10’danSonra Mersin: Maya tuttu ama bundan sonra da iş çok – Tolga Tören -

 

Seçimler gerçekleştirilmeden önce gönderileceği taahhüt edilen bu yazının, biraz seçim koşuşturmacası, biraz da seçimden önce başka mecralarda son sözü söyleme kaygısıyla, seçim sonuçlarının belli olmasından sonra, yani 10danSonra’nın ilk heyecanının etkisi altında yazıldığını belirtmek isterim.

“10danSonra’nın ilk heyecanının etkisi altında” ifadesi boşuna değil. Keza, 10danSonra Mersin inisiyatifinin yirmi beşe yakın üyesi, kısa bir süre önce, HDP Mersin Seçim Koordinasyon Merkezi’nde birbirlerine sarılarak halay çekiyor, şarkı söylüyor, dans ediyordu.

Hem HDP’nin seçim başarısını, hem Türkiye ezilenlerinin yeni bir kapı aralamasını hem de aralarında oluşan dayanışma ve dostluk bağlarının ilk meyvesini almış olmalarını kutluyorlardı…

 

Başlangıç…

10danSonra, İstanbul ve Ankara’nın biraz ardından, bu şehirlerde yaşayan dostların da teşvikiyle akla düştü Mersin’de. Siyasi partilerin, yaygın bir ifadeyle söyleyecek olursak, seçim startını verdiği günlerde gerçekleştirilen ilk toplantısında kırk bir kişi ile  bir araya geldi.

Akademisyenlerden, LGBTİ örgütlerinden, sanatçılardan, kamu çalışanlarından, bağımsız sosyalistlerden, entelektüellerden, öğrencilerden müteşekkil bu kırk bir kişinin ortak noktalarından birisi HDP’nin barajı aşmasının “yeni Türkiye” için değil ama “yeni yaşam” için önemine inanmalarıydı. Ama bununla sınırlı değildi.

İlk toplantıda dile getirilenler gösteriyordu ki, katılımcılar, sol siyasette Gezi dilini, yaratıcılığını görmek istiyorlardı, HDP’ye bu dille birlikte, bu dili kullanarak destek vermek istiyorlardı. 10danSonra Mersin’in etkinliklerinin en görünen yüzlerinin kendisini sosyalist harekette ya da Kürt siyasetinde ifade etmekte zorlanan devrimci ama bağımsız gençlerden oluşmasının en önemli nedeni de buydu belki.

Ortak kabuller…

10danSonra’nın Mersin’deki stratejisinin nasıl olması gerektiğine ilişkin ortaklaşmanın ana hatları ise kabaca şu şekilde ifade edilebilir:

7 Haziran 2015’te alınan 187 bin (yaklaşık yüzde 18) civarındaki oyun da gösterdiği üzere, Mersin’de hatırı sayılır HDP seçmeni söz konusuydu ve HDP, bu seçmenlerin ağırlıklı gövdesini oluşturan Kürt nüfusa erişmek, onlara değmek konusunda başarısız değildi.

Bununla birlikte, Mersin 1990’ların zorunlu göç gerçeğini de 2000’lerin ortalarında başlayan karanlık günleri de sert yaşamış bir kentti. Bu bağlamda Ergenekon operasyonlarına zemin de hazırlayan olgulardan birisi olan bayrak yakma provokasyonlarını, Kuran ve silah üzerine yemin eden asker görüntülerini hatırlatmak yeterli olsa gerek…

1990’ların zorunlu göçünün kent siyasetinde açığa çıkardığı faşizan etkinin de göstergeleri olan bu olgular, kentte keskin bir ayrışmanın ve önyargı dalgasının taşlarını da döşeyecekti kuşkusuz.

Bu önyargı dalgası ve ayrışma, uzunca bir süredir Türkiyeyileşme politikalarının ışığı altında sosyalist solla daha fazla hemhal olan HDP’nin geleneksel seçmen kitlesi dışındaki kitlelere ulaşması noktasında önemli sorunlar doğuruyordu.

Her ne kadar Ertuğrul Kürkçü’nün 2011 genel seçimlerinde aldığı 92 bin oy (yaklaşık yüzde 9,5); Selahattin Demirtaş’ın cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aldığı 122 bin oy bu ayrışmaların kırılmaya başladığının göstergesi olarak değerlendirilebilecekse de alınması gereken çok yol vardı. Baraj aşılmalı, 10danSonra görülmeliydi.

Hedef kitle…

Bu kaygılardan hareketle 10danSonra Mersin inisiyatifi, hedef kitlesini şu şekilde belirledi: Geleneksel Kürt siyasetinin, yukarıda bahsedilenler nedeniyle ulaşamadığı ya da muhafazakâr ve üst sınıflara mensup Kürtler üzerindeki AKP etkisini kırmaya öncelik vermesi nedeniyle ikinci plana atmak zorunda kaldığı kesimler.

Peki kimdi bu kesimler? Kendini solda tanımlayan, oyunu CHP’ye ya da HDP ve öncülü partiler dışındaki sol partilere verenler. Bu anlamda, beyaz yakalı ücretliler, başta Arap Aleviler olmak üzere Aleviler, üniversite öğrencileri…

İkinci toplantı, ki 10danSonra’nın kendini kent kamuoyuna takdim ettiği toplantı idi,  biraz daha kalabalıktı. Yetmiş altı kişi. Henüz kayda değer bir etkinlik yapılmamıştı oysa. Belli ki merak edenler vardı: Kim bu 10danSonra…

Bu sorunun yanıtının ‘hım siz 10danSonracılarsınız değil mi’ sorusuna evrilmesi ise fazla zaman almadı.

10danSonra Mersin çekirdekleşiyor…

Yapılan işlerden ilki, hem aktivistlerin haberleşmesi hem de etkinliklerin kent kamuoyuna duyurulmasını amaçlayan bir facebook grubunun kurulmasıydı. Üye sayısının hızla yükselmesinin de göstereceği üzere, 10danSonra Mersin takip ediliyordu. Bunu önce bir whatsup grubu, daha sonra, çekirdek grup denen bir başka whatsup grubu ve nihayetinde bir facebook sayfası izledi.

Bu anlamda 10danSonra Mersin’in, sosyal medyayı, hem iç haberleşmesini sağlamak hem de etkinliklerini kent kamuoyunda duyurmak amacıyla etkin kullandığı söylenebilir.

Roman şenliklerinden Arap mahallelerine…

Dışarıya dönük etkinliklerden ilki Roman Dernekleri’nin HDP’li  Akdeniz Belediyesi’nin desteği ile organize ettiği Hıdrellez Şenlikleri’ne katılım idi.

Hayatın renklerini şenliklerine de yansıtan genç Roman kadınların davul, zurna ve havaya yükselttikleri on parmakla beraber dillendirdikleri “on, on, on” çığlıkları eşliğinde yapılan yapıştırma ve bildiri/kart dağıtma çalışması, 10danSonra Mersin grubunun kaynaşmasında önemli bir rol oynadı. Hıdrellez Şenlikleri’ne katılım, yerel kültürlere değme noktasında da anlamlı bir örnekti kuşkusuz.

Bunu, Mersin’in parklarında gerçekleştirilen forum ya da tartışma toplantıları, erbaniler, tefler, şarkılar ve türkülerle gerçekleştirilen, çıkartma yapıştırma/bildiri dağıtma yürüyüşleri izledi.

Artık 10danSonra Mersin, kentin neredeyse her kültürel / sanatsal etkinliğinin aranan ve bulunan bir yüzüydü. Lolipopları, çıkartmaları, bilgilendirme kartları, yerel sorunları işleyen afişleri, mali sorunları çözmek için üretilen -Marksist coğrafyacı David Harvey’e kadar da ulaşan- magnetleri, erbanisi, tefi, sloganlarına uyarladığı şarkıları ve belki de hepsinden önemlisi ‘bir oy bir oydur / bir ilişki bir ilişkidir’ mantığına dayalı olarak kurulan yüz yüze ilişkileri  ile… Tüm bunlara nükleer santral yapılması düşünülen bir kentte, ekolojik bir yaşama davet olması hasebiyle ayrı bir anlamı olan bisiklet turunu ve Demirtaş mitingindeki görünürlüğü eklemek de mümkün tabii.

Yukarıda da belirtildiği gibi bu etkinliklerin çoğu, geleneksel HDP seçmeninin dışında kalan ama kendisini solda tanımlayan kesimlerin bulunduğu mekânlarda gerçekleşiyordu.

Kuşkusuz, HDP’li olmayan ama, şarkısı, türküsü, güler yüzü ve neşeli halleri ile HDP’ye oy isteyen bu renkli grubun, Kürt siyasetine karşı önyargıları kırmada rol oynayabilmesini sağlayan önemli etmenlerden birisi HDP Genel Başkanı Selahaddin Demirtaş’ın “seni başkan yaptırmayacağız” konuşması idi.

Bu söylem aynı zamanda, HDP şahsında Kürt siyasetinin Türkiyeliştiği, HDP siyasetinin olmazsa olmazı olan kimlik hakları mücadelesinden daha geniş bir alana hitap etmeye aday olduğu ve bu adaylığının hakkını vereceği anlamına da geliyordu. Maya tutmuştu da.

Çalışmalar süresince HDP’ye oy vermeyeceğini söyleyen ya da ima eden çok sayıda insanın 10danSonra’nın sesine kulak kabartmasında, şarkıyla, türküyle ya da sloganla dile getirilen “onu başkan yaptırmayacağız” vurgusu anahtar oldu dense yeridir.

Bu CHP’li seçmenlerin oturduğu ve kent merkezinde bulunan siteler için de geçerliydi, bahçe tarımı yapan Arap köylülerin yaşadığı ve oyların büyük ölçüde CHP’ye verildiği Arap mahalleleri / köyleri için de.

Eksikler…

Peki eksikler var mıydı? Verilen emeklere haksızlık etmeden, aynı zamanda daha iyisi nasıl yapılabilirdi sorusuna yanıt aramak adına, olduğu söylenebilir.

Bu bağlamda iki nokta vurgulanabilir. Birincisi, Mersin kent merkezinde ve Arap mahallelerinde hatırı sayılır bir çalışma yapılmış olmasına rağmen, Mersin siyasetindeki rolleri yadsınamaz olan, daha çok MHP’ye oy veren, bu anlamda, HDP’ye karşı önyargıları da hayli yüksek olan Türkmen köylerinin ziyaret edilememesidir. Ancak, bunda bu nüfusun daha çok yukarı köylerde ikamet ediyor olması nedeniyle ortaya çıkan teknik zorlukların da rol oynadığı söylenebilir.

İkinci olarak da, karar almaya ya da harekete geçmeye dönük koordinasyon ve benzeri kalıcı organların -henüz- yaratılamamış olması vurgulanabilir. Bu ifade ile, sol örgütlerde sıkça rastlanan bürokratik, işlevsiz ve enerji tüketen mekanizmaların kastedilmediğini vurgulamak önemli elbet. Bunun sonsuza dek yaratılamayacağı anlamına gelmediğini de.

Eksiklik değil ama kafa yorulması gereken bir sorun olarak da, Mersin gibi sol potansiyeli ve başta üniversite öğrencileri olmak üzere, genç nüfusu yüksek bir kentte 10danSonra’nın daha geniş bir tabana yayılmasının yollarını aramanın önemine işaret edilebilir.

Sonuç…

Yukarıda ifade edilenler, HDP’ye AKP’den ve CHP’den önemli bir oy akışı gerçekleşmesine engel olmadı. Bunun için bazı ilçelerdeki oy dağılımlarına bakmakta fayda var.

  • Belediyenin HDP’de olduğu Akdeniz ilçesinde 2011 genel seçimlerinde yüzde 30,4 oy alan AKP’nin oyu yüzde 21, 93’e; yüzde 28,7 oy alan CHP’nin oyu %26, 14’e gerilerken HDP’nin oyları ise[i] yüzde 24’ten yüzde 37’ye yükselmiş.
  • CHP’li belediye başkanları tarafından yönetilen Yenişehir ve Mezitli için de benzer durum söz konusu. Yenişehir’de 2011 genel seçimlerinde yüzde 45,1 oy alan CHP yüzde 40,07’ye; yüzde 25,4 oy alan AKP yüzde 18,82’ye gerilerken, 2011’de yüzde 10 alan HDP ise %21,27’ye yükselmiş.
  • Mezitli’de aynı yıllar için CHP yüzde 43,4’ten 40,05’e; AKP yüzde 28,3’ten 20,96’ya gerilerken HDP 4’ten 14’e yükselmiş.

Bu rakamlarda 10danSonra’nın da payının olmadığını düşünmek için hiçbir neden bulunmuyor.

Önemli olan bundan sonrası…

Görünen o ki, 10danSonra, enerjisi, heyecanı, dili ve söylemleri ile, Mersin dahil,  örgütlü olduğu kentlerde önemli bir işe imza attı. Kuşkusuz, yeni sürecin de, yani artık bundan sonra haline gelmiş 10danSonra’nın da, kendine özgü zorlukları, çelişkileri olacak.

Bu zorlukların ya da çelişkilerin neler olacağı bir başka yazının konusu olmakla birlikte, bunlara müdahil olabilecek örgütlenme araçları ve söylemleri üzerine kafa yormak gereği aşikâr. Biriken enerjiyi diri tutmanın gerekliliği de.

Kimbilir, bütün illerden gelecek 10danSonracıların, yasama yılının açılış gününde mecliste bulunarak hem vekillerini yalnız bırakmadığını, hem “o”nu hangi enerji ile başkan yaptırmadığını hem de bundan sonrasında da süreçte yer alacağını göstermesi bu konuda atılacak ilk adım olabilir.

[i] Bilindiği üzere Kürt siyaseti 2011 genel seçimlerine bağımsız adaylarla girdi ve Mersin adayı Ertuğrul Kürkçü idi. Yazının akışını bozmamak adına bu HDP olarak yazıldı.

Bulunduğu kategori : Örgütsel Deneyimler

Yazar hakkında

İlgili Yazılar