İlgililere, kamuoyuna: Taciz beyanı, özeleştiri ve arkasından gelenler -

 

Başlangıç olarak, erkekliğin toplumsal inşası nedeniyle hiçbir yapının azade olmayacağı bir taciz vakası ile karşı karşıya kaldık.  Başka bir kolektifte yer alan bir kadın arkadaş, bir erkek arkadaşımızın tacizde bulunduğu bilgisini Başlangıç’ta olan bir kadın arkadaşımızla paylaştı ve biz de beyanda bulunan kadın arkadaşımızı kurullarımıza başvurması yönünde teşvik ettik.

Her yapıda olması gerektiği gibi, kadın arkadaşın kurullarımıza yaptığı beyandan itibaren süreci ivedilikle işlettik. Bunu yaparken Başlangıç’ın iç işleyişine ait olan organlarımızı başka bir siyasal yapıya açtık, kadının kendisini ifade ettiği bu siyasal yapı ile ortak bir etik kurul oluşturduk. Bu sürecin sonunda, birlikte kurulan ortak kurulda mutabık olduğumuz kararlar aldık. Bu ortak kararlara istinaden, erkeği altı ay boyunca Başlangıç’ın politik ortamlarından ve düzenlediği sosyal etkinliklerden uzaklaştırdık, bir yıl boyunca Başlangıç’ın hiçbir idari organında yer almaması ile birlikte düzenleyeceğimiz erkeklik atölyesine katılması zorunluluğu getirdik. Erkek arkadaşımızdan bir özeleştiri istedik, bu özeleştiriyi kadın arkadaşımızın kendisi ve bulunduğu yapı ile de paylaştık. Geri dönüş için ise 6 ay sonunda bu süreçteki deneyimlere ve öğrenilenlere ilişkin, kişisel bir değerlendirme yazısı isteme kararı aldık. Bunu, sadece gerçekleşen değil, gerçekleşebilecek eril davranışları engelleme sorumluluğu adına yaptık. (Konuyla ilgili açıklamamızı, kolektif ve kişisel özeleştiri metinlerini şurada bulabilirsiniz: http://baslangicdergi.org/erkeklik-ile-kolektif-mucadelede-baslangic-kolektif-ozelestiri/). Bu süreçte, tüm karma örgütlerde olduğu gibi, bizim de erkeklikten azade, pür-i pak olduğumuzu düşünmedik. Tacizi hasıraltı etmeye çalışmadık, onun yerine tacizle yüzleşmeye ve gelecek için dersler çıkartmaya gayret ettik.

Ortaklaşa işletmeye ve birlikte karar alarak ilerlemeye çalıştığımız bu süreç elbette pürüzsüz işlemedi. Bu süre içinde, kadın arkadaşımız taciz uygulayan kişinin politik ilişkilerden olduğu gibi sosyal ilişkilerden de uzaklaştırılmasını (sosyal tecrit uygulanmasını) talep etti. Biz de taciz eden arkadaşımızı, kadının hassasiyeti konusunda uyaracağımızı ama sosyal tecridi kendi yatay ilişkilere dayalı yapımız gereği ve pratikte yapılabilir bulmadığımız için uygulayamayacağımızı ifade ettik.

Bu beyanımıza karşın, tam bir sosyal tecrit uygulamadığımıza dair rahatsızlık nedeniyle, özellikle Başlangıç’ta politika yürüten kadınların tüm bu süreç boyunca harcadıkları emeği ve kadınlar arası dayanışma çabalarını görünmez kılan ve değersizleştiren, taciz sürecine ilişkin sonuçları ağır ithamlarla sadece kadınlara fatura eden yeni bir açıklama ve “ifşa”  yapıldı. Başlangıç kadınları olarak yapılan açıklamanın başka başka mikro iktidar halleri yaratan bir sürece evrilerek feminist politikayı katmanlara ayıran bir söylem ürettiği, kadınlar için başka mağduriyetler yarattığı ve kadınlar arası dayanışmayı güçlendirmekten çok zedelediği kanısındayız.

İçinden geçtiğimiz ve dayanışmaya en çok ihtiyaç duyduğumuz böylesi ağır bir baskı döneminde, yıkıcı-damgalayıcı ilişkiler yerine diyalog halinde durmaya çalışmak ve sabırlı olmak oldukça önemli. O yüzden bu süreci nasıl işlettiğimizi bir kez daha ifade etme gereği duyduk.

Biz fiziksel tacizde bulunan bir kişiye ceza vermekle tüm erkek-toplumsallıktan sıyrılmadık. Büyük gündelik-toplumsal dönüşümler yaşanmadıkça da mücadele etmeye devam etme gayretinde olacağız elbette. Bu ortak inançla, karma yapılarda çokça duyduğumuz ve tanık olduğumuz gibi taciz vakasını saklamadık, kişiye özgü ve geçici bir “sorun” olarak görmedik, kadınla dayanışmayı merkezi meselemiz olarak ele aldık ve yapımızı eleştiriye açık hale getirdik.

Tartışmanın son geldiği nokta itibariyle, artık bu meseleye dair sorumluluğumuzu doğrudan tacize uğrayan kadın arkadaşımıza ve kendi kolektifimize karşı sürdüreceğimizi belirtmek isteriz.

Kutsal kitap tatbiki kadar basit olmayan, her biri kendine özgü vakalar toplamından etik-politik dersler çıkartmak konusundaki zorluğu sadece bizim yaşadığımızı düşünmüyoruz. Ama biliyoruz ki, bu zorluğun altına girme zorunluluğu, tüm karma ve hiyerarşi üreten yapılara ait. Bizce bu vakalarla uğraşmak kadar temel bir mesele de, hatalarımızı geçmişin bir muhasebesi ve geleceğin yol göstericisi olarak görerek, vakaların toplamından daha fazlası olan erkeklikle ilgili hep birlikte nasıl dönüşeceğimiz ve dönüştüreceğimiz. Bu, bizim için devam eden bir süreç. O nedenle bize yönelik eleştirilerden bağımsız olarak tartışmayı hem meclislerimizde hem de erkeklik atölyesinde sürdüreceğiz. Erkeklik mevzusuna ilişkin her atılan adımın, her eleştirinin, yürütülen her politik tartışmanın bu mücadeleye alan açtığını bilerek yol almaya çabalıyoruz. Kendi kolektifimizde yürüttüğümüz tartışmaların ve ilkelerimizin, öğrenilmiş kalıpları bertaraf edebilmek için atılan küçük adımlar olduğunu biliyor ve büyütmek için kolektif bir mücadeleye açık olduğumuzu beyan ediyoruz.

(Bu metin Başlangıç içerisindeki kadınlar ve erkekler tarafından kolektif olarak yazılmıştır.)

Bulunduğu kategori : Mor ve Gökkuşağı

Yazar hakkında

İlgili Yazılar