Berlin’de Kentsel Dönüşüm ve Allmende -

Berlin`de neoliberal rantsal kentleşme/dönüşüm politikalarının doğrudan muhatabı ve mağduru olan, buna karşı uzunca bir süre direnen, ancak gectiğimiz aylarda zorla tahliye edilen Allmende`nin 11, Olağan Genel Kurulu 17 Mayıs 2015 tarihinde yapıldı. Allmende’nin dernek yeri 26 Mart Perşembe günü saat 18`de polisler tarafından yasadışı bir biçimde işgal edilmişti. Değişik grup ve inisiyatifler tarafından sosyal, kültürel ve siyasal faaliyetler için bir buluşma merkezi olarak kullanılan göçmen derneği Allmende aktivistleri ile hem dernek hakkında hem de Berlin’de kentsel dönüşüme karşı mücadele hakkında konuştuk.

 İ.Y.:     Dernek kaç senedir faaliyet yürütmekte? Dernek kimlerden oluşuyor? Dernek nasıl örgütleniyor?

A: Allmende 10 yılı aşkın bir süredir çalışmalarını yürütmekte. Ancak bileşenleri gözönünde bulundurulduğunda uzun yıllar öncesine kadar dayanan bir geçmişi var.  Berlin’de daha önceleri farklı grup ve alanlarda çalışma yürüten insanların mücadelelerini birleştirmesi sonucu ortaya çıkan bir oluşum.  Farklı fikirlerin zenginlik olarak görüldüğü, yöneten-yönetilen ilişkisinin olmadığı, Kollektif iradenin hakim kılınmaya çalışıldığı bir işleyişe sahip.

İ.Y:   Derneğin yürüttüğü faaliyetler nelerdir?

A: Başta göçmenlik sorunları, ırkçılık, Almanya ve dünyada yaşanan politik, toplumsal ve kültürel sorunlar olmak üzere, bizleri ilgilendiren her konuda birlikte düşünce üretmek ve alternatif politikalar oluşturmak için çalışmalar yürütmekteyiz. Üyelerimizin ve geniş göçmen kesimlerinin ortak üretilen bu politikalar ve talepler doğrultusunda tavır almalarını, mücadele etmelerini, çalışmalar ve etkinlikler yapmalarını sağlamaya çalışıyoruz. Aslında derneğimizin çalışmaları herhangi bir alanla sınırlı değil. Ancak ırkçılığın yakın bir tehdit oluşturması nedeniyle son yıllarada ırkçılığa karşı çalışmalar öne çıktı denebilir.

 İ.Y. : Berlin’de kentsel dönüşüm politikaları ne zamandan beri gündemde? Bu politikaların belirlenmesinde kimler/hangi gruplar etkin rol oynuyor?

A.: Kentsel dönüşüm Berlin’de özellikle 1989’ da duvarların yıkılmasıyla hız kazandı. Berlin, Demokratik Almanya Cumhuriyeti sınırları içerisinde kalan ve etrafı “Duvar”la çevrili bir ada gibiydi. Burada yaşayan insanlara Berlin teşviği veriliyordu. Aynı şekilde istihdam yaratımı da teşvik ediliyordu. Var olan işyerleri genellikle kalifiyesiz ve sadece teşvikten yararlanmak için Berlin’e transfer edilmiş yerlerdi. Duvarların yıkılmasıyla birlikte neoliberal yıkım ve yoksullaştırma politikaları da hız kazandı. Bu politikaların oluşumunda Almanya’nın yanısıra uluslararası sermaye gruplarının önemli etkileri bulunmakta.

İ.Y.:  Sözkonusu politikaların uygulanmasını sağlayan hukuki çerçeve nasıl değişti?

A: İktidar partileri ve sermaye grupları tarafından iletişim, enerji, eğitim, sağlık ve kira hukukunda özelleştirmeler, fiyat artışları ve diğer önemli değişimler dayatıldı. Muhalif grupların şok durumundan ve parçalanmasından yararlanan küresel sermaye grupları ve onun temsilcileri yapısal ve hukuksal değişimleri fazla direnişle karşılaşmadan hayata geçirdiler. Ayrıca işyeri yatırımlarının Berlin’e gelmesinde ve kalmasında önemli yer tutan teşvikler kaldırıldı. Bu vesileyle Berlin’de bulunan işyerlerinin çoğu kapatıldı ve daha ucuz olan çevre ülkelere taşındı.

İ.Y.:    Kentsel dönüşüm politikalarıyla göçmenlere yönelik  politikalar arasında bir ilişki var mı? Kentsel dönüşüm politikaları en çok kimleri zor durumda bırakıyor?

A: Bu durumdan en fazla etkilenen kesimler Göçmen grupları oldu. Büyük bir çoğunluğu kalifiyesiz işçi statüsünde olduğu için, ilk işten çıkarılanlar da göçmenler oldular. Kısa zamanda işsizlik ve yoksullaşma bu çevrede hızla artış gösterdi. Sanayinin Berlin’den kaçmasına engel olmayan siyasi iktidar, Berlin politikasında değişime gitti. Berlin artık yüzünü turizm ve eğlence sektörüne çevirdi. Oteller, Tiyatrolar, müzikaller, eğlence atraksiyonları ve yerleri hızla çoğaldı, kentsel dönüşüm ve Berlin’e göç bu yönde şekillendi. Bugün Berlin yılda 30 milyon turist ağırlıyor. Çoğunluğu kira olan kamu konutları da dahil Konutların büyük çoğunluğu özelleştirildi. Özelleştirme sürecine yeni girildiği için emlak pazarının diğer Avrupa ülkelerine göre hala ucuz olması küresel emlak şirketlerinin Berlin’e saldırmasına vesile oldu. Bu politikalardan nasibini alan kesimler yine Göçmenler oldu ve oluyor. Özellikle 2004 yılında Ajanda 2010 reformu adı altında birçok sosyal kısıtlamalar hayata geçirildi. İşsiz ve yoksul kesimler sürekli yükselen kiraları ödeyemedikleri için zorunlu tahliyelerle karşı karşıya kaldılar. Göçmenlerin uzun yıllardır yaşadıkları kenar semtler duvarların yıkılmasıyla merkez semt, dolayısıyla özelleştirmelerin ve kira artırımlarının en yoğun yaşandığı semtler haline geldiler. En çok değişime uğrayan, daha önce işçi semtleri olan, Wedding, Kreuzberg ve Neukölln oldu. Zorunlu tahliyelerin en yoğun olduğu semtlerde buralar.

İ.Y.:    Bu noktada Allmende neden önemli bir dernek? Allmende bu konuda ne yapıyor?

A: Bugüne kadar göçmenler, zorunlu tahliyeleri ve başka semte taşınma mecburiyetlerini kentsel dönüşüm politikalarının sonucu olarak algılamıyorlardı. Var olan Göçmen dernekleri tarafından da bu konu pek işlenmiyor. Hatta birçok dernek kentsel dönüşüm sonucu kendi bulundukları semtlerden uzaklaşmak zorunda kaldıklarında sessiz sedasız taşındılar. Böylece son dönemlerde yaşadığımız semtlerin sosyal kültürel yapısı önemli derecede değişti. Dar gelirlilerin ve yoksulluk sınırındakilerin gidebilecekleri sosyal kültürel etkinlikler ve mekanlar kalmadı. Kentimizin değişiminden dolayı kiraların artması ve gündelik yaşamın gittikçe pahalılaşması dar gelirlilerin ve yoksulların kenar semtlere taşınmasına yol açıyor. İnsanlar mücadele yerine başka semtlere taşınmayı tercih ediyorlar. Tam da burada Allmende’nin ve aslında diğer derneklerin ve hareketlerin önemi ortaya çıkıyor. Allmende kent politikalarıyla derdi olan tüm dernek, parti, hareketler ve gruplarla beraber çalışmayı önüne koydu. Birçok dayanışma ağında ve eylem birliklerinde yer alıyor. Kentsel Dönüşüm politikalarına karşı hem birçok etkinlikte ve eylemde yerini alıyor, hem de etkinlikler düzenliyor. İçinde bulunduğumuz durumun kentsel dönüşüm politikalarının bir sonucu olduğunun farkındalığını yaratmaya çalşıyor. Çözümün direnerek, mücadele ederek kendi lehimize çevrilebileceğinin bilincinin oluşmasına katkıda bulunuyor. Çok başarılı olduğumuz şu an için söylenemez, fakat bunun bir süreç olarak görülmesi gerekiyor. Toplumun siyasallaşması ve siyasetin toplumsallaşması uzun soluklu mücadele ve direniş gerektiriyor.

11088404_888852984512888_6148972994684313447_n

İ.Y.:    Allmende’ye yönelik uygulanan zorla tahliye kararı sürecine nasıl gelindi? Bu karar nasıl uygulandı?

A: En nihayetinde kentsel dönüşüm politikaları Allmendeyi de buldu. Benzeri durumla karşı karşıya gelen insanlardan çok farklı değil. Rantın yüksek olduğu semtlerin tümünde ev sahipleri benzeri taktikler uyguluyorlar. Bazen kiranın geç ödendiği bahanesine, bazen tadilat yapılacağı, bazen de bizim gibi kira sözleşmesinin uzatılmaması gibi yöntemlere başvuruluyor. Ne yazıkki yasalar ev sahiplerini koruyacak biçimde uygulanıyor. Mahkeme süreçleri genellikle kiracılar aleyhine sonuçlanıyor.

8 senedir faaliyetlerimizi yürüttüğümüz dernek lokalimizin kira sözleşmesi daha fazla kira geliri elde etmek isteyen ev sahibi tarafından uzatılmadı ve başka bir kiracıya sözde kiralandı. Biz, Allmende olarak buna itirazımızı belirterek iki yol seçtik: Hukuk ve sokak mücadelesi. Bir taraftan hakkımızı hukuki yoldan aramak için ev sahibini mahkemeye verdik, diğer taraftan bunun yeterli gelmeyeceğini bildiğimiz için sokak mücadelesini örgütlemeye yöneldik. Komşularımızı, semt sakinlerini ve birlikte çalıştığımız grupları, partileri ve inisiyatifleri bilgilendirerek bu konuda mücadelemizi sonuna kadar yürüteceğimizi belirttik. Mücadelemiz 15 ay sürdü.

Mahkeme Aralık 2014’ te sosyal/kültürel argümanlarımızı dikkate almayarak sadece özel mülkiyet çıkarlarını öne sürerek 27.03.2015 tarihinde saat 11:00 de bizim tahliyemize karar verdi. Bizim direnmeden çıkmaya niyetimiz yoktu. Zorunlu tahliye günü olan 27.03.2015 cuma günü için Eylem Birliği grubu ile hazırlık yaptık. Zorla tahliyenin uygulanacağı mahkeme tarafından bildiriliyor. Bize de bildirildi. Yani 27 Mart 2015 günü saat 11:00 zorla tahliyenin gerçekleştirmek için gelmeleri gerekiyordu. Bu tahliyeyi kitlesel bir protesto ile engellemek için harekete geçtik. Bu gibi konularda duyarlı olan ve çalışmalar yürüten gruplarla koordinasyon içerisinde olduk. Kitlesel protestolarla bu güne kadar bir çok zorla tahliye girişimi engellenebildi. En azından tahliye süreçleri uzatılabildi.

 Ancak Allmende özel bir uygulamayla karşı karşıya geldi. Tahliyenin yapılacağı günün bir gün öncesinde 26 Mart günü saat 18:00  de  sivil polisler daha sonra da resmi polisler tarafından dernek odaları işgal edildi ve hiç kimse içeriye alınmadı.

Perşembe Günü’nden odalarımıza ve merdivenlere doluşacaktık; binayı terk etmeyecektik. Böylelikle cuma günü polisin lokale girmesini bloke edecektik. Polis, bizim eylem planımızdan haberdardı ve hukuki süre bitmeden, Allmende’nin bulunduğu binanın kapısının önüne yığıldı. Bu ilk defa yaşanan bir durumdu. Böylelikle polis binaya girişleri illegal olarak bloke ederek bizim lokale girişimizi engelledi. Aşağı yukarı 1000’ e yakın polis, tomalarıyla ve zırhlı araçlarıyla bu eylemimizi engelleyerek zorunlu tahliyeyi gerçekleştirdi.

 Perşembe günü 300 aktivist toplandık. Polis ile tartışmaya ve sertleşmelerinden dolayı fiziksel mücadeleye giriştik. Birkaç kişi yaralandı. Bunlardan biri hastanelik oldu ve 5 aktivist tutuklandı. Daha sonra semt merkezine yürüyüş yaptık. Cuma günü sabahtan 500’ e yakın aktivistle yine sesli ve eğlenceli yürüyüş tertipledik. Saat 11:00’de de polis ve icra memuru müdahalelerimize rağmen zorunlu tahliyemizi tamamladı. Evet, polis zoruyla yerimizden edildik. Fakat eylemimiz ciddi ses getirdi. Medyada beklentilerimizin üstünde yer ve ilgi buldu. Semt sakinlerinin ve komşularımızın mücadeleye ve direnişimize katkısı çok düşüktü. Fakat bu bir süreç, katılımın çok daha yükseklerde olacağına umutla bakıyoruz. Mücadele devam ediyor. Polisin işgalini ve derneğe ulaşmamızı illegal bloke etmesini yargıya intikal ettireceğiz. Çünkü polis devleti yasaları uygulandı. Polisin bu eyleminin yargılanması, gelecekteki mücadelemizde tekrarlanmaması açısından yararlı olabilir. Ayrıca bu siyasetin ve uygulamanın sokak mücadelesine dönüşmesi ve politik duyarlılığın arttırılması için de bir eylem planı hazırlığı içerisindeyiz.

 İ.Y.:    Zorla tahiliye sırasında polisin uyguladığı şiddeti nasıl  değerlendiriyorsunuz?

A:Yapılan eylemlerde zaman zaman polisin uyguladığı şiddete çok yabancı değiliz. Yabancısı olmadığımız bu durumu hiç bir zaman meşru olarak görmedik. Polis şiddetinin meşruluğu bir yana polis zorla tahliye sırasında kendi yasalarını da çiğnemiştir. Bu uygulamaya karşı gerek resmi kurumlara yönelik gerekse de topluma dönük çalışmalar yürütüyoruz.

İ.Y.:  Allmende’nin kendi ofisinden çıkartılması mahallede ve  diğer toplumsal muhalefet örgütlerinde nasıl karşılandı?

 A.: Özellikle aynı sorunlarla karşı karşıya olan insanların kısmen bir ilgisi oluştu. Ancak dernek binası işyerlerinin bulunduğu bir caddede olması nedeniyle komuşularımızın bir desteğinden sözetmek zor. Buna karşın özellikle rantsal dönüşüme karşı mücadele eden gruplar başta olmak üzere anti-faşist, anti-ırkçı ve başka alanlarda çalışmalar yürüten bir çok grupla birlikte davrandık. Bu grupların yanısıra bazı muhalefet milletvekilleri de zaman zaman mücadelemize destek verdiler.

 İ.Y.: Yukarıda bahsettiğiniz Eylem Birliği’ni de anlatır mısınız?

A.: Eylem Birliği içerisinde Kent politikalarına yönelik çalışmalar yapan gruplar, semt ve mahallerde oluşmuş inisiyatifler, ırkçılığa karşı mücadele örgütlenmeleri, anti.faşist gruplar ve bu konularda duyarlı olan ancak herhangi bir grup içerisinde yeralmayan bireylerden oluşuyor. Eylem Birliği Allmende’nin karşı karşıya olduğu saldırı karşısında tavır geliştirmek.  Berlin’de bu alanlarda çalışmalar yürüten kalıcı eylem birliktelikleri olduğu gibi bileşenleri duruma göre değişkenlikler gösteren eylem birliktelikleri de varlığını sürdürüyor. Allmende’nin durumuyla ilgili eylem birliğinin kalıcılığını zaman içerisinde göreceğiz. Ancak her durumda bu alanda çalışma ve mücadelemizi sürdürmek gerektiğinin farkındayız.

İ.Y.   Allmende bundan sonra ne yapacak?

 A.: Allmende bir mekanla sınırlı bir dernek, bir grup değil. Mekandan bağımsız olarak bir çok alanda faaliyetlerimizi sürdürmeye çalışıyoruz. Ancak bir mekanın olmasının yürütülecek faaliyetler açısından öneminin farkındayız. Kalıcı bir mekana sahip olana kadar birlikte mücadele ettiğimiz grupların mekanları ve bir çok mekanı buluşma alanı olarak kullanacağız. Önümüze koyduğumuz hedefler doğrultusunda çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

 

Söyleşiyi gerçekleştiren: İlkay Yılmaz

Bulunduğu kategori : Hariciye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar