10danSonraAdana: Düşler ve Yol Ortaklıkları – Nihat Kısacık -

 

“İktidarın olduğu her yerde direniş de vardır” sözü Foucault’nun ünlü deyişlerinden biridir. Adana’da direnişin yoğun yaşandığı şehirlerimizdendir. Bu direniş kimi zaman TOMA’ya karşı kimi zaman da halkın yoksul sokaklarında boy gösterir. İktidar güçleri bu yoksul mahallere saldırırken, direnenler içinde büyüttüğü kini sandıklara taşıdı, iki milletvekili çıkardı Adana. Oy verenlerin hepsinin tek ortak sloganı vardı. “Seni başkan yaptırmayacağız.” İşte böyle başladı aslında 10danSonra Adana çalışması. Ezilenler artık kendilerine yeni bir direniş kapısı açmak için çalışmalara başlamıştı. Kentin yoksul mahalleri ve aslında HDP’ye oy vermeyeceğini düşündüğümüz mahallelere gittik. İnsanlar “kurtarın bizi şu uzun bacaklıdan” diyerek sıcacık karşılıyorlar ve bizleri gülücükleri ile selamlıyorlardı. Bu “uzun bacaklı” yakıştırması bana Mel Gibson’in yönettiği ve başrolünü oynadığı tarihî, yarı kurgusal film olan, William Wallace’ın hayatını anlatan, Braveheart’ı hatırlattı. Orada da bizim ülkemizdeki gibi bir Uzun Bacaklı Edward (Tayyip) vardı. William Wallace’un söylediği bir söz geldi aklıma “Biz en son uzun bacaklı ile anlaştığımızda babam darağacında asılı haldeydi.” Adana sokaklarındaki bu uzun bacaklı yakıştırması yapanların Braveheart filmiyle bir alakası olmamakla birlikte tarihsel olarak William Wallace ile aynı yere düşmesi muazzam bir tesadüftür benim için. Bu aslında HDP’nin AKP ile hiç bir şartta ne olursa olsun anlaşmayacağının halktaki inanmışlık ve güvenmişlik halidir. Seni başkan yaptırmayacağız derken asıl vurguyu özgürlükler üzerinde toplamak bütünleştirdi bizi.

10danSonra İstanbul, Ankara, İzmir, Antep, Mersin de faaliyetlerine başlayınca (ki Mersin’deki arkadaşların katkısı büyük) Adana’da da akla düşen bu çalışmanın toplantıları başladı. İlgi yoğundu. Bu ilgi aslında Gezi’den sonra bağımsız bir şekilde insanların inisiyatif alıp kendi programlarını oluşturup hayata geçireceği ilk çalışmalardan biri olmasından kaynaklı olduğunu söyleyebiliriz. İçerisinde öğretmeni, öğrencisi, avukatı, mühendisi, hemşiresi ile aslında sürekli çalışır halde olan bir topluluktuk. Bu benim aklıma aktif çalışma yürütebilecek miyiz? Sorusunu getirdi. Sorunun cevabı Güler Ablanın, Özkan ile Hatice’nin, Esra’nın, Selçuk’un, Leyla’nın, Hüseyin’in, Gülbin’in, Senay’ın, Merve’nin ve daha bir çok arkadaşımın enerjisinde ve gözlerindeki kararlılıkta buldum. Materyalleri tedarik edip sokaklara attık kendimizi. Hüseyin’de davul, Merve’de erbane, sokaklarda şarkılarla, türkülerle “seni başkan yaptırmayacağız” dedik.

Sosyal medya aracılığı ile 10danSonra tanınır olduğu için bizim de tanınmamız uzun sürmedi. Bizi görenler önce ne olduğumuzu anlamaya çalışıp sonra da yüzlerinde Gezi tebessümü ile yollarına devam ediyorlardı. Gezi’nin yıldönümünde “O AVM NE OLDU AGA” 10danSonraAdana imzalı el emeği göz nuru pankartımızla Atatürk parkında bile yerimizi aldık. Adana’nın birçok mahallesine, sokağına, caddesine sticker çalışmaları yaptık. Her gün bir sonraki günün çalışmasını planladık ve gücümüz yettiği kadar o barajı yıkmaya omuz vermeye çalıştık.

Bir düş ortaklığı kurduk özlediğimiz ne varsa hepsini paylaşmak için. O barajı yıkıp, halkların kardeşliği (sevgililiği) dilini daha gür ifade etmek için. Özgürlüğümüz ve geleceğimiz için yeni bir yaşamı ve büyük insanlığı seçtik. Bunları insanlara anlattık ve ezilenlerin inceliğinin en güzel örneği olan dayanışma ile gösterdik. O barajı yıktık. Ama unutmadık asıl mücadele şimdi başlıyor. Nasıl mecliste HDP sokakta mücadele dediysek, şimdi sokakta mücadele zamanı. Sokağı örgütleme hattına devam edeceğiz ve bu hattın emekten, özgürlüklerden yana tavrını daha da derinleştireceğiz.

Bulunduğu kategori : Örgütsel Deneyimler

Yazar hakkında

İlgili Yazılar