Trump’a karşı kadın grevi – Jenny Brown & Erin Mahoney -

ABD’li feministler, Donald Trump’ın başkanlığına karşı kadınları genel greve çağırıyor

Yüzbinlerce kadın, Donald Trump’ın başkanlığı devralmasının ertesi günü Washington’da bir yürüyüş yapmayı planlıyor. Kadınlar Trump’ın dizginsiz ırkçılığını, geçmişindeki cinsel tacizleri ve kamu hizmetlerine yönelik kesinti planlarını protesto edecek. Bu yürüyüşün yanı sıra, National Women’s Liberation (NWL) adlı kadın örgütü de ülke çapında kadınları 20 ve 21 Ocak’ta gerek ücretli gerek ücretsiz çalışma alanlarında greve çağırıyor.

NWL’in açıklamasında şu ifadeler geçiyor: “Yeni yönetim, devlet okullarından Medicare sağlık sigortasına, orada sosyal güvenliğe kadar her tür toplumsal sözleşme unsurunu kesmeyi, altını oymayı, özelleştirmeyi ya da yok etmeyi vaat ediyor. Oluşacak boşluğu doldurma ve enkazı kaldırma görevini de ‘aile’ kurumunun yapmasını bekliyorlar -bundan kasıt kadınlar. Hayır, biz bunu kabul etmiyoruz. Grevimiz bir uyarıdır. Kimse bizim emeğimizi çantada keklik sanmasın.”

Ülkenin dört bir yanında kadınlar çalışmayı bırakacak ve greve çıkma amaçlarını grevin internet sitesinde paylaşacak. Bazı kadınlar net feminist vurgular yaparken — ücret eşitsizliği, ya da çocuk bakımı ve eviçi emek gibi yeniden üretim işlerinin ücretsiz olması —; bazı kadınlar da, çoğu insanın feminizmle ilişkisi olmadığını sandığı konulara dikkat çekiyor — sağlık sistemi, ücretlerdeki erozyon ve gelir eşitsizliği gibi. Grev, feministlerin ve emek hareketinin önümüzdeki yıllarda herkese daha iyi çalışma ve yaşam koşulları sağlamak amacıyla nasıl işbirliği yapabileceğine işaret ediyor.

NWL üyesi ve New Yorklu bir sendikacı olan Erin Mahoney, NWL örgütçülerinden Jenny Brown ile grevi konuştu.

Washington’daki yürüyüşlerin planı şimdiden hazır. Peki neden kadın grevi çağrısı yapıyorsunuz?

Grev düşüncesi, her şeyi mümkün kılan şeyin gerek ücretli gerek ücretsiz kadın emeği olduğu tespitimizden doğdu. Bu gerçeğe rağmen, yeni başkan biz kadınları taciz ve saldırıya layık nesneler olarak gösteriyor ve tacizi ifşa ettiğimizde de yalancı olmakla suçluyor. Trump’ın ideal dünyasında, kadınlara hizmetçi, süs eşyası ve cinsel oyuncak gibi ikincil roller uygun görülüyor. Gazeteci veya siyasetçi gibi rollere soyunmaya kalkanlarımız, sırf var olduğu için saldırıya uğruyor.

Ancak bu erkek egemen zihniyet sahipleri bizim işbirliğimize muhtaç — kadın emeği olmazsa hayat durar. Sitemize bırakılan mesajlardan biri şöyleydi: “Hadi bakalım, biz kadınların aile ve toplumdaki katkıları olmadan bu söylediklerinizi nasıl yapacaksınız görelim.”

Grev, biraz da başkentteki eylemlere gelemeyecek kadınlar için düşünüldü. Kendi kentlerinde eylem yapabilir veya itirazlarını çeşitli şekillerde dile getirebilirler – işten başını kaldıramayan kadınlar dahi. Massachusetts’li bir kadın şöyle yazmış: “Umarım işten izin alabilirim o gün. Ama alamazsam da, erkek müşterilerimin saçmalıklarına katlanmayacağım. Makyaj yapmayacağım, ayrıca aklımdan geçenleri de içimde tutmayacağım.”

Irkçı ve cinsiyetçi saldırılara set çekmenin yanı sıra, grev; sağlık sistemi, üreme hakları, çocuk bakımı, asgari ücretin 15 dolara çıkarılması, ücretli ebeveynlik izni ve sosyal güvenlik sisteminin korunması gibi konulara odaklanıyor. Neden bu konulara vurgu yapıyorsunuz?

Yeni hükümetin zorla geçirmesini beklediğimiz program bütünü — kürtaj hakkı ve doğum kontrolüne saldırı, Medicare, sosyal güvenlik sistemi ve devlet okullarının tasfiyesi —, kadınların daha fazla ücretsiz iş yapması fikri üzerine kurulu. Çocuk sahibi olan insanların hayatını kolaylaştıracak kamusal çocuk bakımı hizmeti gibi adımlar atmak yerine, üreme alanındaki haklarımızı budayarak biz kadınları çocuk sahibi olmaya mecbur bırakmayı planlıyorlar. Onlara kalırsa bu mesele kadınların sırtına yıkılacak, yani kadınlar iyice çılgın bir tempoda çalışacak, daha az uyuyup daha da tükenecek.

Sağlık hizmetleri ve yaşlı bakım hizmetleri iyice pahalı hale geldiği için biz kadınlar zaten evde çok daha fazla bakım işi yapıyoruz; çünkü sigorta şirketleri fazla masrafa girmesin diye aile üyelerimiz ya da arkadaşlarımız “daha hızlı ve daha hasta” bir halde taburcu ediliyor. Ücretsiz bakım emeği kadınların üstüne yıkılıyor. Eğer yeni Kongre planlarını gerçekleştirirse, emin olun üzerimize çok daha fazla bakım işi yıkılacak.

ABD’de, çocuk bakımının toplumu mümkün kılan ve ücret gerektiren hayati bir iş olduğu gerçeğinin teslim edildiği alanlardan biri devlet okulları. Ancak üst üste gelen bütçe kesintileri sonucu eğitim hizmetleri kuşa döndü; gerek eğitimci gerek ebeveynlerden hep daha fazla fedakarlık bekleniyor. Ebeveynler okullara destek olmak için şimdiden sınıflarda gönüllülük veya bağış toplama gibi işler yapıyor — ama eğitim sistemini özelleştirmek isteyen kesim, bizim bundan da fazlasını yapmamızı bekliyor: Bizi sanal okullara ve evde eğitime yönlendiriyorlar.

Ücret eşitliği konusuna gelelim.

Kadınların eşit ücretlere ihtiyacı var ve ücret eşitsizliği greve dair taleplerde sık sık öne çıkan bir tema. Son kırk yılda kadınların ücretleri erkeklerin ücretlerine bir nebze yaklaştı yaklaşmasına, ama bunun temel sebebi erkeklerin ücretlerinin başaşağı gitmesi! ABD’li emekçilerin üretkenliği bu sürede iki katına çıktı, ancak tüm maddi kazanç toplumun yüzde birlik kesiminin cebine gidiyor. Eğer 1968 yılının asgari ücreti üretkenlik artışına göre zamlansaydı, bugün saatlik asgari ücret 16 ila 22 dolar olurdu.

Bu üretkenlik artışının artık bordromuza da yansıması gerekiyor; yapılacak ilk iş de asgari ücreti 15 dolara yükseltmek. Bu, ABD’deki işçilerin yaklaşık yüzde kırkının -ki bunların çoğu kadın- ücretini doğrudan artıracak. Feminist hareketle emek hareketinin el ele vermesi gereken bir mesele bu. Erkek ve kadınlar arasında ücret eşitliğinin sağlandığı tek yer sendikaların toplu iş sözleşmeleri. Kadınların ücret eşitliğini elde ettiği alan bu. Elbette, kimi kamu işverenleri ücret eşitliğini bir politika olarak benimsemiş durumda, ama her seferinde, onları buna iten güç sendikalar oldu.

(…)

Grev sonrasında ne planlanıyor?

Feministler ve ekonomik / toplumsal adalet örgütleri, insanların direnme yöntemlerine yönelik ilgisinde ciddi bir artış olduğunu ifade ediyor. Aramıza çok sayıda, daha önce herhangi bir politik grupta aktif olmamış kadın katılıyor. Dolayısıyla, yeni insanları dahil etmemiz ve herkesin bir görev üstlenmesini sağlamamız gerek. Ayrıca feminist örgütlerin mali açıdan, şirketlere bağlı kurumların desteğine değil üye aidatlarına dayanması gerektiğini düşünüyoruz. Kurumsal finansman feminizmi daha az radikal yönlere kanalize edebiliyor.

Bizim odak noktamız kadın emeği olacak; Trump ve Pence yönetimi, iyice kemerimizi sıkıp bizden daha fazla para ve zaman sızdırmak almak istiyor. Bunun bir ayağı da kürtaj ve doğum kontrolüne karşı saldırılar; yani, kadınlar bu sistemde çocuk yetiştirmenin getirdiği aşırı çalışma ve kaygıdan kaçınmak isterlerse bile, yine de çocuk yapmaya mecbur kalsınlar. Daha şimdiden, kürtaj ve doğum kontrolüne getirilen kısıtlamalar nedeniyle ABD’deki istenmeyen doğumların oranı oldukça yüksek.

Dolayısıyla biz de kürtaj ve doğum kontrolünü savunmak için, ayrıca feministler olarak ücretli ve ücretsiz işten oluşan “çifte mesai” dediğimiz olguya karşı mücadele için komiteler kurduk. Ayrıca beyaz olmayan kadınlardan kurulu bir meclis kanalıyla, şu an için kritik önemde olan, ırkçılık ve cinsiyetçilik meseleleri arasındaki bağlantıları kuruyoruz. Trump Cumhuriyetçilerin bildik beyazlık vurgusunu kullanarak insanları kendi çıkarları aleyhine oy kulanmaya ikna etti — sandığa giden beyaz kadınların yüzde 53’ü cinsiyetçi bir milyardere verdi oyunu.

Bu da, erkek egemenliği, ırkçılık ve kapitalizmin nasıl birarada işlediğini anlatma konusunda feministler olarak henüz yeterince etkili olamadığımız anlamına geliyor. Ama bugün, Cumhuriyetçilerin ağırlıkta olduğu bir Kongre kendi programını dayatmaya çalışırken, biz bu meselede hızla mesafe kat edeceğiz ve kadınların karşı karşıya olduğu somut meselelere cevap veren bir program oluşturacağız.

*

Jacobin’den kısaltılarak çevrilmiştir:

https://www.jacobinmag.com/2017/01/women-strike-trump-inauguration-sexism-abortion/

Bulunduğu kategori : Mor ve Gökkuşağı

Yazar hakkında

Son Yazılar
Yayın Politikamız
“Öğrenci Dayanışması” 6. sayı çıktı: Organize oluyoruz! -

Devrimci hareketin fikri dağınıklığı haliyle gençlik hareketine de sirayet etmiş durumda. Üniversite mücadelesi cılız, dağınık ve motivasyonsuz bir dönemden geçiyor. Fikri dağınıklığı gidermeden mücadele alanlarında güçlenmek, pratik mücadele içerisinde yoğunlaşmadan fikri dağınıklığı aşacak bir ufuk geliştirmek söz konusu değil. Bu nedenle işimiz sanıldığından daha zor. Siyasi bir içeriği olmadan içi boş ‘’sokak ve direniş’’ çağrıları yapmak, gerçekliği görmezlikten gelip oyalanma ve bekleme stratejileri üretmek artık...

Devamı ...