İsrail ile neden normalleşmemeli? -

 

“Yandaş” medya Gazze ablukası kalkıyor diye hönküredursun, İsrail ile anlaşma, Gazze’ye olan yardımların İsrail üzerinden gerçekleştirilmesini öngörerek ablukayı, yani Gazze’nin İsrail denetiminde bir açık hava hapishanesi (bir tür getto) olarak kalmasını tanımış oluyor. Anlaşma, bu ve başka açılardan Erdoğan rejimi açısından uluslararası platformda yaşanan yalnızlaşmayı kırmaya dönük ciddi bir geri adım anlamına geliyor. Erdoğan ve çevresinin tutarsızlığını, İsrail hususunda söyledikleri onca debdebeli ama kof sözü yalayıp yutmalarını elbette eleştirmek gerekiyor. Ancak eleştiri bu düzeyde kalmamalı. AKP’ye muhalif (bilhassa liberal) çevrelerde bu tutarsızlığın eleştirisine, dış ilişkilerde bir tür “normalleşme” olarak görülen bu anlaşmaya ilişkin hayırhah bir yaklaşım eşlik ediyor. Yani Erdoğan “tutarsız”, “bir dediği bir dediğini tutmuyor” diye eleştirip hemen ardından “ama İsrail ile uzlaşmak da iyi oldu” diyenler çok. Solun eleştirisiyse bu liberal çerçeveden bütünüyle farklı olarak, dar Erdoğan karşıtlığının ötesinde bir tutarlılığa,Filistin’e dair bütünlüklü bir yaklaşıma dayanmalı. Şöyle ki:
İsrail tıpkı zamanında ABD, Yeni Zelanda, Avustralya, Güney Afrika, Rodezya-Zimbave ve (kısmen) Cezayir için söz konusu olduğu gibi, yerleşimci-kolonyalist bir devlet. Yerleşimci-kolonyalizm, sömürgeci nüfusun sömürgeleştirilen topraklara yoğun olarak yerleştiği, ülkedeki demografi ve sosyal bileşimi radikal bir biçimde değiştirdiği özgün bir sömürgecilik biçimi. Siyonizm de bu yerleşimci-kolonyalizm örneklerinden biri. Bu tip yerleşimci-kolonyalist rejimler ya (misal ABD ya da Yeni Zelanda’da geçen yüzyıllarda olduğu gibi) yerli halkı tasfiye ederek (soykırım) muvaffak olup biçim değiştirerek devam ediyor ya da mesela Güney Afrika ve Zimbave misali kolonyalist-ırkçı rejim çözülüyor. Bir ara yol yok gibi. Yani ya İsrail Yahudi, Müslüman ve Hıristiyanların birarada yaşadığı demokratik ve çokuluslu, çokdinli bir İsrail/Filistin’e dönüşecek ya da Filistinlileri soykırımdan geçirecek, bir “soy devleti” olarak kalmak için ırkçı siyaseti mantıki sonuçlarına vardıracak.
Bu anlamda mevcut haliyle İsrail ile ilişkilerin normalleştirilmesi hiç de hayırlı bir gelişme değildir. İsrail, tıpkı mesela apartheid zamanındaki Güney Afrika misali “özel” bir devlettir ve onunla her “normalleşme” bölgedeki siyasal güç dengeleri açısından da olumsuz sonuçlara yol açacaktır. Soldan eleştirinin bu noktaya yoğunlaşması, Filistin meselesini son on küsür yılda temellük etmiş İslamcı akımların önemli bölümünün bu konudaki tutarsız, demagojik, çoğu kez antisemit ve sığ tutumlarının acımasız eleştirisine girişmesi gereklidir.
AKP hükümetlerinin Filistin halkının özgürlük mücadelesine olan ilgisinin sahte, demagojik bir “iyi gün dostluğu” olduğu bu anlaşmayla tescillenmiş oldu. Bu aslında Filistin halkının özgürlük mücadelesine sözde destekten pragmatizmi, kendi çiğ emperyal şişinmesini ve antisemitizmi anlayan geleneğin de iflası anlamına geliyor. Solun (geleneğine de uygun olarak) Filistin’in kurtuluşu davasını yeniden ve tüm gücüyle üstlenmesinin zamanıdır…

Bulunduğu kategori : Hariciye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar