45 Gün -

YSK’nın İstanbul seçimlerini yenileme kararı herkes için yeni ve sonuçları şimdiden öngörülemez bir siyasal süreci de başlatmış oldu.

İptal kararının alındığı akşam ile seçimlerin tekrarlanacağı 23 Haziran günü arasındaki “en uzun” 45 günümüzün içerisindeyiz.

Alınan iptal kararı ve asıl olarak 45 günlük süreçte yaşanabilecekler ve 23 Haziran seçimlerine ilişkin bazı tespitler yapmak zorunlu.

İktidar YSK aracılığı ile demokratik siyasi işleyişe açık bir darbe girişiminde bulunmuştur. Müdahale hukuki değil siyasidir ve iktidarın ihtiyaçları doğrultusunda Türkiye siyasetini yeniden dizayn etme amacını gütmektedir.

Demokrasi gayet örgütlü ve sert bir saldırı ile karşı karşıya ama bu darbe girişimi püskürtülebilir.

Bu 45 günlük süreçte iktidarın neler yapabileceğini hangi adımları hiç düşünmeden atabileceğini sanırım hepimiz en azından geçtiğimiz 3-4 senelik süreçte tecrübe etmiş olduk.

Muhalefet içerisindeki her türlü farklı fikir ve yaklaşımlara rağmen asgari temellerde bir araya gelip bu süreç disiplinli ve organize bir şekilde yürütülebilirse AKP-MHP iktidar bloğuna 23 Haziran akşamı çok büyük bir darbe daha vurma potansiyeline sahiptir.

Örgütlü saldırı yine bir arada ve organize durarak püskürtülebilir. Muhalefet içerisinde birçok farklı yaklaşım ve öneriler olacaktır. Ama tüm bu farklılıklara rağmen içimize tam olarak sinmese bile, itiraz/eleştiri hakkımızı her zaman saklı tutarak, bu süreçte en organize duruşun arkasında bir araya gelebilmek çok önemli.

Aslında herkes tarafından görülen bazı konuların tekrar tekrar altını çizmekte fayda var.

Yenilenecek İstanbul seçimlerinden AKP-MHP bloğunun galibiyetle çıkmasının iki yolu var. Ya demokratik süreci tamamen askıya alacak olağanüstü bir durum yaratmak ya da CHP ve HDP seçmenlerinin 23 Haziran akşamı bir arada davranmasını engellemek.

Bu konuda iktidar farklı boyutlarda manipülasyon ve girişimlerde bulunacaktır.

YSK kararından dakikalar sonra servis edilmeye başlanan “HDP aday çıkarabilir” yalanı, kararın ardından CHP kitlesi üzerinde bir umutsuzluk havası yaymayı hedefliyordu. Kısmen başarılı da oldu denebilir ama HDP yöneticilerinin açıklamalarıyla bu girişim hızlıca geri püskürtüldü.

Ardından geçtiğimiz gün Cizre Belediye’sine yapılan kanun dışı müdahale ile başlayan, Diyarbakır ve diğer HDP belediyeleri ile devam etmesi muhtemel polis saldırıları geldi.

Bu saldırıların iki şeyi hedeflediğini düşünüyorum,

1- HDP tabanında “bana yapılan müdahalelere kimse ses çıkarmıyorken ben niye CHP’ye yapılan haksızlığa karşı dayanışma göstereyim” ruh halini derinleştirmek.
2- CHP tabanına “Belediye’yi alsan bile devlet benim ve güç bende” mesajı vermek.

23 Haziran tarihine yaklaştıkça başka ve çok daha sert saldırı ve manipülasyonlarla karşılaşabiliriz.

Bu süreçte bir yandan karşımızda politik olarak yenilmiş, geleceğe dair bütünlüklü bir plan ve strateji oluşturmakta dahi zorlanan bir iktidar ile karşı karşıya olduğumuzu aklımızdan hiç çıkarmamak gerekiyor. Öte yandan da böyle bir iktidarın elindekini korumak için en radikal adımlar atmaktan geri durmayacağını unutmayalım.

Bu 45 günlük süreçte atacağımız her adım, dağıtacağımız her bildiri, ikna edeceğimiz her bir kişi, çalışmaya katacağımız her bir gönüllü, başında duracağımız her bir sandık önümüzdeki 4-5 yıllık süreci belirleyebilir.

Bulunduğu kategori : Dâhiliye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar