Sömürü düzenini anlamak için: IMF -

Uluslararası siyasi – askeri örgütler ve finansal kuruluşlar, uluslararası kapitalist hegemonyanın evrensel kurallarını üretme ve yayma mekanizmalarıdır: Hegemonyanın ideolojisini dünya halklarının gözünde meşrulaştırmaya çalışırlar.

2016 Haziran’ında IMF, internet sayfasında kendi araştırma bölümünde görevli çalışanlarının kaleminden çıkan kısa ama çok önemli bir yazı yayımlamıştı. Yazının başlığı, bugüne kadar IMF ile ilgili olarak ortaya konan eleştirilerin sanki az da olsa dikkate alındığı izlenimini vermişti: “Neoliberalism: Oversold?” Başlıktan da anlaşılabileceği üzere, yazarlar, neoliberal yönetim anlayışının ve bu anlayışın ürünü olan politikaların, gereğinden fazla övülmüş olabileceğini ve aslında bu politikaların öyle sanıldığı gibi evrensel olarak geçerli olmayabileceğini belirtmişti.

Neoliberal politikaların büyüme yaratacağı yerde eşitsizliği arttırdığı ve sonuçta sağlıklı bir genişlemeyi tehlikeye attığını belirtmişti yazarlar. Yani devletlerin mali açıklarını kapatmaları için IMF tarafından önerilen “kemer sıkma” politikalarının yarattığı eşitsizlik, büyümenin seviyesine ve devamlılığına zarar veriyormuş. Yazarlara göre, büyüme neoliberal ajanda için tek ve ana amaç olsa da, neoliberal politikaların savunucularının dağıtım konusuna daha çok dikkat etmeleri gerekiyormuş. Kısaca, günümüze kadar gelen örneklere baktığımızda, diyor yazarlar, bütün devletler için iyi sonuç getireceği kesin olan sabit bir yöntem yoktur; politika yapıcıları ve onlara akıl hocalığı yapan IMF gibi kurumlar, inanç ile değil, kanıt ile hareket etmelidir (Ostry, Loungani ve Furceri 2016). Bu ifadeleri okuyan herkes için IMF’nin böyle bir yazıya yer vermesi bile şaşırtıcıydı denebilir.

Yayımlanmasının üzerinden neredeyse bir sene geçen bu yazıyı aklımızın bir kenarında tutarak, geçtiğimiz Nisan ayının 22’sinde gerçekleşen 35. IMFC (Uluslararası Para ve Finans Komitesi) toplantısını ele alalım. Aralarında ABD Hazine Sekreteri, Çin Merkez Bankası Başkanı ve Kanada, Rusya, Hindistan, Almanya, İtalya ve Fransa Ekonomi ve Finans Bakanlarının dâhil olduğu, 20’den fazla devletin finans ve ekonomi temsilcilerinin katıldığı bu toplantının ardından[i], bir de bildiri yayımlandı[ii]. Bu bildirinin hemen giriş cümlelerinde ise, büyüme oranlarının hâlâ mütevazı olduğuna ve büyümenin siyasi alandaki ve politika oluşturma süreçlerindeki yoğun belirsizliklere maruz kaldığına dikkat çekilmiş.

 

Küresel eşitsizlik IMF’nin gündemi değil

Ek olarak, bildiride verilen kritik mesajlardan birkaçını sıralamak gerekiyor. Devletlerin bir araya gelen temsilcileri, önceliklerini eşgüdümlü para politikaları, büyüme ile uyumlu mali politikalar, uygun yapısal reformlar ortaya koymak, finansal istikrarı güvence altına almak ve daha ‘kapsayıcı’ bir küresel ekonomi yaratmak olarak belirtmişler.

Yani görülen o ki, IMF karar alıcılarının büyüme odaklı anlayışlarında pek bir değişiklik yok: Küresel ölçekte yoğunlaşan eşitsizlik, beklendiği gibi, IMF’nin pek de umurunda değil. Zaten olması da IMF’nin doğasına aykırı olurdu.

Ayrıca dikkat çekilmesi gereken bir nokta da, IMF çatısı altında bir araya gelmiş olan bu temsilcilerin “2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri”nin gerçekleştirilmesine yönelik çabaları destekleyeceklerini bildirmesi. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından ortaya konan 17 hedefin bazıları şunlar: yoksulluğu, açlığı bitirmek, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak ve herkese nitelikli eğitim sunmak.

Böyle bir programın bir benzeri 2000’de “Binyıl Kalkınma Hedefleri” adı altında ilan edilmişti. Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne karşı Samir Amin’in 2006 yılında ortaya koyduğu eleştiriler bugün hala güncelliğini korumakta (Amin 2006). Amin “gerçek hedefleri” şöyle sıralar:

Sermayenin yayılması için yeni alanlar açmak amacıyla ileri derecede özelleştirme,

Tarımsal arazilerin piyasa hukukuna göre işlenmesi,

Azami deregülasyon (kuralsızlaştırma) yoluyla ticari “açılma”,

Her yerde benzer bir kontrolsüzlükle sermaye hareketlerinin önünün açılması ve

Devletlerin prensipte ekonomik ilişkilere müdahale etmesinin yasaklanması.

 

Uluslararası kapitalist hegemonyayı genişletmek

İsimleri ister “Binyıl Kalkınma Hedefleri”, ister “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri” olsun, bu programların hedefi uluslararası kapitalist hegemonyayı genişletmek ve sürdürülebilir kılmaktan başka bir şey değil. Bu tür programların sözde ortadan kaldırmayı hedeflediği sorunların ortaya çıkış nedeninin bizzat küresel kapitalizm olduğu aşikâr iken, yine aynı kapitalizmin bu sorunlara çözüm üretebileceğini düşünmek saflık olur.

Çok basit bir örnek olarak, daha birkaç gün önce, dünyanın 2. büyük sera gazı yayan ülkesi olan ABD’nin başkanı Trump, bütün dünyanın karşı karşıya kaldığı iklim değişikliği problemine çare bulunması için imzalanan Paris İklim Anlaşması’ndan çekildiğini açıkladı. 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri arasında “iklim değişikliği ile mücadele için acil olarak adım atmak” maddesi de yer alıyordu.

Dünya kapitalist sisteminin başat kurumlarından biri olan IMF’nin önemli bir toplantısında Birleşmiş Milletler’in böyle bir programına destek açıklanması ise bize bu kurumlar ve örgütler arasındaki organik ilişkiyi göstermeye yetiyor.

Günümüzde faaliyet gösteren uluslararası siyasi – askeri örgütler ve finansal kuruluşlar, uluslararası kapitalist hegemonyanın evrensel kurallarını üretme ve yayma mekanizmalarıdır. Hegemonyanın ideolojisini dünya halklarının gözünde meşrulaştırmaya çalışırlar (Cox 1983, s. 172). Yukarıda bahsettiğimiz örneklerde gördüğümüz gibi, emek sömürüsü üzerine kurulu kapitalist üretim tarzının yarattığı sorunlara gerçekten çözüm bulmak gibi bir endişeleri asla yoktur ve olamaz. En fazla, insanlığın sorunlarına karşı ortaya çıkan tepkileri azaltmak için ürettikleri, yapmacık “kalkınma hedefleri” gibi söylemsel ürünlerle göz boyarlar.

Kapitalizmin bu kadar geniş ve kapsamlı bir ölçekte işliyor olmasının bize gösterdiği belki de en önemli sonuç, kapitalist sömürünün ve onun yarattığı sorunların bütün dünya emekçilerinin ortak sorunları olmasıdır. Bu yüzden, bütün dünya emekçileri kapitalizme ortak bir mücadele vermedikçe, kapitalist sömürü düzeni son bulmayacaktır.

*

Kaynakça

Amin, Samir. Monthlyreview.org. 2006. https://monthlyreview.org/2006/03/01/the-millennium-development-goals-a-critique-from-the-south/.

Cox, Robert W. “Gramsci, Hegemony and International Relations : An Essay in Method.” Millennium: Journal of International Studies 12, no. 2 (1983): 162-175.

Ostry, Jonathan D., Prakash Loungani ve Davide Furceri. “Neoliberalism: Oversold?” Finance & Development, Haziran 2016: 38-41.

 

[i] Toplantıya katılanların tam listesi için: http://www.imf.org/external/spring/2017/imfc/attendees/index.htm

[ii] Bildiriye şu adresten ulaşılabilir: http://www.imf.org/en/News/Articles/2017/04/22/sm2017-communique-of-the-thirty-fifth-meeting-of-the-imfc

Bulunduğu kategori : Hariciye

Yazar hakkında