Bağımsızlığı kim getirecek? – Barış Yıldırım -

 

Katalunya’nın bağımsızlığının savunulması çok önemli, çünkü merkeziyetçi İspanyol rejimi bütün yarımadadaki emek ve demokrasi güçlerinin baş düşmanı. Ancak kemer sıkmacı Katalan burjuvazisinden asla bağımsızlık ve demokrasiyi getirmesi beklenemez.

Katalunya’daki 27 Eylül seçimlerinde bağımsızlık yanlısı partilerin eli güçlendi. Katılımın üç yıl öncesine göre 10 puan artarak %77.5’e ulaşmasıyla seçimler bir tür plebisit niteliği kazanırken, bağımsızlık yanlısı iki partinin toplam oyu %47.8’e vardı, dört ‘İspanyolist’ partinin oyları %41.7’de kaldı.[1]

İspanya devletinde politik ve ekonomik krizin derinleşmesiyle beraber özellikle son dört yıldır Katalanların bağımsızlık talebi kitleselleşiyor. İspanyol krallığının 300 sene önce Barcelona’yı işgalinin anıldığı 11 Eylül yürüyüşlerinde, her yıl 1-1.5 milyon insan (toplam bölge nüfusu 7.5 milyon) sokağa dökülerek bağımsızlık istiyor.

Rejimin tehditleri

Franco diktatörlüğünün ardından yaşanan kontrollü geçiş sürecinde kurulan mevcut monarşik ve merkeziyetçi İspanyol rejimi, seçim öncesinde Katalan halkına bolca tehdit savurdu. İktidardaki merkez sağ parti (PP) açıkça Anayasa’nın 155. maddesini kullanıp yeni Katalan hükümetini görevden alabileceğini söylerken, savunma bakanı da orduyu Katalunya’ya göndermekten geri durmayacaklarını ifade etti. Obama ve Merkel sonuna kadar İspanya’nın bölünmez bütünlüğünden yana olduklarını belirtedursun, Avrupa Komisyonu yetkilileri de İspanya devletinden kopacak bir Katalunya’nın AB üyesi sayılmayacağını ilan etti. Böylece bir ulusal kurtuluş mücadelesi karşısında daha, ortalıktaki bütün gerici güçlerin hızla birleştiğine tanık olduk.

Seçimlere bağımsızlık yanlısı olduğunu ifade eden iki ana güç katıldı. Birincisi olan Evet için Birlikte adlı seçim ittifakı (JxSÍ) Katalan burjuvazisini temsil ediyor; başındaki isim de mevcut Katalunya başkanı liberal Artur Mas. Mas 2010’dan beri iktidarda ve yoğun bir kemer sıkma programı uyguluyor. Mas’ın partisi CDC, bu ittifaka başta merkez sol ERC olmak üzere bir dizi burjuva partisini de katarak ciddi bir blok oluşturdu. Ancak ittifakın bu seçimlerde aldığı oy (%39.6), bu iki temel bileşeninin önceki seçimlerde aldığı oyların toplamından (%30.7 + %13.7) düşük ve mutlak çoğunluğa ulaşmıyor.

Burjuva partileri oy kaybediyorlar, çünkü son yıllarda kemer sıkmada İspanya şampiyonu oldular. Bölgenin sağlık ve eğitim bütçelerini %15-20 budadılar, kamu emekçisi maaşlarını kestiler, binlerce öğretmen ve kamu emekçisini işten attılar. Borçlu insanların ipotekli evlerinden atılması alanında da İspanya birinciliği Katalunya yönetiminde. Sonuç olarak yarımadanın en zengin bölgelerinden birinde yoksulluk hızla yayılıyor.

Mas bağımsızlık istiyor mu?

Emekçiler cephesinden kemer sıkmaya karşı tepkiler yükselirken, Katalan burjuvazisi bağımsızlık talebini biraz da hedef saptırmak için, bütün dertlerin sorumluluğunu Madrid hükümetine yıkmak için kullanıyor. İşi gerçekten bağımsızlığa vardırıp vardırmayacakları tartışmalı. Seçim öncesi bağımsızlık için 18 aylık bir pazarlık yürüteceklerini ilan etmişlerdi, ancak merkezi devletin buna asla yanaşmayacağı ortada. İspanya devletiyle doğrudan çatışmayı ve AB’den kopmayı göze almaları zor olduğu için, asıl isteklerinin sıkı bir pazarlıkla mali ve idari özerkliği artırmak olduğu düşünülebilir.

Oylarını ciddi bir biçimde artıran bağımsızlık yanlısı güç ise radikal sol parti CUP oldu. CUP seçim kampanyasında tek taraflı bağımsızlık ilanını savundu. Partinin “Tam Egemenlik Programı” başlıklı seçim bildirgesi, İspanyol devletinden, AB’den ve Troyka’dan kopuşu, borç ödemesini kesmeyi, kemer sıkma tedbirlerinin etkilerini geri çevirecek acil bir sosyal programı, stratejik sektörlerde kamulaştırma ve özyönetimi, yoksulluk yaratan kapitalizme son vermeyi ve patriyarkaya karşı durmayı telaffuz ediyor.[2] Mas hükümetine yönelik artan tepkiler sonucunda, CUP 2012’de %3.5 olan oy oranını %8.2’ye, sandalye sayısını da 3’ten 10’a çıkardı. Toplam bağımsızlıkçı oylar %50’ye ulaşmadığı için CUP artık tek yanlı ilanın doğru olmayacağını savunuyor; ancak Katalan bağımsızlığıyla çelişen İspanyol yasalarının derhal yok sayılmasını istiyor.

Evet için Birlikte ittifakı mutlak çoğunluğa ulaşamadığı için CUP’a teklif götürmesi muhtemel. CUP bağımsızlık yanlısı bütün güçlerin -Mas’sız- bir birlik hükümeti kurmasını savunuyor. Öte yandan CUP’un güven oylamasına katılmayarak bir Mas azınlık hükümetine göz yumma ihtimali de var. Her iki durumda da CUP’un fiilen kemer sıkma çizgisine dahil olması riski var. Devrimci solun büyük kısmı seçimlerde CUP’u eleştirel bir tavırla destekledi ve CUP’tan tam da burjuva program ve partilerine mesafe koymasını, yeni bir Syriza olmamasını talep etti.

Podemos bağımsızlığa karşı

Bağımsızlık karşıtı, İspanyolist güçlere gelirsek, merkez sol PSC ve merkez sağ PP ciddi bir oy kaybına uğradı. Onların kaybettiği oylar Yurttaşlar -Ciudadanos- adlı sağ popülist partiye kaydı.

Podemos’un Katalunya örgütü ise seçimlere yeşiller ve eski Stalinistlerle bir ittifak (“Katalunya Başarabilir”) kurarak katıldı ve beklenenden epey düşük oy aldı (%8.9 oy, 11 sandalye). İttifak öncelikle, ulusal meseleyi ikinci plana koyma hatasını işledi. Sözcülerin sık sık “şu saçmalıkları ve bayrakları bir kenara bırakıp halkın sorunlarını konuşalım” dediği belirtiliyor.[3] Gelgelelim ekonomiyi ön plana çıkarıp Mas’ı kemer sıkmacı olduğu için eleştiren Podemos bir taraftan da Tsipras’ı desteklediği ve euro ve AB’de kalınmasını savunduğu için inandırıcılığını yitirdi.

Seçim kampanyasında bu ittifak her ne kadar Katalanların seçme hakkı olduğunu, bağımsızlığın da federal çözümün de mümkün olduğunu savunduysa da, Podemos lideri Pablo Iglesias seçimin hemen ertesi günü yaptığı konuşmada Katalunya’da bir referandum yapılmasını önerdi ve partisinin bağımsızlığa karşı çıkacağını açıkça ifade etti.[4] Zaten kapitalizm karşıtı bir program savunmayan Podemos liderliği, ulusların kendi kaderini tayin hakkı konusunda da sınıfta kalıyor.

Oysa Katalunya’nın kendi kaderini tayin hakkının ve bağımsızlığının savunulması çok kritik. Çünkü monarşik ve merkeziyetçi İspanyol rejimi bütün yarımadadaki emek ve demokrasi güçlerinin bir numaralı düşmanı. Ancak bağımsızlığı ve demokrasiyi, kemer sıkmacı ve AB yanlısı Katalan burjuvazisinin değil yalnız Katalan emekçilerinin getirebileceği de ortada. Katalan halkının merkezi devletle pazarlığa girmeden tek taraflı bağımsızlık ilan etme hakkı var; aynı şekilde her tür kemer sıkma programını reddetme, borçları geri ödemeyi kesme, bankalara ve büyük şirketlere el koyma, onların elindeki boş evleri yoksul halka paylaştırıp evden atmaları durdurma, ücretleri kesmeden mevcut işleri işsizlere paylaştırma hakkı da. Eğer bu, bağımsız Katalunya’nın AB’den çıkmasını getirirse, o da pastadaki çilek olur: AB’nin halkların mı monarşilerin mi yanında olduğu bir kez daha ortaya çıkar.

[1]    http://www.laizquierdadiario.com/Triunfo-de-las-fuerzas-por-la-Independencia-de-Catalunya-en-las-elecciones-del-27S

http://www.laizquierdadiario.com/Tras-el-27S-cuatro-claves-sobre-el-proceso-catalan 3/6

http://clasecontraclase.org/cuestion-nacional/2015/09/que-se-vota-en-cataluna-el-27s/

[2]    http://cup.cat/noticia/programa-politic-de-la-cup-crida-constituent-al-27s

[3]    http://www.izquierdadiario.es/Catalunya-Si-que-es-pot-una-noche-electoral-marcada-por-el-naufragio?id_rubrique=2653

[4]    http://ccaa.elpais.com/ccaa/2015/09/28/catalunya/1443468401_058701.html

Bulunduğu kategori : Hariciye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar