#Ankara: Asıl Tehlike -

 

Hedef ve faili kim olursa olsun Ankara’daki kanlı saldırı, geleceğe dair iki muhtemel siyasal senaryoyu akla getiriyor:

  1. Fiili olağanüstü hal rejiminin daha da derinleşmesi. Savaş aracılığıyla otokratik bir rejimin tesisi yolunda daha da hızlanılması. (Savaş karşısında Fırat’ın batısında yaşanan sessizlik, Fırat’ın doğusunda halkın şiddet karşısında sinerek paralize edilmesi, “uluslararası toplumun” tüm ihtilaflara karşın Erdoğan’a “terörle mücadele” konusunda bir tür açık çek vermesi, MHP, CHP ve hatta HDP’nin farklı nedenlerle siyaseten işlevsiz hale gelmesi, bu ihtimali güçlendiren faktörler.)
  2. Ankara saldırılarının devlet içerisinde Erdoğan’ı ekarte edecek bir “tektonik kaymaya” sebep olacak bir büyük depremin öncü sarsıntıları olması. (Hâkim sınıf içerisindeki fraksiyonlaşma, yönetememe krizinin derinleşmesi, Erdoğan’ın uluslararası sistem nezdinde “güvenilmez” bir “partner” haline gelmesi, AKP içi-“kurucular” arası gerilimlerin artması, ordunun bir siyasal aktör olarak güç ve otonomisini pekiştiren savaş, hep bu ihtimali çoğaltan faktörler.)

Her iki durumda ya da ihtimalde de Ankara’daki bombalı vahşetin (doğrudan ya da dolaylı) en önemli sonucu, şiddetin daha da artmasına neden olacak karanlık bir siyasal ve toplumsal otoriterleşme olacaktır.

Patlayan her bomba, yarattığı travmatik etkiyle toplumun daha da afallamasına, sinmesine, atalete sürüklenmesine, siyasal alanın daha da daralmasına neden oluyor. Bombalar insanları savaşa karşı daha da kör, daha da sağır hale getiriyor. Korkunun her yeri sardığı bir ortamda depolitizasyon derinleşiyor. “İstikrarsızlıkta istikrar”, otoriter ve şoven arayışları giderek daha makbul hale getiriyor, çürümeyi genelleştiriyor.

Dolayısıyla saldırıyı kimin ne için gerçekleştirdiği ya da Erdoğan’ın kalıcı mı gidici olduğu belirleyici mesele değildir. Esas sorun, metroya, otobüse binmekten korkar hale gelen bir halkın, bugününe-geleceğine sahip çıkabilme kapasitesini, kendi kaderine egemen olabilme yeteneğini bütünüyle yitirmesi ihtimalidir. Korkudan abandone olmuş, siyasal ufkunu provokasyon ve konspirasyonların teslim aldığı kişiliksizleşmiş bir yığına, bir sürüye dönüşme tehlikesidir. Bu tehlikenin nasıl geçersiz kılınacağı, bu tehdidin adım adım da olsa nasıl, hangi yollarla, nasıl bir çizgiyle bertaraf edilebileceği meselesidir. Çünkü bertaraf edemezsek, korkuyu dayanışmayla alt edemezsek gelen bahar filan değil, düpedüz kara kıştır.

Bulunduğu kategori : Dâhiliye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar