Yunanistan’daki Referandum Neden Önemli? -

25 Ocak 2015 seçimlerinden zaferle çıkan ve Yunanistan halkına umut vaat eden Syriza hükümeti bugüne kadar AB ve IMF ile borçlar konusunda gergin bir müzakere yürütüyordu. Sembolik olarak AB’nin egemenlerine ve iktisadi kurumlarına karşı kuyruğunu dik tutmaya çalışan ancak daha ilk adımda dahi zaten “ılımlı” olan vaatlerinden tavizler veren Syriza yönetimi karşı taraftan en ufak bir taviz bile koparmayı başaramadı. Genel olarak Yunanistan’a yeterli iktisadi tavizi verdiklerini düşünen egemenler seçimler sonrası sembolik olarak meydan okuyan Syriza’nın burnunun sürtülmesini kendi düzenleri için ideolojik bir gereklilik telakki ettiler. Zira öyle ya da böyle Syriza’nın seçim başarısı bir meydan okumaydı ve İspanya gibi daha büyük ekonomilere kötü bir örnek olabilir, alternatif bir yol teşkil edebilirdi.

 

Syriza’nın seçim başarısından sonra Başlangıç’ta defaatle Syriza’nın başarısının bahşettiği olanaklar kadar tehlikelere de dikkat çekmeye çalıştık. Syriza’nın kendince orta yollar arayarak ortaya çıkan sistem karşıtı tepkiyi ve toplumsal hareketleri soğurabileceğine, sistem içi kanallara sevk edebileceğine dikkat çektik. Bu özellikle Syriza ile birlikte yükselmekte olan ve aynı toplumsal tepkiden beslenen faşist Altın Şafak partisinin varlığı söz konusu olduğunda daha da önemli bir tehlikeye işaret ediyordu. Çok şükür ki bunun olmasına şimdilik AB, IMF ve egemenler izin vermediler!

 

Syriza’nın vaat ettiği gibi Umut olabilmesi için mevcut durumu sürdürülebilir bir hale getirmesi ve borcu çevirmeyi becerebilir bir performans geliştirmesi değil, mevcut durumu yaratan sistemi radikal bir eleştiriye tabii tutarak daha kopuşçu adımlar atması gerekiyordu. Sokakları, meydanları ve hareketleri canlı tutması ve daha radikal adımlar için temel yapması gerekiyordu. Ancak Syriza yönetimi partiyi hızla kitleselleştirmek, toplumsal tabanını yaymak ve radikal adımlara toplumu hazırlamak yerine kendi seçimlerinde ilan ettiği gayet ılımlı programı ile dahi alakası olmayan taleplerle AB ve IMF’ye gitti. Avrupa Sol Partisi mahfillerinden kamuoyuna sızan açıklamasında Syriza yönetimi zaten müzakerelerde teklif ettiklerinin gerek genel gerekse de seçimlerde ilan etikleri programıyla alakası olmadığını itiraf etmek durumdan kalıyordu. Aslında yapmaya çalıştıkları adı değiştirilmiş bir memorandumun kabul edilmesinden başka bir şey değildi. Sosyal kesintiler, özelleştirmeler vs. Eğer AB ve IMF bunu kabul etse Syriza teklifini “onurlu bir uzlaşma” olarak sahneye sunacaktı. Bu tutum elbette erketede bekleyen Syriza içindeki Sol ve radikaller tarafından da yakından takip ediliyordu. Çipras yönetimine gerek Syriza içinden gerekse de Syriza dışından gelen Sol eleştiri bir başka yazının konusu.

 

Şimdi önemli olan AB ve IMF’nin sonuç itibarıyla Syriza yönetimini dahi radikal adım atmak durumunda bırakmış olması. Çipras yönetiminin bir kırıntı dahi elde edemediği müzakerelerde boyun eğmesi zaten eşyanın tabiatına aykırıydı. Çipras şimdi topu Yunan halkına atmış oldu. Ayrıca çok net bir “hayır” tavrı sergilemesi bir süredir sürmekte olan müzakerelerin altını da boşaltmış oldu. Bu durum AB ve IMF’nin temsil ettiklerine karşı sokakların yeniden harekete geçmesine vesile teşkil etti. Egemenlerin mesajı, yani herhangi bir orta yolun olmadığı ve aşağıdakilerin yenilgiyi kabul etmek zorunda oldukları mesajı gayet net. Bundan dolayı referandum ile birlikte seçim sonrası durulan tartışmalar ve hareketlerin politikleşmesi ve radikalleşmesi önemli bir olanağı da yeniden ortaya çıkarmış durumda. Yunan halkı ve özellikle Syriza’ya oy vermesine rağmen çok da radikal adımlar atmasını istemeyen kesimlerin de daha sola gitmekten başka bir çare olmadığını görmesini sağlıyor bu süreç. Yunan solu referandumdan daha da güçlenerek çıkabilir. Yine referandumda “evet” denilmesini açıktan vaaz edenin Alman bakanlar olması da durumu açık bir şekilde ortaya seriyor. “Onurlu bir uzlaşma” yerine referandumdan kuvvetli bir karşı çıkışın çıkacak olması sol örgütlerin kitleselleşmesi ve politikleşmesi için yeni bir olanak bahşediyor. Bu durum eğer sandıktan başarıyla çıkan Syriza’nın gerçek anlamda örgütlü ve sokakta güçlü bir siyasal partiye dönüşmesine vesile olursa Yunanistan’da umut adına beklenecek daha çok şey var demek olacaktır.

 

 

 

Bulunduğu kategori : Hariciye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar