başlangıç yazıları n.2: ‘başlangıç’ için başlangıç notları -

 

Gezi direnişi, radikal-devrimci solun toplumsal etki alanında yakın tarihte eşi benzeri görülmemiş bir genişlemeye yol açtı. Solun sloganlarının, sembollerinin, mücadele araç ve biçimlerinin yenilenerek popülerleşmesi, yaygınlık ve meşruiyet kazanması, Gezi’nin belki de en önemli kazanımı. Ancak sosyalist hareketin toplumsal meşruiyet ve etkisindeki bu belirgin artış, onun siyasal etki ve gücünde niteliksel bir sıçramaya karşılık gelmiyor. Direniş günlerinde ne kadar öne çıkmış olursa olsun radikal-devrimci solun genel siyaset üzerinde tayin edici bir etkide bulunma, siyasal iktidar karşısında belirgin bir basınç oluşturabilme kapasitesi hâlâ göz ardı edilebilir bir seviyede. Durum bu olunca Gezi’nin yarattığı siyasal dalgalanmalar mevcut siyasal mimariyi istikrarsızlaştıran bir etkide bulunsa da kurumsal siyasete alternatif radikal bir seçeneğin şekillenmesine olanak vermiyor. Dahası, Gezi ve sonrasında şahidi olduğumuz toplumsal kabarışın sistem içi kanallara çekilerek ehlileştirilmesi, evcilleştirilmesi, son yılların moda tabiriyle “çalınması”, gerçek bir tehlike olarak karşımızda duruyor.

Solun ve toplumsal muhalefet güçlerinin artan toplumsal meşruiyeti ve sokaktaki itibarıyla siyasal etkisi (ya da etkisizliği) arasındaki bu paradoks, önümüzdeki dönem açısından tayin edici olacak ve mutlaka dikkate alınması gereken bir faktör. Bu bakımdan, Gezi sonrasında, sosyalist hareketin yeniden inşası açısından eski ve yeni görevlerin iç içe geçtiği bir konjonktürle karşı karşıyayız. Sosyalist hareketin yeniden inşasının önündeki uzun vadeye yayılıp birikmiş, akut hale gelmiş sorunlar, Gezi sonrasının yarattığı olanaklarla birlikte çelişkili bir bütün oluşturuyor. Gezi sonrasında hiçbir şey değişmemişçesine mevcut örgütsel-siyasal rutinle yetinmek ne kadar hatalıysa, direnişin ardından her şeyin bütünüyle değiştiğini, sıfırdan başlayan, yepyeni görevlerle karşı karşıya olduğumuz algısı da o denli yanlış.

Bir yandan toplumsal mücadele ve direnişler içerisinde iğneyle kuyu kazma sabrı ve sebatıyla hareket etmeliyiz. Çıkış metnimizde de vurguladığımız gibi, sosyalist hareket içinde her yeni derlenme yahut biraraya gelme girişimi, mutlaka toplumsal direniş ve mücadelelerden desteklenen bir yeniden inşa faaliyetiyle bağlantılı olarak kurgulanmalıdır. Son yıllarda çok sayıda örneğini gördüğümüz her “yukarıdan” ve mevcut örgüt bürokrasilerini seferber etmekle yetinen inşa girişimi akamete uğramaya mahkûmdur.

Toplumsal mücadele alanları içerisinde gerçek anlamıyla demokratik, aşağıdan yukarıya ve anti-bürokratik bir tavrı eylemli olarak ortaya koyan, ikameci olmayan, o faaliyetin parçası olan herkesi özneleştiren bir mücadele anlayış ve biçimini yaygınlaştırmak temel önemdedir. Bu bakımdan, radikal-devrimci solun, somut mücadelelerin somut ihtiyaç ve gerekleri aracılığıyla derlenmesini, yenilenmesini mümkün kılacak birleşik eylem zeminlerinin yaratılmasını, bulunduğumuz her alanda önümüze koymalıyız.

Ancak diğer yandan, direniş ve mücadeleleri koordine eden, sesini güçlendirip duyulur kılan, mücadele deneyimlerini birleştiren, mücadele ve direnişleri devrimci bir toplumsal dönüşümün kaldıracı olarak işlevli kılan bir siyasal merkezin inşasını da küçümsememeliyiz. Sokak muhalefetinin yakın geçmişe göre çok daha etkin, çok daha yaygın olduğu günümüzde, hâkim sınıfın çeşitli fraksiyonları karşısında bağımsız bir siyasal ve sosyal alternatife işaret edecek bir siyasal merkezin eksikliği, çok daha büyük ve kritik bir zaaf olarak orta yerde duruyor.

Unutmayalım: Sosyalist hareketin politik merkezinin kalmadığı, “dik durmamızı” sağlayacak bir örgütsel-politik omurganın var olmadığı mevcut koşullarda; siyasal inşayı göz ardı eden bir “direnişçilik” ile sosyalist hareketin inşasının ancak toplumsal direnişler aracılığıyla gerçekleşebileceğini göz ardı eden “büyük siyasetçilik” birbirinin ayna yansımasıdır.

Dolayısıyla antikapitalist bir kopuşu hedefleyen bir siyasal alternatifin inşası, asla atlanmaması ve ertelenmemesi gereken bir görevdir. Başlangıç girişimi, bu tespitten haraketle radikal-devrimci solun derlenmesi, harmanlanması, mevcut örgütsel ve programatik dağınıklıktan sıyrılması yolunda anlamlı bir katkı sunmayı önüne koyuyor. Bunun, mevcut siyasal yapıların bir kısmının bir araya gelmesinden ibaret bir “solun birliği” girişimi üzerinden gerçekleşemeyeceğinin farkındayız. Amacımız, sayısı zaten çok olan birlik girişimlerine bir yenisini eklemek değil.

Bu dağılma ve yeniden inşa devrinde, yapısal-tarihsel kısıtlarla konjonktürel olanakların birarada varolduğu bu dönemde, farklı toplumsal mücadele ve direnişlerin iç içe geçmesini, harmanlanmasını sağlayacak birleşik eylem zeminlerinin oluşmasına katkı sunmak istiyoruz. Burada kastettiğimiz, mutat basın açıklamaları yahut protesto eylemleriyle yetinen birliktelikler, platformlar, bloklar, çatılar vs. değil. Kuru propagandadan ziyade siyasal ve sosyal müdahaleyi mümkün kılacak araç ve mecralara ihtiyacımız var. Sosyalist hareketin antikapitalist temelde yeniden inşasına anlamlı bir girdi oluşturacak birleşik eylem zeminlerinin hedefi, a) parçalı mücadeleler arasında önce koordinasyon ve deneyim paylaşımını, giderek de bunlar arasında bir harmanlanmayı mümkün kılmak ve b) emekçi ve ezilenlerin kendi kendini örgütleme ve eyleme kapasitesinde bir artışa imkân vermek olmalıdır.

Başlangıç girişimi olarak, komünizmin toplumsal kurtuluş özlemini aktüel bir siyasal mesele haline getirecek bir stratejik-programatik tartışmaya olanak sağlayacak açık diyalog ve tartışma alanları inşa etmek istiyoruz. Türkiye sosyalist hareketinin önemli bir zaafı, sosyalist toplumsal dönüşüm hedefiyle aktüel siyasal/toplumsal pratik arasında bir “geçiş” mantığına sahip bir bağlantı oluşturmakta zayıf kalmasıdır. Dolayısıyla ya “siyaset” vurgusuyla “reel politik” bir tutum takınılmakta ve egemenler arası mücadeleler mutlaklaştırılıp bunlara yaslanılmakta ya da siyasi içeriğinden (yani kapitalizmden kopuş perspektifinden) arındırılmış bir toplumsal mücadele ve aktivizm anlayışı hâkim olmaktadır.

Bu nedenle Başlangıç girişimi, devrimci toplumsal dönüşüm perspektifiyle ezilenlerin yakıcı sorunları ve acil taleplerini temel alan toplumsal mücadeleler arasında bağlantı kurmayı mümkün kılacak bir stratejik tartışmayı ve pratik faaliyeti örgütleyecek açık alanların kolektif bir biçimde inşasını önüne koyuyor.

Unutmayalım: Sosyalist hareketin antikapitalist temelde yeniden inşa sürecinde temel öğe, onun “ideolojik, siyasal ve örgütsel bağımsızlığı”, bağımsız bir sınıf alternatifi yaratma iddiası olmalıdır. Bu anlamda, “liberallik”, ya da “ulusalcılık” gibi çoğu zaman ayağı yere basmayan sıfatlardan daha önemli ve belirleyici kıstas, sınıf bağımsızlığının sağlanması ve korunmasıdır. Önemli olan, başkalarının gündemine karşı kendi gündemini oluşturmak, mevcut saflaşmalar karşısında yeni siyasal saflaşma hatları ortaya koyabilmektir. Sermaye sınıfının şu ya da bu fraksiyonunun ortaya attığı gündemlerin peşinden ayrılmayıp kendi siyasal gündemini oluşturmayı erteleyen sosyalist hareket, mevcut güçlerden birinin yedek tekerleği olmaya mahkûmdur.

Bu anlamda bugün sermayenin yeni “çitleme-metalaştırma-el koyma” hareketine karşı emeğimizi, müşterek alanlarımızı, bedenlerimizi savunan direnişlerin aktüel halini ve ihtiyaçlarını temel alan bir siyasal tahkimat ve doğrultuda anlaşmak, Türkiye’nin sözde “büyük” meselelerine dair tahlillerimizde anlaşmaktan çok daha kritik önemde. Sosyalist hareket ana akım siyasetin gündemleri temelinde kendi içinde bitimsiz saflaşmalara boğulmakla ziyadesiyle güç ve enerji kaybetti, kaybetmeye devam ediyor. Gelin sahici, yani “bizim” meselelerimiz etrafında saflaşalım. “Bağımsızlık” ama işçi hareketi ve toplumsal direnişlerin bağımsızlığı işte böyle sahici bir saflaşmanın temel kıstası olmak durumunda.

“Tarihin sonu” lafzının sonunun geldiği, her şeyin bir kez daha mümkün hale geldiği bir çağ dönümünde en baştan ve yeniden başlamaktan korkmayalım. Sabırla ama aynı zamanda da bir aciliyet hissiyle bütünlüklü bir yeniden inşanın parametrelerini gelin hep beraber kurmaya girişelim. Mevcutla yetinmeyelim, mevcuda sığınmayalım. Birlikte yürüyelim, yolumuz uzun….

Bulunduğu kategori : Başlangıç Yazıları

Yazar hakkında