“Kapsayıcı Büyüme” ya da sınırsız ekonominin küresel yönetimi -

Birkaç yıldır OECD, Avrupa Birliği, Dünya Ekonomik Forumu ve BM Kalkınma Programı (UNDP) gibi küresel ölçekte faaliyet gösteren örgütlerin internet sayfalarında, raporlarında veya ilanlarında vurguladıkları bir kavram göze çarpıyor: “Kapsayıcı Büyüme.”

Klasik ekonomi yaklaşımlarındaki büyüme fetişizminin bir başka ürünü olan bu program, adından da anlaşılacağı üzere, kapitalizmin erişmekte sorunlar yaşadığı siyasi ve sivil alanların ele geçirilmesini, hegemonyaya eklemlenmelerini amaçlıyor. Elbette bunu, açıkça “emeğin sömürüsünü yaygınlaştırmak istiyoruz” diyerek değil, kapitalist hegemonyanın ahlaki dayanağını oluşturan liberal vicdan maskesini takarak gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Zira “Kapsayıcı Büyüme” programının ortadan kaldırmaya çalıştığı sorunu “küresel eşitsizlik” olarak ilan etmişler.

Özetle, bir grup politikayı ve elbette bu politikaların uygulanabilmesi için gerekli olan söylemin devlet organlarına, hükümetlere ve toplumlara benimsetilmesini anlatan bu “Kapsayıcı Büyüme”, UNDP ile ortak hareket eden “Kapsayıcı Büyüme için Uluslararası Politika Merkezi”nin yayımladığı metne göre “en dezavantajlı olanların durumunu iyileştirirken herkese fayda sağlayan büyüme” olarak tanımlanıyor.i

OECD ve Kapsayıcı Büyüme

Biraz geriye giderek OECD’nin (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) kuruluşuna bakalım. İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı ekonomik ve toplumsal yıkımın üstesinden gelebilmek, ABD kaynaklı Marshall Planı’nın yardımıyla Avrupa’yı yeniden inşa etmek için 1948’de kurulan Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün devamı niteliğinde olan OECD, 14 Aralık 1960’ta kuruldu. Kendi amacını, insanların ekonomik ve sosyal refahlarını iyileştirecek politikaları desteklemek olarak tanımlayan OECD, hükümetlerin bir araya gelerek ortak sorunlara çare aradıkları bir forum olarak gösteriliyor. Ayrıca, çatısı altında Almanya, Fransa, ABD, Japonya, İngiltere ve Kanada dahil toplam 35 devleti barındıran örgüt, olgulara ve pratikteki deneyimlere dayalı olarak insanların yaşam kalitelerini iyileştirecek politikalar üretip, hükümetlere tavsiye ettiğini iddia ediyor.ii

İşte bu türden bir politika üretimini ve tavsiyesini, başlığını “Arayı Kapatmak: Kapsayıcı Büyüme: 2017 Güncelleme Raporu” olarak çevirebileceğimiz bir rapor yayımlayarak sundu OECD.iii Şimdi, bahsedilen raporda önerilen politikaların özünü ve amaçlarını kısaca ele alarak kapsayıcı büyüme programını anlamaya çalışacağız.

Kapitalist hegemonyanın, bir türlü üstesinden gelinemeyen sorun olarak gösterdiği, Kapsayıcı Büyüme programının da sözde çözmeyi hedeflediği “küresel eşitsizlik”, hemen raporun ilk sayfalarında vurgulanmış.

Küresel ekonomik bütünleşme”, OECD’ye göre, uzun süredir bir refah kaynağı olmuş olsa da, uluslararası büyümenin getirilerinin eşitsiz paylaşılması nedeniyle artan bir politik-toplumsal baskı altındadır.

73 sayfalık raporda, son birkaç on yıldır gelir eşitsizliğinin yükseldiği veya sabit kaldığı, dünyada üretilen refahın çok büyük kısmının nüfusun sadece yüzde 10’unun elinde toplandığı, en fakirlerin yaşam kalitesinin arttırılamadığı yani sabit kaldığı vb. herkesin zaten farkında olduğu problemler dile getirilmiş.

Peki, bu sorunları çözmek için sunulan çözüm önerileri neler? Veya gerçekten bir çözüm öneriliyor mu?

Kapsayıcı büyüme politikaları

OECD’nin raporuna göre, insanlara refah yaratma imkânı vermek için eğitim ve sağlık alanlarına yatırım yapılmalı, mali politikalar insanları destekleyen bir şekilde düzenlemeli, insanların emek piyasasıyla uyumlu olması sağlanmalı, cinsiyetler arasındaki fark kapatılmalı ve kadınların ekonomik aktivitelere katılmaları desteklenmeliymiş.

Ayrıca, bütün iş alanlarına canlılık kazandırmak için, mesleki dinamizmi arttırmanın yanında yetenek – meslek uyumsuzluğunu düşürmeyi hedefleyen politikalar benimsenmeli, araştırma – geliştirmeye yatırım ve teşvik sunulmalı ve KOBİ’lere verilen desteğe özel önem gösterilmeliymiş. Bütün bu süreçte elbette, hükümetlerin üzerine hayati görevler düşüyormuş.iv

Sayfalar dolusu şeyler söyleyip, aslında hiçbir şey söylememek günümüzün en önemli ve en aktif uluslararası örgütlerinin maalesef en çok yaptığı iş.

Yukarıda sayılan önerilerin hiçbirinin, artık bütün dünyaya yayılmış olan fakirlik, kalitesiz eğitim veya eğitime hiç erişememe, kıtlık, işsizlik, güvencesizlik vb. sorunların çözümüne katkı sağlamayacağını sadece biz bilmiyoruz, OECD de biliyor. Elbette, “Kapsayıcı Büyüme” söylemini yaymaya çalışan AB, UNDP ve Dünya Ekonomik Forumu da biliyor.

Sayfalarca raporlar hazırlayıp, bütün dünyaya yayılan toplumsal sorunların varlığından aslında haberdar olduklarını gösterip, bu sorunları çözmek için bir şeyler yapıyormuş gibi görünmek, fakat aslında sömürünün daha da yayılması ve yoğunlaşması için çabalamak. İşte Kapsayıcı Büyüme adı verilen program, bu kapitalist hegemonyanın pratik-söylem örneklerinden birisi.

Raporun son sayfalarında, uluslararası kapitalist hegemonya için aslında neyin önemli olduğu görülüyor. Rapora göre “Kapsayıcı Büyüme” hedefleri için “sınırsız ekonominin küresel yönetimi” hayati bir önem teşkil ediyor. Yani, ulusal yönetimler, hukuki düzenlemeler ve politikalar küreselleşen kapitalist ekonomiye uyumlu hale getirilmeli; bütün bu eklemlenme süreci ülkelerin özgün yapılarına uygun olarak düzenlenmeli.

Kapitalizm var oldukça eşitsizlik de var olmaya devam edecek. Kapitalizm artık küresel bir ölçekte faaliyet gösterdiği için, eşitsizlikler de küresel ölçekte var olacak. “Kapsayıcı Büyüme” gibi programlar sadece eşitsizliğe karşı bir şeyler yapıldığı söylemini beslemiyor, aynı zamanda insani sorunlara karşı toplumsal vicdanı köreltip, kapitalist hegemonya karşıtı olası sol hareketlerin toplumsal destek kaynaklarını da kurutuyor. Arka planda ise emek sömürüsünün yaygınlaştırılması planı hiçbir engelle karşılaşmadan işlemeye devam ediyor.

—

i http://www.ipc-undp.org/pub/IPCOnePager188.pdf

ii  http://www.oecd.org/about/

iii  Rapora Ulaşmak için: http://www.oecd.org/inclusive-growth/Bridging_the_Gap.pdf

iv  “Bridging the Gap: Inclusive Growth 2017 Update Report”, s. 41-73.

Bulunduğu kategori : Hariciye

Yazar hakkında