7 Haziran Seçimlerinde Desteğe Değil Mücadeleye Çağırıyoruz -

 

Başlangıç olarak kısa süre önce, yaklaşan seçimlerde Halkların Demokratik Partisi’ni destekleyeceğimizi açıkladık. Ancak öyle görünüyor ki sosyalist solun HDP dışında kalan önemli bir bölümü, mevcut siyasal ve sosyal güç dengelerinde bir kırılmanın istenir ve mümkün olduğu bir anda seçime ilişkin somut bir tutum almaktan kaçınmakta. Aşağıdaki nedenlere bağlı olarak böylesi bir tutumun yanlış olduğunu düşünüyoruz:

1- Mücadele süreci bir bütündür, sandık ve sokak diye birbirinden kesin bir şekilde ayrılamaz. Her konjonktürü özgün dinamikleri içerisinde değerlendirmek gerekir.Başlangıç olarak Gezi’den hemen sonra “Gezi sandığa sığmaz” dediğimizde mücadelenin sokak evresini sandığa yedirmemeyi ön plana çıkarıyorduk. Bugün de sandığı es geçip mücadeleyi salt sokağa havale etmenin aynı şekilde yanlış olduğunu düşünüyoruz.Önemli olan sandık ve sokak arasındaki ilişkiyi doğru kurabilmektir. Sandık bazen sokağı soğurma işlevi görebilir. Gezi sonrasında durum buydu. Bazen de sokağın kuvvetlenmesine vesile olabilir. Şu anda böyle bir olasılığa sahibiz. Gezi’de yükselen dalganın geri çekildiği, iktidar güçlerinin taarruz içerisinde olduğu bir durumda, mücadelenin her aşaması değerlendirilmelidir.

2- Üstelik bu seçimlerin daha özgün bir önemi de var. Seçimler sonucunda AKP iktidarının da devamlılığına zemin sağlayan 12 Eylül barajının sol bir parti olan HDP tarafından yıkılması ihtimal dâhilinde görünmektedir. Bu gerçekleşirse AKP iktidarına parlamenter düzeyde ilk defa ciddi bir set çekme olanağı ortaya çıkacak. Biliyoruz ki AKP’nin ceberrutluğu artık salt parlamento çoğunluğuna dayalı değil. AKP, devletin parlamento dışındaki organlarını ele geçirme sürecini çok büyük oranda tamamladı. Bu nedenle parlamento düzeyinde edinilecek bir kazanım tek başına yeterli olmayacak. Fakat düşman hattında bir gedik açmak bazen ciddi sonuçlar ortaya çıkarabilir. HDP’nin parlamentoya girmesi hem aritmetik olarak hem de acil ve yakıcı nitelikteki sosyal ve demokratik talepleri sahiplenebilecek sol bir partinin güçlenmesi açısından bu potansiyeli taşımaktadır.

3- HDP’ye destek verirken bağımsız kalmak, hatta eleştirerek de HDP’ye destek vermek mümkündür. Hatta doğrusu da budur. Üstelik HDP böylesi bir desteğe kapalı olan bir parti de değildir. HDP örgütünün dışında kalan sosyalist küme, grup ve çevrelerin kendi örgütsel-politik özerkliklerini muhafaza ederek HDP’yi destekleyecek seçim çalışmaları örgütlemeleri pekâlâ mümkündür.HDP de buna gayet açıktır.

4- Sandığı sokağa çevirerek süreci örgütlemek, geniş kitlelere ulaşma potansiyeli olan seçim faaliyetini sosyalist hareketin kendi politik inşası için de bir kaldıraca dönüştürmek mümkündür. Seçim sürecinde, üzerinde anlaşacağımız acil nitelikteki siyasal, toplumsal ve ekonomik talepler üzerinden sokakları doldururken, HDP’ye oy çağrısı yapabiliriz. Böylece seçim süreci, gittikçe siyasallaşacak toplumsal alan içinde yaygınlaştırılacak talep ve sloganlar sayesinde,7 Haziran sonrasındaki mücadeleler açısından daha hazırlıklı olmamızı sağlayacak şekilde değerlendirilebilir.

