Savaşa hayır, barış hemen şimdi! -

Haftalardır beklenen oldu ve TSK, ÖSO unsurlarının da desteği ile Afrin’e yönelik olarak pek çok koldan hava ve kara operasyonuna girişti. Şu aşamada operasyonun askeri olarak nasıl ilerlediğine ilişkin yorum yapmak için henüz erken.

Bize göre bu operasyonun temel motivasyon kaynağı, Türkiye’de otoriter-şefçi, tek adam rejiminin tahkim edilmesidir. Savaşın sağladığı “milli seferberlik” atmosferiyle CHP liderliğinden İYİ Parti’ye TÜSİAD’dan MÜSİAD’a kadar geniş bir kesimde oluşan mutabakat, tam da bilhassa 15 Temmuz darbesinden bu yana derin bir yarılma yaşayan, referandumu kağıt üzerinde kazanmış olsa bile beklediği onayı alamayan “devlet”in mimarisini, “lider” etrafında konsolide etme amacı için kullanılıyor. Savaş, Erdoğan’ın kendi rejimini “milletin hakemi konumunda bulunan bir kılıç hükümeti” olarak resmetmesine imkân sağlıyor.

7 Haziran seçimleri ardından meclis çoğunluğunu yitiren ve derin bir meşruiyet krizine giren iktidar, bu krizini içeride savaş ve çatışma yoluyla yarattığı milliyetçi saflaşma ile aşmayı başarmış olmanın da tecrübesiyle, bu sefer de referandumun ardından baş gösteren “onay” krizini başka bir “milli” seferberlik ile aşma gayreti içerisinde. Afrin operasyonunun ilk günlerinde oluşan bu “seferberlik” havası içerisinde, bir yandan MHP-AKP koalisyonunu tabanda da güçlendirirken bir yandan da “Hayır” cephesini bölmeyi hedefliyor.

“Hayır” cephesinin milliyetçi unsurlarını Afrin operasyonu sayesinde arkasına alan iktidar, “Hayır” cephesinin en dinamik unsuru olan sokak muhalefetini ise devletin en tepesinden hedef gösterip kriminalize etmeye çalışıyor. Cezaevlerinde tek tip kıyafet dayatması ve daha başka bir dizi hamle ile bu süreçte demokrat, sol, devrimci kamuoyu üzerindeki saldırıların artarak devam edeceğini öngörebiliriz.

Ama unutmamak gerekir ki bunu bir “başarı” olarak isimlendirmek için henüz erken. AKP iktidarının yapısal krizi, uluslararası meşruiyet sorunu, sürekli bir olağanüstü gündeme ve “seferberliğe” olan ihtiyacı ve “normalleşememe” krizi yerli yerinde duruyor. Afrin operasyonunun askeri seyri, metal grevi, artan işsizlik ve enflasyon oranları ve buna emekçi kitlelerin göstereceği reaksiyon önümüzdeki dönem için belirleyici olacaktır.

Bir başka bağlamda, Afrin operasyonuna sadece Türkiye’nin iç siyaseti bağlamında bakmak da yanılgıya yol açacaktır. Küresel hegemonik kapasitesi gerileyen ABD ile bölgedeki tahkimatını artırmaya çalışan Rusya arasındaki, Suriye’nin paylaşımı kavgası bağlamında da Afrin operasyonunun değerlendirilmesi gerekir.

ABD çok sayıda askeri üssü ve 30 bin kişilik olacağı söylenen bir sınır gücü kanalıyla, SDG kontrolündeki, ülkenin en zengin enerji ve tarımsal kaynaklarına sahip bölgeleri konsolide etmek adına hamleler gerçekleştiriyor. Rusya ve elbette müttefiki İran ise, ABD’nin bu hamlesine darbe vurma, Esad rejiminin kontrolünü bu zengin bölgelere doğru genişletme niyetinde. Rusya’nın, SDG’yle ilişkilerini tehlikeye atma pahasına Afrin hava sahasını TSK’ya açması bu bağlamda da anlam kazanıyor. Ayrıca IŞİD sonrası Suriye’nin yeniden yapılandırılması ve bölge rejimlerinin yeniden inşa sürecinde Kürt özgürlük hareketinin Afrin’de ve genel olarak Rojava’da ortaya koymuş olduğu “Demokratik Özerklik” yaklaşımının tüm bölge güçleri tarafından bir tehdit olarak algılandığını da unutmamak gerekir.

TSK ve ÖSO’nun başlatmış olduğu harekat askeri olarak başarılı bile olsa, Kürt hareketinin çok uzun süredir köklerini saldığı, Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu Afrin’de, Erdoğan’ın açıkça yönetimi harekat sonrası kendilerine bırakacağını ilan ettiği ÖSO gibi, iç çatışmalarla malul bir Arap gücünün, son derece örgütlü bir Kürt nüfusun bulunduğu bu alanı “yönetmesi” imkansız gibi görünüyor. Bu minvalde yine Erdoğan’ın Kürtleri azınlık sayan ve sonradan bölgeye yerleştiklerine dair ifadeleri de olası bir etnik çatışmanın kapısını aralıyor.

Emekçilerin savaştan kazanacağı hiçbir şey olmadığını biliyoruz.
Bölge halklarının iradesini yok sayan kibir ile Kütahya’da taşeron işçiyi azarlayan kibrin kaynağı aynıdır.

Barış hemen şimdi!

Başlangıç – 23.1.2018

Bulunduğu kategori : Başlangıç Yazıları

Yazar hakkında

İlgili Yazılar