Acele edelim - and

Zor, hepimiz için acı dolu zamanlar. Böyle günlerde “üslupçuluğa”, lafa binbir takla attırmaya, mecaza, teşbihe lüzum yok. Ankara’daki katliam iktidarın yol verdiği, IŞİD bağlantılı bir saldırı. Daha önce Diyarbakır ve Suruç’ta olduğu gibi.
Fakat yürütmenin tepesindeki malum kliğin önünü açıp kolaylaştırdığı bu katliam, muhtemelen onun dahi beklenti ve niyetlerini aşan boyutlarıyla, bizzat bu kliği “götürebilecek” dinamikleri tetikleyebilir. Bütün melanetine karşı bu kliğin dahi yönetmekte, kontrol edebilmekte, yaratacağı sonuçları belirleyebilmekte zorluk yaşayacağı bir durumla karşı karşıyayız.
1. Terör ve şiddeti mevcut temsil krizini lehlerine çözmenin anahtarına çevirme arayışındaki bu siyasal kliğin Ankara katliamı sonrasında yerli ve yabancı hâkim sınıf nezdinde güvenilir, yani “yönetebilir” bir seçenek olup olmadığı hususundaki şüpheleri muhtemelen iyice pekiştirmiştir.
2. Katliam, sarayın savaş vesilesiyle orduyu yanına alma, güvenlik bürokrasisini iktidara tutunmanın bir payandası haline getirme çabasında ciddi bir gedik oluşturabilir. Bizzat saray ve etrafının bir “milli güvenlik sorunu” haline geldiği algısı bu kesim nezdinde pekişiyor olabilir. Bu anlamda ordu yönetiminin bir süredir kendisini saray ve etrafından ayırma çabası gözden kaçmamalı.
3. En önemlisi, katliamın boyutları, Erdoğan ve ekibinin zaten erozyon halindeki siyasal meşruiyetinde çok ciddi bir yaraya sebep olmuştur. Yaratılmaya çalışılan “400 vekil verilmediği” için “huzurun” kalmadığı algısı, hızla AKP’nin ve özellikle de Erdoğan’ın “huzursuzluğun” kaynağı olduğu, bu ekibin ülkeyi yönetemediği algısıyla yer değiştiriyor.
Kısacası Erdoğan’ın kanlı kumarı bizzat kendisine karşı işliyor artık.
Fakat bu durum hızla değişebilir. Söz konusu kliğin elinin armut topladığını herhalde hiçbirimiz düşünmüyoruz. Seçimler sonrasında bu ekibin mağlubiyetten nasıl hızla sıyrılabildiğini gördük. Böylesine büyük çaplı bir katliamdan sonra bile iktidar geniş kitlelerin siyasal algı ve hassasiyetleri üzerinde oynamaktan, somut operasyonlarla katliamı siyasal ve toplumsal muhalefetin aleyhine çevirmekten geri durmayacaktır. Ve maalesef Türkiye’de her şeyin en rahat dönüşebildiği şey hâlâ “Kürt ve HDP düşmanlığı”. Buna zaten başladılar, artırarak da devam edecekler.
Bu nedenle inisiyatifi bırakmak gibi bir lüksümüz yok. Cenazelerimizi kaldıracağız elbet. Ama sonrasına yönelik siyasi alanı, etkilemeye, şekillendirmeye yönelik bir hamle yapmalı, kitlelerin siyasal algı ve hafızalarını iktidarın operasyonlarına terk etmemeliyiz.
Dolayısıyla acele etmek, çok acele etmek gerek. Katliam, toplumun çok geniş kesimlerinde bir infiale neden olmuştur. Bu durumu küçümsemeyelim. Ülkenin nereye gittiğine dair yaygın korku ve endişe, siyasal iktidarın istediği şekilde toplumun pasifleşmesine değil de tersine, onun yaygın biçimde sorgulanmasına, şaşırtıcı bir silkinmeye de dönüşebilir.
Tüm acımıza, hatta korkularımıza karşı “el yükseltmek” gerek. Toplumsal ve siyasal muhalefetin böyle bir silkilenmeye olanak verecek mecraları hızla yaratacak şekilde hareket etmesi gerekiyor. Sen-ben münakaşasının, birbirimize “poz kesmenin”, “o blok şu platform” demenin zamanı değil.
Hemen bu hafta sonu gerçekleştirilebilecek, basit ve sade bir dille çok geniş kitleleri geleceğine sahip çıkmaya çağıracak, güvenlik konusunda özellikle güven verecek bir profil verebilecek bir büyük “barış ve demokrasi” buluşması, hiç beklenmedik şekilde, on binleri seferber edebilir.
Böyle bir buluşma memleketin siyasal iklimini hızla değiştirecek, yaratılmak istenen korku iklimine karşı hepimize, halkın çok büyük bir bölümüne özgüven sağlayacaktır.
Acımız büyük ama ümitsizliğe, karamsarlığa teslim olmayalım. Bu cinayet şebekesinin geleceğimizi teslim almasına izin vermeyelim. Acımızı bilinçli bir öfkeye, siyasete dönüştürelim. Acele edelim…

Bulunduğu kategori : Dâhiliye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar