başlarken… -

 

Parmağını sürsen dünyaya, rengini anlarsın

Gözünle görsen elmayı, sesini duyarsın

Onu işitsen, yuvarlağı sende kalır

Her başlangıçta yeni bir anlam vardır.

Edip Cansever

 

Başlangıç dergisinin web sitesine başlarken de bu şiirle başlamıştık. Arkasından da eklemiştik:

“Yeryüzünün lanetlileri” dünyanın her yerinde yeniden hareketleniyor. Brezilya’dan Tahrir’e, Wall Street’ten Gezi Parkı’na kadar rengini bilmediğimiz dünyalar, sesini duymadığımız meyveler, şeklini bilmediğimiz sesler ortaya çıkıyor. Anlamını bulmak ve bu anlam uyarınca eylemek için herkesi yeni bir başlangıca çağırıyoruz (Başlangıç Yazıları n.0).

Hiçbir tarihsel süreç hele hele köklü dönüşüm süreçleri düz ve çelişkisiz bir şekilde ilerlemiyor. İnişler, çıkışlar, karşı-süreçler, yeni atılımlar… Tarih okumakla tarih yapmak arasındaki önemli bir fark bu olsa gerek: İlkinde parçalar aklımıza bir bir sunulurken, ikincisinde parçaları birleştirmek bize kalıyor. Birleştirdiğimizde -birleştirdiğimizi düşündüğümüzde- yahut birleştiremediğimizde –birleştiremediğimizi düşündüğümüzde-  bu duruma sayısız insanlık hâli de eşlik eder hale geliyor: Coşku, hayal kırıklığı, heyecan, öfke ve elbette umut… O nedenle coşkumuz da, hayal kırıklığımız da, heyecanımız da, öfkemiz de ve elbette umudumuz da tarihin önemli bir kavşağında düşünen ve eyleyen özneler olmamızdan kaynaklanıyor. Bir süredir hem Wall Street’teyiz hem Ukrayna’da, hem Tahrir’deyiz hem Syntagma’da, hem Taksim’deyiz hem Rojova’da. Her yerdeyiz. Bazen galebe çalıyoruz bazen de üzerimizden buldozerler geçiyor sanki. Ama mücadele ediyoruz. Yeniden. Bu bile umutlanmak için yeterli. Yeniden.

Hakkımızı verelim. Gezi’de iyi haykırdık gerçekten: “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam..!”

* * *

“Minerva’nın baykuşu akşam karanlığı çökünce kanatlarını açar” demişti Hegel, felsefenin kaderinin her şey olup bittikten sonra kavramak olduğunu anlatmak için. Hiç şüphesiz ki Başlangıç’ı bu saikle çıkarmıyoruz. Amacımız anlamaya ve eylemeye müdahale edebilmek. Bu müdahalenin kolektif araçlarının yaratılmasına katkı sunabilmek. Yukarıda alıntıladığımız Başlangıç yazısında belirttiğimiz gibi:

 Bir araya gelme amacımız solun merkezinin oluşturulmasına yönelik bir sürecin başlatılmasına tüm gücümüzle katkı sunmak. Solun Türkiye’deki aşırı parçalı yapısı elbette büyük sorun, fakat sorun ettiğimiz merkez eksikliğinin sebebi değil semptomu… Her bir parçasının kendisini merkez olarak gördüğü solun bu uzatılmış fetret döneminden çıkmak ve gerçek bir merkezin inşasına katkı sunmak esas kaygımız. Bunun, bildiğimiz mevcut yapıların bir kısmının bir araya gelmesinden ibaret bir “solun birliği” hikâyesi üzerinden gerçekleşemeyeceğinin farkındayız. Bu süreci, solun ideolojik, politik ve pratik olarak yeniden harmanlanmasına yönelik girişimlerin ortaya konması ve bu yönde aktif tutum alışlar olarak kavrıyoruz. Yürüteceğimiz tartışmaları ve ortaya koyacağımız pratikleri bu minvalde şekillendireceğiz.

Bu ideolojik, politik ve pratik yeniden harmanlanma süreci çok boyutlu müdahaleleri gerektiriyor. Çünkü devrimci siyaset hem ütopik bir ufku barındırmak hem bu ufku günün, anın kavgasına yedirmek hem de bu iki düzey arasında volan kayışı işlevini görecek olan stratejik pozisyon ve yönelimleri barındırmak durumunda. 1980’lerden beri her yerde deneyimlediğimiz “uzun yenilgi süreci” bu üç düzeyde de adeta bir zincirleme kaza etkisi yaratmış durumda: Ütopyamızı “göremiyoruz”, stratejiye “ihtiyaç duymuyoruz”, gündelik tutum alışlarda “berhava oluyoruz”.

Başlangıç’ta bu üç kerteye de değmeye çalışacağız.  Zira sosyalist-devrimci bir sol pozisyonun bugünkü sorunları her zamankinden daha fazla iç içe geçmiş durumda. Başlangıç’ın içeriğinin de bu iç içeliği yansıtmasını hedefliyoruz. Başlarda eklektik kalma riskini barındırarak, fakat bunlar arasındaki ilişkileri giderek daha organik bir şekilde kurmayı hedefleyerek. Ve elbette burada kurulacak tartışmanın sol içerisinde kolektifleşmesi amacından vazgeçmeyerek.

Bu tartışmanın karakterinin programatik olmasına gayret edeceğiz.  Programatik tartışmayı, sosyalist-devrimci bir programı ortaya çıkarmak için yapılması gereken bir tür mıntıka temizliği olarak anlıyoruz; yoksa programın kendisini yazmak olarak değil. Program elbette, politik olarak kavilleşmiş insanların, kolektif olarak ortaya çıkaracakları bir ürün olacak. Biz sadece üzerine politik bir programı oturtabileceğimiz zeminin hazırlanmasına katkı sunmayı amaçlıyoruz.

Bir yola çıkıyoruz. Bunun sosyalist-devrimci solun ideolojik ve politik merkezinin yeniden inşasının oluşturulmasına yönelik bir yol olmasını düşlüyoruz. Bu yola girilmesi gerektiğini düşünen herkesten katkı almaya, herkese katkı vermeye hazırız. Kolektifleştirilemediği takdirde yolun sonunun yanlış yerlere çıkacağını biliyoruz. Yola çıkarken de azığımıza sadece aşağıdaki temel ilkeleri koyuyoruz:

Stratejik perspektif: Devrim tek ve kesintisiz bir süreçtir. Tarihsel-siyasal olarak aşamalara (burjuva demokratik devrim, sosyalist devrim gibi) bölünemez. Devrimi hazırlayacak siyasal ve toplumsal hareketlerin mevcut güç dengeleri içerisindeki durumlarına göre somut görevlerin belirlenmesi ayrı, devrim sürecini farklı stratejik aşamalara bölmek ayrıdır. Her somut durumun –örneğin bizim içinde bulunduğumuz inşa sürecinin- kendine has somut görevlerini belirleyecek olan yine devrimin gerçekleşmesine yönelik öngörülerimizdir: Bu nedenle devrimin nasıl olacağını yeniden düşünmeye başlamak zorundayız. Belirli bir lokal ve zamansal konjonktürde –yine bizim içinde olduğumuz türden- siyasal ve toplumsal güçsüzlük durumu bunu düşünmeyi engelleyebilir. Bu duruma bağlı olarak alttaki iki yaklaşımı devreye sokmak gerekir.

Dinamik, dönüştürücü olana odaklanmak: Genel, durağan ve sosyolojik doğrulardan ziyade spesifik, dinamik ve politik olanı öne çıkarmalıyız. “Emekçiler, işçi sınıfı” gibi genel kavramlardan, “proleterleşme” gibi oluş halindeki süreçlerin potansiyel olarak dönüştürücü ve politik boyutlarına odaklanmalıyız. “O da önemli, bu da önemli” gibi bir yaklaşımla her şeyi önemli kılıp hiçbir şeyi ayırt etmeme çizgisinden de sıyrılmalı, yığınağı spesifik olarak hangi kesimlere/süreçlere yapacağımızı ve hangi araçlarla, örgütlerle bunu gerçekleştireceğimizi açıklığa kavuşturmalıyız?

Pratik bir enternasyonalizm: Enternasyonalizm bir ufuk meselesi değildir, an ile ilgili bir meseledir. Gerek iktidar yapılanmaları gerek muhalefet ve direniş hareketleri ve bunlara zemin oluşturan sınıfsal formasyon süreçleri ile ilgili paralellik ve benzerliklerin şaşırtıcı bir biçimde arttığı dünya-tarihsel bir dönemden geçiyoruz. Birçok deneyim, sosyalist bir strateji tartışması açısından doğrudan öğretici boyutlar barındırıyor. Enternasyonal perspektifin yüksek derece pratik, maddi anlam taşıdığı bir dönemden geçiyoruz.

Bu temel yaklaşım ilkelerini an itibariyle, hemen hayata geçireceğimiz iddiasında değiliz. Zamana ve bu zaman içerisinde tartışmayı mümkün olduğu kadar kolektif kılmaya ihtiyacımız olacağı kesin. Sosyalist-devrimci sola “akıl öğretmeye” soyunan bir yönelimin çıkmaz yol olacağını, böyle bir tarzın özellikle de devrimci bir siyasetin doğasına aykırı olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle kolektif bir tartışmanın önünü açmaya gayret edeceğiz. Kolektif bir tartışmanın illa kapalı salonlarda gerçekleşmesine ihtiyaç yok. Bizim öncelikle yeniden -ve gerçekten- ortak bir akıl yürütme alanını kurmaya ihtiyacımız var. Gerektiğinde birbirimizle polemik yapmaktan imtina etmeyeceğimiz, düşünsel etkileşime gireceğimiz, anlaşamasak da birbirimize referans vereceğimiz ortak bir tartışma alanını oluşturmayı, Başlangıç sürecinin en başından itibaren vurguladığımız “sosyalist solun merkezini inşa etme” görevinin önemli bir parçası olarak görüyoruz. İçi doldurulmamış, diplomatik düzeyde dizayn edilmiş yan yanalıklardan ziyade, yoldaşça gerçekleştirilecek tartışmaların –sonuçları itibariyle- daha hayırlı olacağını düşünüyoruz. Yeter ki karnımızdaki dert ortak olsun.

* * *

Elinizde tuttuğunuz ilk sayı Başlangıç süreci içerisinde şimdiye kadar söylenenlerin ve alınan pozisyonların bir tür dökümü olarak tasarlandı. Önümüzdeki sayıdan itibaren yukarıda anlattığımız süreci daha derinlikli olarak örme gayreti içerisinde olacağız.

Buluşmak ve paylaşmak dileğiyle…

Bulunduğu kategori : Başlangıç Yazıları

Yazar hakkında

İlgili Yazılar