akp’den chp’ye “yetmez ama evet”çilik – y. doğan çetinkaya -

 

12 Eylül 2010 yılında yapılan anayasa referandumu Türkiye’de Sol içinde önemli bir yarılmaya yol açtı. Evet, Hayır ve Boykotçular olarak üçe bölündü. Özellikle evet diyenler ile hayır diyenler arasında bir araya gelmeyi neredeyse imkansız kılacak tartışmalar yaşandı. Elbette Gezi ile birlikte bunun üstüne bir noktaya kadar sünger çekildiği söylenebilir bugün. Hatta bu üç tavrı gösterenler bugün HDP içinde bir araya geldiler. Her ne kadar bir hesaplaşmanın ve karşılıklı bir yüzleşmenin, tartışmanın yaşanmamış olduğu gerçeği önemliyse de bu olgunun üstüne sünger çekildi.

akp’ci yetmez ama evet’çiler

Yetmez ama Evet’çiler temelde AKP’nin vesayet düzenine bir son verdiğine ve hatta artık Türkiye’de “burjuva demokratik” bir düzen inşa ettiğine dair bir ön kabul ile hareket ediyorlardı. Yetersiz de olsa ordunun vesayetine son veriliyor, siyasal bir takım hürriyetler tesis ediliyor vs. vs. vs. Yeni rejimin neo-liberal karakteri teslim ediliyor da olsa Solun içinde daha rahat hareket edebileceği, örgütlenebileceği bir döneme geçileceği vaaz ediliyordu. 1990’ların karanlık çağına artık son çiviler vurulmaya başlanmıştı.

Bunlara hayır diyenlerin de gerekçeleri muhtelifti. Büyük çoğunluk ulusalcı bir takım kaygılarla hayır diyordu. Ama Sol içinde önemli bir kesim de neo-liberal ruhuna, emek hareketi karşıtı düzenlemelerine, burjuvazinin ve egemenlerin aşağıdan zorlanmadıkça hiçbir demokratik açılım yapmayacaklarının altını çiziyordu haklı olarak. Egemenin yaptığı bir düzenlemeden ancak ve ancak onun daha çok güçlenmesinin, müstebitleşeceğinin çıkacağını öngörüyordu. Sonuçta bugün geldiğimiz nokta, AKP’nin inşa ettiği yeni otoriter rejim ve Tayyip Erdoğan’ın yeni konumu hayırcıları haklı çıkardı. Kendilerinin değil Tayyip’in değiştiğinden dem vuran Yetmez Ama Evet’çiler’in bu argümanı ise sadece zavallı bir espri kabilinden savunma. Türkiye’ye ve Sol’a kendi geçmişi ile yüzleşmesini salık veren bir çizginin kendisini ve 20 yıllık siyasi tercihlerini hiçbir şekilde sorgulamıyor olması da manidar. Sonuçta aslında onların da devamlı altını çizdikleri “yeni” siyaseti değil, bildiğimiz geleneksel siyaseti temsil ettikleri çok açık.

chp’ci yetmez ama evet’çiler

Yetmez Ama Evet’çileri bir düşman, vatan haini, Sorosçu vb. gören birçok hayırcı da bugün AKP’nin mutlaka gitmesi gerektiğinin altını çiziyor. Tayyip Erdoğan’ın bir diktatör, seküler düzenin düşmanı, dini siyasete alet eden bir mürteci olduğunu ve  farklı olana yaşam hakkı tanımayan, yaşam tarzlarına müdahale eden bir rejim inşa ettiğini söylüyorlar. Gezi ile ortaya çıkan toplumsal dinamik ve onun karşısında Erdoğan’ın siyaseti AKP dışındakileri dehşete düşürmüş durumda. Erdoğan’nın kendini muktedirleştiren stratejisinin, hegemonya kuran siyasetinin iflas etmiş olduğu gün gibi aşikar. Bu noktada hayırcıların büyük bir bölümü AKP’nin gitmesi için, Erdoğan’ın yenilmesi için CHP’nin tek olası seçenek olduğunun altını çiziyorlar. CHP’nin aynı AKP gibi egemen blokun bir bölümünü, seçkinleri, ezenleri, büyük sermayeyi temsil ettiğini söylediğinizde çoğunluk bunu kabul ediyor. Ama Erdoğan’ın gitmesi için CHP’nin yeterli olmasa da en olası seçenek olduğu söylüyorlar. AKP’nin hırsızlık ve yolsuzluğuna karşı şaibeli olduğunu kabul ettikleri başka bir hırsıza destek vereceklerini açıkça söylüyorlar. Çünkü AKP gitmeli. Aynı 2010 referandumunda vesayetin gideceğine inan naifler gibi.

“yetmez ama evet”e hayır!

AKP gibi CHP de bu ülke için bir felakettir. CHP politikalarının AKP politikalarından sekülerlik dışında çok da farkı olmayacağını anlatmaya bile gerek yok. Bıkıp usanmadan söyleyeceğiz; sosyalistlerin ve ezilenlerin zaviyesinden bakıldığında Liberaller, İslamcılar, Kemalistler ve milliyetçiler aynı tezi savunurlar. Sadece bu tezin sonucuna ilişkin değer yargıları farklıdır. Biz toplumda farklı sınıfların, toplumsal kesimlerin var olduğu ve siyasetin seçkinlerin iç kavgalarından ibaret olmaması gerektiği bıkıp usanmadan söylemeliyiz. Türkiye siyasetinde sınıfsız, kaynaşmış toplum ile ceberut devlet; “merkez ile çevre” dışında bir şey görmeyen bu siyasetlerin hepsi bize siyaset sahnesindeki mevcut güç odakları arasındaki savaşlarda bir cepheye destek vermek mecburiyetinde olduğumuzu vaaz edip duruyorlar. Ama Hayır! Müesses nizamın içindeki güçlerden herhangi bir demokratik açılım bizim mücadelemiz olmadan hiçbir şekilde gündeme gelmeyecek! Bunun en güzel örneği de Kürt Özgürlük Hareketi’nin mücadelesi…

seçimlerde

Bundan dolayı önümüzdeki seçimlerde AKP, CHP ve tüm düzen partilerine hayır! Oylar Sol’a, yani bağımız ortak adaylara ve ÖDP, HDP vb. sol adaylara, ya da sistemin bir dişlisi olan seçim sistemini boykota…

Bulunduğu kategori : Sol

Yazar hakkında