Kazanımlar ve olasılıklar -

Referandum kampanyasının sol açısından en değerli sonucu şüphesiz Hayır meclisleri oldu. İki üç ay öncesine kadar, sokakta kampanya bile yapamayacağımızı düşünürken, meclisler bugün İstanbul’un pek çok semtinde pazarları, caddeleri, iskeleleri, durakları şenlendiriyor.

Elbette meclisler bazı semtlerde gerçek birer mahalle forumu karakteri taşırken, bazı semtlerde daha sınırlı katılıma sahip, birer siyasetler toplantısı görünümünde. Bağımsız aktivistlerin katılıp katılmaması ve aşağıdan, birey hukuku temelli yapıların inşa edilip edilmemesi, bu açıdan önemli birer kriter. Muhtemelen ilk profildeki meclisler -referandum sonucundan bağımsız biçimde- varlıklarını sürdürecekler ve daha bugünden bir aşağıdan, birleşik anti-faşist cephenin nüvesi durumundalar.

Meclislerin en büyük başarısı, kutuplaştırıcı olmayan, samimi bir dille Hayır kampanyası yürütmek oldu. Hepimiz biliyoruz, Hayır meclisleri toplam Hayır kampanyalarının epey küçük bir bölümünü temsil ediyor. Kampanyaların ana gövdesini çeşitli ulusalcı çizgilerin oluşturduğunu söylemeye gerek yok. Ulusalcı Hayır kampanyaları sadece, “Evet çıkarsa vatan bölünür” söylemiyle ülkedeki toplam milliyetçiliği artırmakla kalmıyor. Aynı zamanda AKP tabanına yönelik elitist, tepeden bakan bir söylemi sokakta yeniden yeniden üreterek, kimi muhafazakar ve mütedeyyin kararsızları adeta Evet bloğuna doğru itiyor. Sembolik bir örnek olarak, kampanya başlarında Üsküdar iskelede, “Hayır vermeyi düşünüyorum, ama o zaman CHP’ye oy verecekmişim gibi hissediyorum” diyen bir gençle konuşurken birbirimizi duyamıyorduk, çünkü arkadaki bir standdan bangır bangır İzmir Marşı geliyordu… 

Ulusalcı kampanyalar AKP tabanını oluşturan insanların kültürel hassasiyetlerini hiçe sayıyor, kendine biçtiği “cahilleri aydınlatma” misyonuna uygun biçimde onları birer politik özne olarak dahi görmüyor. Solun bir kesimi dahi bu çizgiye yaklaşan bir kampanya yapmayı tercih etti. Bu elitizmin yanında, Hayır meclislerinin insanlarla eşit düzlemde konuşan ve referandumla gündelik talepler arasındaki bağı kuran dili çok değerli. Hayır Üsküdar’ın ürettiği çeşitli yerel broşürler buna güzel birer örnek; ha keza, kıdem tazminatı ile Hayır arasında ilinti kuran bildiriler de. 15 Temmuz sonrası AKP, kitlesinin önemli bir kesimini iyice konsolide etmiş durumda; bu kitleden emekçilerle herhangi bir iletişim kurmak istiyorsak -ki bu açıdan referandum sürecinde ciddi mesafe kaydedildi, bildik “seküler” mahallelerin çok ötesinde çalışma yürütüldü- referandum sonrası da isabetli bir siyasi dil sürdürmemiz şart.

16 Nisan sonrası

Referandum sonuçlarının başa baş çıkması muhtemel görünüyor. Evet çıkması halinde, ilk geceden başlayarak AKP’nin kitlesini sokağa dökmesi ve bir tür ikinci 15 Temmuz sonrası ortam yaratması olası. Evet sonrasına göğüs germek için meclislerin bu tür bir ortama rağmen hızla toplanması ve değerlendirme sürecini başlatması gerekecek; zaten çoğu yerelde bu yönde kararlar alındı bile. Ancak biz daha soluklanamadan, hükümetin hamleleri kıdem tazminatının tasfiyesi, kamu emekçilerinin iş güvencesinin kaldırılması ve yeni işten atmalar şeklinde sürecek. Dolayısıyla toplumsal muhalefet ilk demoralizasyonu çabuk aşmak ve bu kazanımları korumak için harekete geçmek durumunda olacak.

Makro düzeyde kitle çalışması yürütmek zorlaşırken, ister istemez güvencesiz emekçilere (artık neredeyse hepimiz) yönelik uzun soluklu sendikal faaliyetler, emek örgütlenmeleri, “dayanışma işleri” ve belki de dayanışma mekanları ön plana çıkacak -ha keza kadın mücadelesi ve kent savunması da. Meclisler bu sektörel çalışmaların yürütülmesine önemli bir rol oynayabilir, fakat elbet makro kampanyadan bu tür bir faaliyete geçiş belirli bir çaba isteyecektir.

Hayır çıkması durumundaysa meclislerin önünde zorlu ama kritik bir süreç açılacak. Bu durumda AKP’nin bir erken seçim dayatması muhtemel olduğundan, meclislerin kısa sürede yeniden mobilizasyonu gündeme gelebilir. Ayrıca referandumdan birkaç gün sonra OHAL’in uzatılması halinde, meclisler OHAL’in kaldırılması, KHK’larla atılanların geri alınması, tutukluların serbest bırakılması için ortak çalışmalar başlatabilir. Yukarıda saydığımız nedenlerden dolayı, tek bir figürü hedef alacak kampanyaların toplum nezdinde karşılık bulması ise pek muhtemel görünmüyor.

Meclislerin kendi mahalli gündemleri, kent savunması faaliyetleri de elbette olacak, ancak bizi bekleyen bütünlüklü devlet tepkisi düşünülürse, meclisleri kolektif biçimde mobilize edecek bu tür ortak eksenler işlevli olabilir. Bunu sağlamak için de şeffaf, demokratik bir koordinasyon mekanizması elzem; koordinasyon olmazsa, eşgüdüm ihtiyacı meclislerde yer alan politik gruplar tarafından karşılanır fiilen.

Halihazırda bir dizi politik çevre ve çok sayıda bağımsız meclislerde ortak iş yapmayı başarıyor. Elbette kimi çevreler zayıf oldukları yerlerde meclislere katılıyor, güçlü oldukları yerlerde bildiğini okuyor. Kimi çevreler ise, karşı karşıya olduğumuz ağır koşullara rağmen, meclislere katılmak yerine kendi “dükkan” kampanyalarını örgütlüyor. Ancak tüm bunlara rağmen, kaydedeğer bir örgütlü / örgütsüz aktivist kütlesi, mahalle forumları (veya 10danSonra…) gibi deneyimlerden beslenen bu aşağıdan mekanizmaları benimsemiş durumda. Dolayısıyla bütün kısıt ve eksiklerine rağmen Hayır meclislerini sahiplenmek ve geliştirmek göreviyle karşı karşıyayız. Belli olmaz, ama bu süreç, solun derlenip toparlanması çabaları ile yerel özörgütlenmelerin güçlendirilmesi çabalarını üst üste çakıştırabilir.

Bulunduğu kategori : Dâhiliye

Yazar hakkında

Son Yazılar
Yayın Politikamız
“Öğrenci Dayanışması” 6. sayı çıktı: Organize oluyoruz! -

Devrimci hareketin fikri dağınıklığı haliyle gençlik hareketine de sirayet etmiş durumda. Üniversite mücadelesi cılız, dağınık ve motivasyonsuz bir dönemden geçiyor. Fikri dağınıklığı gidermeden mücadele alanlarında güçlenmek, pratik mücadele içerisinde yoğunlaşmadan fikri dağınıklığı aşacak bir ufuk geliştirmek söz konusu değil. Bu nedenle işimiz sanıldığından daha zor. Siyasi bir içeriği olmadan içi boş ‘’sokak ve direniş’’ çağrıları yapmak, gerçekliği görmezlikten gelip oyalanma ve bekleme stratejileri üretmek artık...

Devamı ...