2015’in Türkiye’sinde Elektrik Neden Gider? -

Nedenini bilmiyoruz. Enerji bakanlığından herhangi bir doyurucu açıklama gelmedi. Saat 10:40 itibariyle talebin yükseldiği ve yükselen talep yüzünden enerji iletim hatlarında sorun çıktığı belirtildi. Halbuki elektrik talebi her gün aynı saatlerde benzer bir hareketliliğe sahiptir. Meselenin ülke boyutunu kapsayacak genişlikte olması da her kafadan bir ses çıkmasına neden oldu. Kimileri hemen terör saldırısı mı var dediler. Çünkü günümüzde hemen her şey bir terör saldırısı olabilir. Lakin Elektrik Mühendisleri Odası’nın (EMO) yaptığı açıklama işin son zamanlardaki özelleştirme politikalarıyla alakalı olduğu yönünde.

EMO birinci neden olarak devletin, özelleştirmelerde santralleri alan firmalar daha çok kâr etsin diye iletim hatlarının bakımına harcanacak bedeli firmalara dağıtmış olabileceğini söyledi. Böylece bakımı yapılmayan iletim hatları çalışamaz hale gelmiş.

EMO ikinci nedenin santral sahibi firmaların piyasaya düşük fiyatla elektrik arz etmek istememesi olabileceğini öne sürdü. Böylece arz-talep dengesinde yaşanan bir dalgalanma bütün iletim hatlarında sorun yaşanmasına neden olmuş.

Geçen günlerde vatandaşların elektrik dağıtım firmalarından geri aldıkları kaçak-kayıp bedeli de çıt kırıldım sermayemizin canını yakmış olabilir. EMO’nun öne sürdüğü üçüncü neden bu firmaların kaçak-kayıp bedelleri ve mahkeme masraflarının vatandaşların faturalarına yansıtılarak kendilerine geri ödenmesini istemeleri ve seçim öncesi hükümeti bu yönde bir düzenleme yapmaya zorlamaları.

Avrupa elektrik dağıtım sistemiyle yaşanan sorunlar, aynı gün Japonya ile imzalanmak üzere olan nükleer santral anlaşması gibi birçok neden EMO tarafından vurgulandı. Sonuç olarak sürekli, ucuz (mümkünse ücretsiz) ve temiz elektrik edinme hakkı AKP’nin rant transferi hevesi, özelleştirme iştahı ve doğayı daha fazla sömürme hırsı ile iyice ortadan kalmış halde. İnsanların elektriğe kavuşmaları artık bir ihtimal haline geldi.

Devletin özelleştirme politikalarının bir sonucu artık vatandaşların hiçbir şekilde hak kavramından bahsedemez hale gelmiş olmasıdır. Eğitim, üniversiteler, santraller, hastaneler yani devletin vatandaşlara karşı olan o azıcık sorumluluğunu yerine getirdiği kurumlar dahi özel sektöre devredilmek istenmektedir. Her devir işleminde devlet bir yandan da kamu kaynaklarını özel sektöre transfer ederek kendine yakın bulduğu sermaye fraksiyonlarını yeniden zengin etmektedir. Eğitimde özel okul açmaya teşvikten tutun, santral ihalelerindeki belli süre piyasanın üstünde bir bedelle elektriği satın alma sözleşmelerine kadar planlı bir şekilde hem devlet kamu ihtiyaçlarını özel sektörden satın alınacak bir metaya dönüştürmekte hem de kamu kaynaklarının doğrudan özel sektöre transferine yönelik sermayeye kârlı fırsatlar sunmaktadır.

Cumhurbaşkanı ülkeyi bir şirket gibi yönetmekten söz ederken büyük ihtimalle bundan bahsediyordu. Devlet bütün sorumluluklarından sıyrılmış, özel sektöre kârlı fırsatlar sunan bir özel firmaya dönüşmekte. Ulus Baker’in de altını çizdiği gibi 21. yüzyılda devletin halka güvenlikten başka sunacağı hiçbir şey yok. Bu güvenliği de ancak halkın özgürlüğü bedelinde sunacağını söylüyor mistikleştirilmiş bir şirket olan devlet.

Güvenliği sağlayacak bu devlet aynı zamanda bir sır küpü. Hemen her şeyi ticari sır, devlet sırrı, yayın yasağı gibi gerekçelerle halktan saklayan devlet, ülke çapında yaşanan elektrik kesintisinin nedenini hala açıklamadı ve açıklamayacak da. Güvenlik vaad ederken sadece kendine özgürlük talep eden devlet halkın bilgi alma hakkını da devletin açıklama lütfu olarak yok etmiş kaşla göz arasında. Ancak seçim sürecine girecek olan Türkiye’de bu denli geniş ölçekli elektrik kesintilerinin AKP tarafından kabul edilemeyeceği aşikar. Eğer santral satın almış ve örgütlenmiş bir dizi firmanın elektrik arzı üzerinde ülke elektriğini kesebilecek gücü var ise bu firmaların yetmiş günde nasıl zengin olduklarını, züğürtleşen bir halk olarak konuşma konusu yapabiliriz.

Bulunduğu kategori : Dâhiliye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar