. Hele ki kongrenin Çalışma Raporu’na değinmeden. Özellikle uzun konuşan arkadaşların bazılarının kendi uzun konuşmalarından sonra salonu terk ettiklerini hayretler içinde seyrettim. O kadar konuştun bari başkalarını da dinle değil mi? Daha sonra bu uzun konuşmalardan sonra süre tahdidi konuldu. O da 5 dk. Bu arada konuşmayan daha 135 civarı insan var ve saat da olmuş 20:00. E tabii 5 dk aşılıyor, 20 dk, 25 dk vs. uzuyor, baştan beri her gelen konuşmacı kısa konuşacağını söylüyor. Sevimsiz, bıktırıcı, yabancılaştırıcı bir atmosfer.

Aslında tüm gruplar, irili ufaklı ne kadar varsa, hepsi demokrasiden, katılımcılıktan bahsetti ama maalesef demokrasiyi, katılımcılığı sadece kendilerine istediklerini göstermiş oldular. Buradan politik gruplara karşı olunduğu veya siyaset karşıtlığı popülizmi yapıldığı zannedilmesin. Sadece bu politik grupların bu tarz ve tavırlarının sonuç itibarıyla politik olmadığı ifade edilmeye çalışılıyor.

Olumlu Gelişmeler

Neyse sonuç itibariyle; Genel Kurul’da bana göre üniversiteler, kadınlar ve LGBTİ bireyler gerçekten görünür oldular.

Yüksek Öğretim bürosunu oluşturalım denildiği 2005 yılında ne kadar büyük bir dirençle karşılaşıldığını hatırlıyordum. O zaman siz sendikayı böleceksiniz vb. tartışmalar vardı. 2008 yılına geldiğimizde ise Yüksek Öğretim Bürosu kabul edilmişti. Ama o zaman da bu oluşumu genel merkez “tamamen biz belirleyeceğiz” demişti. Ancak 3 üniversite şubesi kabul etmeyince genel merkez 3 şubenin (büyük oranda) istekleri doğrultusunda karar aldı. 2011 yılında da oluşturulan büro faaliyeti devam etti. 2014 Kongresi ise bana göre üniversitenin Eğitim-Sen’de daha görünür olduğu bir kongre oldu. Evet belki meclis önergesi kabul olunmadı ama en azından bundan sonra bir sekreterliğe bağlı yüksek öğretim bürosu olacak ve yine uzman ve avukat olacak.

Eğitim-Sen’de Kadın Sorunu

Yine bu örgütte gerçekten bir kadın sorunu olduğu kanaatim pekişti. İnanılmaz bir direnç olduğuna karar verdim. Hiç bir şey kadın önergeleri üzerinde yapıldığı kadar tartışılmadı. Aslında bazı arkadaşların “kadınların küçük burjuva alışkanlığı” diye söze başlamaları ya da “burada bayanlar için ne karar alınırsa alınsın, ben kendi şubemde uygulamayacağım, kedi koşulluma uygun davranacağım” şeklinde konuşmalarına rağmen (ve geçmiş dönemleri düşündüğümde) kongrenin kadınlar açısından olumlu geçtiğini düşünüyorum. Neden mi? Madde madde sayalım.

1-        Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme (neden bütçe olması gerektiği konusunda uzman olan bizim şube delegasyonu kadın arkadaşımızın –Özgün Akduran- konuşmasından sonra) oy birliğiyle kabul edildi. (tüzük)

2-        Bizim üyeler tarafından kadına yönelik cinsel şiddet, taciz, şiddet, lgbti bireylere, çocuklara karşı işlenen suçlarda, suçun tespiti halinde, Genel Kurul kararı beklenmeden üyelikten atılması oy birliğiyle kabul edildi. (tüzük)

3-        Disiplin üyelerinin 5 asil 5 yedek ve bunların da 3 kadın 2 erkek olması, dolayısıyla Disiplin Kurulu’nun 5 kişiye çıkarılması oy birliğiyle kabul edildi. (tüzük)

4-        Şube ve iş yerlerinde Kadın Meclislerinin kurulması (hali hazırda zaten bazı şubelerde işleyen kadın komisyonları var) oy birliğiyle kabul edildi. (tüzük)

Umut

Yani elbette herkes güzel şeyler yapmak istiyor. Ama sonuç itibarıyla herkes kendini dayatıyor. Üniversitelerden gelen tüm arkadaşların ayrı ayrı katkıları oldu hepsine teşekkür ediyorum. Bence bir birimizi yiye yiye iyi şeyler çıkaracağız. Bu sendika bu haldeyse hepimizin payı var. Bunu sadece şu an yönetimlerde kim varsa ona yüklersek hem kendi gerçeğimizi görmemiş olur, hem de sürekli “tepenin ardındakini” ararız diye düşünüyorum.

Onun için ben yine de umutluyum, güzel şeylerin olacağına.

Mücadeleye Devam!

(Gültan Ergun, İstanbul 6 No’lu Üniversiteler Şubesi yürütme kurulu üyesidir)

Bulunduğu kategori : Emek

Yazar hakkında

İlgili Yazılar