5- Siyaset “dost-düşman ayrımını” doğru yapmak ve bu minvalde çeşitli ittifaklar geliştirmekse, HDP’yi desteklemek mümkün olmanın ötesinde zaruridir. Zira meseleye seçimin ötesinde daha geniş bir perspektiften baktığımızda görünen şudur: Türkiye kapitalizminin ve Türkiye dış politikasının coğrafi yeniden yapılanması bölgeye doğru açılıyorken, Ortadoğu coğrafyasında yüzyıllık sınırlar değişir hale gelmişken, başka bir deyişle Kürdistan’ın da içinde bulunduğu geniş coğrafya devrimci siyaset açısından giderek stratejik bir önem kazanırken, Kürt Özgürlük Hareketi’yle giderek daha fazla mesafelenmek, Türkiye ve Ortadoğu halklarının özgürlük ve eşitlik mücadelesi açısından hayırlı sonuçlar üretmeyecektir

6- Kürt Özgürlük Hareketinin “gizli” bir gündeminin olup olmadığıyla ilgili olarak yaratılan puslu hava, Türkiye solunu hızla “ulusalcı” bir çizgide bloklaştırmaktadır. Kürt meselesinde AKP tipi “yukarıdan” bir çözüme teşne olacak değiliz elbette. Ancak ellerimizi kavuşturup Kürt hareketinin AKP’ye “teslim olmasını” hayal etmek, bu konuda türlü fantezileri seçim tavrının mazeretine dönüştürmek de bizlere düşmemeli. Daha öncesi benzer senaryoların “bas geç” pespayeliğini meşrulaştırmak için kullanıldığını ne çabuk unuttuk? Kürt Özgürlük Hareketi’nin AKP ile uzlaştığı, HDP’nin Erdoğan’ın başkanlık heveslerine payandalık edeceği argümanları Kürtlerin otuz küsur yıllık mücadelesine yapılmış ciddi bir haksızlıktan başka bir şey değildir.

7- HDP’ye belli konularda eleştirilerimiz varsa –ki vardır ve olmalıdır- bunun gereği sırtımızı dönmek olamaz. Böyle bir konjonktürde bize düşen bir yandan HDP’yi desteklemek bir yandan da –meclise girmesi durumunda- dost kuvvet HDP’nintemsil ettiği özlem ve talepler için parlamentoda aktif bir mücadele vermesi içinbasınç oluşturacak toplumsal ve siyasal muhalefeti örgütlemektir. Seçim süreci rahatlıkla buna vesile kılınabilir.

Velhasıl kelam mesele kuru bir destek açıklaması yapmaktan ibaret değildir. Bu seçimler AKP iktidarına karşı verilen mücadelenin önemli bir aşamasıdır ve bu aşamada bazı olanaklar mevcuttur. Sosyalistler tüm umutlarını seçim sürecine yatırma lüksüne sahip olmadıkları gibi, bu olanakları küçümseme lüksüne de sahip değillerdir.

Tüm bu nedenlerden dolayı tüm sosyalistleri, devrimcileri, solcuları HDP’nin seçim kampanyasını, seçim sonrasındaki mücadelelere hazırlanmanın bir kulvarı olarak aktif bir biçimde değerlendirmeye çağırıyoruz. Pasif bir desteğe değil, seçim sürecinde aktif dayanışma ve mücadeleye çağırıyoruz.

HDP dışında kalan sosyalistleri, HDP’nin meclise girmesine siyaseten önem atfeden herkesi bir araya gelmeye ve ortak bir kampanyayı, emekçi ve ezilenlerin acil demokratik ve sosyal taleplerini merkeze alan bir siyasal çalışmayı beraber örmeye davet ediyoruz.

 

Bulunduğu kategori : Başlangıç Yazıları

Yazar hakkında

İlgili Yazılar