Asgari Ücret Neden Arttırılıyor? -

7 Haziran seçimlerinin en favori vaatlerinden biri olan asgari ücretin arttırılması, 1 Kasım seçimlerinden tek başına hükümet kuracak çoğunluğu sağlayarak çıkan AKP tarafından, 1 300 TL olarak belirlenip, ‘Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na sunulup, hayata geçirilecek gibi görünüyor.

İşçi tarafından bakılacak olursa, bu rakam yaklaşık % 35 oranında bir artış anlamına geliyor. Enflasyonun % 10 sınırında dolaştığı bir ekonomik ortamda bu oran azımsanmayacak bir oran. İşveren açısından ise bu oran, artışa ilave olarak eklenen vergi ve sigorta primleriyle birlikte üretim maliyetlerinde net artış anlamına geldiğinden, kabul edilebilir bir rakam değil. Nitekim Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), asgari ücret seviyesinde yapılacak artış maliyetinin işverenlere yansıtılmasının bir domino etkisi oluşturacağı, bu durumun rekabet gücü, kayıt dışılık, istihdam, enflasyon ve ihracata da olumsuz etki edebileceğini ileri sürerek, prim ve vergi düzenlemeleri ile iş gücü maliyeti üzerindeki istihdam vergilerinin azaltılmasını istedi.[1]

Asgari ücret, işçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücreti, ifade eder.[2]

Bugünkü asgari ücret rakamının, bu tanımda açıklanan asgari ücreti ifade ettiğini söylemek mümkün değildir. Bu nedenle asgari ücrette yapılacak olan artışın oransal olarak yükseltilmesinin fazla bir anlam ifade etmeyeceğini belirleyerek, bu seviyede bile olsa AKP’de dâhil bütün partilerin asgari ücreti neden arttırmak istediği konusunu irdelemek gerekiyor.

Kapitalist bir ekonomide emek gücünün üretime katılması süreci sonunda ödenen ücretler işveren açısından bir yandan ürünün fiyatına eklenen bir maliyet unsuru, bir yandan emek gücünün yeniden üretilmesi için ona yapılan yatırım, bir yandan da üretilen ürünün tüketilmesi için tüketicilerin alım gücünü yükselten bir unsurdur. Bu nitelikleri dolayısıyla emek gücünün karşılığı olarak ödenen asgari ücret, kapitalizmin işleyişi için çelişkili bir niteliğe sahiptir.

Normal koşullarda işleyen bir kapitalist ekonomide, asgari ücretin arttırılması, ürün maliyetlerini yükselteceğinden, işverenler tarafından arzu edilir bir durum değildir ve işçi sınıfıyla temel çatışma noktası da burasıdır. Ancak sermaye birikimi sürecinin tıkandığı, ekonomik durgunluğun yaşandığı ve Harvey tarafından ileri sürüldüğü üzere % 3’lük büyüme oranının sağlanamadığı bir ekonomide, tıkanan ekonomiyi açmak, aşırı ürün stokunu eritmek ve üretilen metaları tüketmek üzere asgari ücreti arttırmak gerekir. Aksi halde, ekonomi aşırı birikim ve durgunluk krizine girebilir.

Türkiye’de son 2-3 yılda yaşanan ekonomik durgunluk ve % 3’ler seviyesinde seyreden büyüme oranları, ekonomik durgunluğun en önemli göstergeleri olarak göze çarpmaktadır.

Bütün kapitalist ekonomilerde olduğu gibi, Türkiye de, 1980’li yıllara kadar, toplu sözleşme düzeninin ve büyük işyerlerinin temel olduğu, güvenceli iş ve sosyal güvenlik uygulamalarının geçerli olduğu sosyal refah devleti modelini uyguluyordu. Bu uygulamada, reel işçi ücretlerinin yüksekliği, tüketicilerin üretilen malları tüketmeleriyle ekonomik işleyişin tıkanmadan sürdürülmesini sağlıyordu. Neoliberal dönemle birlikte, sosyal refah devleti uygulamalarının ortadan kaldırılması, daha fazla kar hırsıyla reel işçi ücretlerinin düşürülmesi, toplu sözleşme sürecinin yok edilmesi, iş ve geleceğin güvencesizleştirilmesi sonucu üretilen malların tüketilememesi ve aşırı birikim sorunlarını da gündeme getirmiştir. Türkiye’de yaşanan asgari ücretin arttırılması tartışmalarının geri planında bu tespit yatmaktadır.

Asgari ücretin arttırılmasının AKP, MHP ve CHP gibi burjuva partileri tarafından gündeme getirilmesinin temel nedeni, işçi sınıfının yaşam düzeyini arttırmak değil, tıkanan ekonomiyi canlandıracak ve emek gücünün yeniden üretiminin önünü açacak tedbirlerin alınmasıdır. Kısaca, yapılacak olan asgari ücret artışı işçi sınıfının ‘kara kaşı kara gözü’ için değil, tıkanan neoliberal ekonomiyi açma çabasının gereklerinden biridir.


 

[1] http://www.trthaber.com/haber/ekonomi/tiskten-asgari-ucret-aciklamasi-215737.html

[2] http://www.mevzuat.gov.tr/Metin.Aspx?MevzuatKod=7.5.5454&sourceXmlSearch=&MevzuatIliski=0

 

 

Bulunduğu kategori : Dâhiliye

Yazar hakkında