küresel kriz ve sertleşen uluslararası siyaset: büyük bir savaşın eşiğinde miyiz? – ümit akçay -

 

21. yüzyılın ilk çeyreği, yüzyılın ilk büyük ekonomik krizi ile başladı. Krizin etkileri dalgalar halinde sürüyor ve 2014 ile yeni bir aşamaya girildi. Buna paralel olarak krizden beri tüm dünyada siyasal iktidarlar sarsıldı. Ancak siyasal iktidarları sarsan enerji, alternatif bir kurucu iradeye dönüşemedikçe kâbus senaryoları daha da belirginleşiyor. En son Kırım’da sivrilen krizle birlikte sormamız gerekiyor: etkileri dünya genelinde olabilecek yeni bir büyük savaşın eşiğinde miyiz?

hegemonik devletin krizi

Bu soruyu yanıtlamak için kısaca geçtiğimiz yüzyıldaki gelişmelere göz atmamız gerekir. 20. yüzyıl, çözülmemiş bir küresel ekonomik krizle ve buna eşlik eden hegemonya kriziyle başlamıştı. Kapitalizmin ilk küresel krizi 1870’li yıllarda başladı, tüm ülkelerde kendisini hissettirdi ve aralarında Osmanlı’nın da olduğu büyük İmparatorlukların yıkılmasının gerisindeki iktisadi fonu oluşturdu.

Küresel krize paralel olarak hegemonik devletin de krizi yaşanıyordu. 20. yüzyılın başına kadar dünyanın süper gücü olan Birleşik Krallık, iktisadi gücünü rakiplerine kaptırmaya başladı. Dünya genelinde Britanya hegemonyasından Amerikan hegemonyasına geçiş için 1929 krizi gibi kapitalizmin tarihindeki en önemli iktisadi kriz ile insanlık tarihinin gördüğü en dramatik iki savaş olan Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nın yaşanması gerekti.

1945 sonrasında kapitalist dünyada ABD, askeri, siyasi, ekonomik ve teknolojik alanlarda tartışmasız üstünlüğe sahipti. Uluslararası siyaset ve dünya ekonomisi, Birleşmiş Milletler, NATO, IMF, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü gibi yeni kurumsallaşmalarla Amerikan hegemonyası altında yeniden örgütlendi.

ABD’nin hegemonik üstünlüğünü giderek yitirdiği tartışması, özellikle 1970’lerdeki kriz sonrasında yüksek sesle dile getirilmeye başladı. Özellikle Alman ve Japon rekabetinin Amerikan ekonomisinin yegaye rolünü tehdit ettiği ileri sürüldü. Ancak ABD’nin gerileyişi argümanı son dönemde Çin’in yükselişi ile beraber yeniden gündeme geldi.

güncel durum

Güncel olarak duruma baktığımızda günümüzde hala 2008’de ABD’de patlak veren krizin etki alanı içinde olduğumuz tespiti ile başlamalıyız. Bu çerçevede 2014 başında üç temel gelişmeye işaret etmeliyiz. İlki, Avro Bölgesi’nde deflasyon riski artıyor. İkincisi, Çin’in yavaşlaması devam ediyor. Üçüncüsü de, ABD ekonomisinin çok güçsüz de olsa krizden çıkış belirtileri vermesi, bu sefer “yükselen piyasalar” krizini tetikleyici bir risk olarak ortaya çıkıyor.

İlginç olan ise, böyle bir atmosferde, krize neden olan politikaların aynen krizden çıkış için de uygulanıyor olması. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde dünya ekonomisinin yeniden istikrara kavuşacağını düşünmek için elimizde herhangi bir kanıt yok. Böyle bir atmosferde ulusal ve uluslararası düzeyde siyasetin sertleşmesi ve “olağandışı” gelişmelerin yaşanması kuvvetle muhtemel.

alternatifsizlik sorunu

Gerçekten de 2008’den itibaren dünya genelinde pek çok siyasi iktidar sarsıldı ve çoğu değişti. Ekonomik krizle siyasi değişim arasında dolaysız bir ilişki kurmak mümkün değil. Ancak krizin, siyasi aktörlerin hareket alanını daralttığını ve “olağan” siyasi alternatiflerin geniş kitleleri ikna etme kapasitelerinin azaldığını söyleyebiliriz. Ancak kriz sonrası sürecin nasıl belirleneceği, kriz tarafından değil bizzat siyasal olarak örgütlenmiş geniş toplulukların hareketleri tarafından belirlenecek. 2008 sonrasında henüz böyle örgütlü bir hareket göremedik.

Toplumsal hareketler aniden ortaya çıkan ve aniden geri çekilen dalgalar haline dönüştü. Ancak tüm dünyada siyasal iktidarları sarsan ve alttan gelen bu enerji, bir türlü alternatif bir kurucu iradeye dönüşemedikçe kâbus senaryoları daha da belirginleşiyor. Tarihin sarkacı 2008’den itibaren sola doğru salındı, ancak günümüzde bu salınım durmuş ve tersine hareket başlamış olabilir. Kısacası, kapitalizmin krizi, ileriye doğru bir hamleyle aşılmadığı sürece geriye kalan seçeneğin barbarlık yani savaş olması ihtimali giderek yükseliyor.

 

Bulunduğu kategori : Hariciye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar