“Grev hakkı, işçilerin elinde kalan tek güç” -

Kristal-İş sendikasının örgütlü olduğu Şişecam’a bağlı dokuz fabrikada altı bine yakın cam işçisini ilgilendiren toplu sözleşme sürecinde yaşanan uzlaşmazlık sonucu, Kristal-İş 24 Mayıs’ta greve başlama kararı aldı. Ancak grev kararı, Bakan Kurulu kararıyla “milli güvenliği tehdit ettiği gerekçesiyle” iki ay süreyle ertelendi. Bu süreci değerlendirmek üzere, Lüleburgaz Şişecam çalışanı Koray Tokatlı ile konuştuk.

Karşı Radyo: Koray merhaba. Bize toplu sözleşme sürecinden bahseder misin? Talepleriniz neydi ve hangi noktalarda uzlaşma sağlanamadı?

Koray Tokatlı: Tabii ki. Şöyle başlayalım, 12 Aralık 2016 itibariyle, Şişecam İşveren Sendikası’yla toplu sözleşme sürecimiz başladı. Bu tarihten itibaren yürütülen toplu sözleşme sürecinde uyuşmazlıklar oldu ve bu gerekçeyle sendikamız 24 Mayıs 2017 tarihinde grev uygulama kararı aldı. Fakat ‘’milli güvenliği tehdit ettiği’’ gerekçesiyle Bakanlar Kurulu kararıyla grevimiz iki ay süreyle ertelendi. Bir nevi yasaklandı. Tabii, bu süreçte bizim cam işçileri olarak taleplerimiz sendikamız tarafından taslak halinde oluşturuldu ve işverene sunuldu. Saat ücretine 2,6 TL zam yönünde bir talebimiz oldu. Diğer sosyal haklar ile ilgili de belli artış taleplerimiz oldu. Bunların yanında idari haklarımızı içeren maddelerin de tamamen korunmasını istedik.

Fakat bu yürütülen süreçte taleplerimiz işveren tarafından kabul görmedi. İşveren sürekli olarak, benim de çalıştığım fabrika olan, Şişecam Otomotiv fabrikasının gruptan ayrılmasını istedi. Aynı zamanda bizim iki yıllık sözleşme talebimize karşın, işveren sözleşmenin üç yıllık olmasını istedi. Bizim ikramiye maddemiz var, ve işveren istirahat ettiğimiz, çalışmadığımız günlerin ikramiyeden kesintisini talep etti. Bu yüzden de işveren sendikasıyla bizim sendikamız arasında anlaşmazlık oldu ve süreç bugüne kadar geldi.

24 Mayıs’ta ertelenen grevden sonra sendikamız, işyerinde eylem kararı aldı. Herkes normal vardiyasına geldi, sekiz saat üretimini yaptı ve daha sonra sekiz saat de fabrikayı terk etmeme eylemi gerçekleştirdik. Devam eden günlerde bir saatle başlayan, sonrasında bir buçuk saate, daha sonra da iki saate çıkan iş bırakma eylemlerimiz de oldu. On üçüncü günün sonunda, yani Pazartesi sabahı işverenle görüşme olacağı için eylemleri sonlandırdık. Pazartesi ve Salı günleri birer görüşme oldu.

Karşı Radyo: Görüşme konusunda size bir bilgilendirme yapıldı mı?

Koray Tokatlı: Görüşme olduğu bilgisi geldi ve gün boyu görüştüler. Pazartesi günü olan görüşmenin sonunda da bahsettiğim 32 numaralı ikramiye maddesi haricinde tüm maddelerde uzlaşı sağlandığı bilgisi geldi. Fakat dün (Salı) işverenin Şişecam Otomotiv fabrikasını gruptan ayırma isteği üzerine görüşmelerin olumsuz sonuçlandığı bilgisini aldık. Bugün tekrar bir görüşme olacak. Eğer yine uzlaşma sağlanamazsa, arabulucu devreye girecek. Biz de tüm cam işçileri olarak, sürecin nasıl sonuçlanacağını bekliyoruz.

Karşı Radyo: Anladığımız kadarıyla, bir erteleme söz konusu ancak işçiler eylem yapma konusunda kararlılar. Eğer bu süreç olumlu sonuçlanmazsa ne olacak? Fabrikada çalışan arkadaşlar arasında eğilim ne yönde?

Koray Tokatlı: Eğer olumlu sonuçlanmazsa, görüşme sürecinde olduğu için ara verdiğimiz eylemlerin artarak devam etmesini istiyoruz. İşçiler olarak, işverene sunduğumuz taleplerin kabul edilmesini istiyoruz. Hiçbir şekilde esneme kabul etmiyoruz.

Karşı Radyo: Orası aynı zamanda bir işçi havzası. Diğer fabrikalardan destek var mı?

Koray Tokatlı: Bu çalıştığımız yer, çok yoğun bir sanayi bölgesi. Aynı zamanda sendikaların örgütlü gücünün kuvvetli olduğu bir bölge. Dost sendikamız Petrol-İş sendikasından çok yoğun destek gördük. Genel merkezinden çalışanlarına kadar çok büyük destek sağladılar ve kamuoyu oluşmasında çok önemli yardımları oldu. Aynı şekilde diğer fabrikalarda çalışan, örgütlü-sendikalı olsun, bağımsız olsun, hemen hemen tüm arkadaşlarımızdan, eylemlerimize destek, grev ertelenmesine tepki gördük.

Karşı Radyo: Grev ‘’milli güvenliğe tehdit’’ gerekçesiyle ertelendi, aslında yasaklandı. Bu daha önce farklı sektörlerde de uygulanmıştı. 15 Temmuz sonrası süreçte, OHAL ile birlikte, tüm grevler benzer gerekçelerle yasaklanıyor. Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı MÜSİAD toplantısında, “OHAL en çok sizin işinize yarıyor. İkide bir grev olmuyor,” minvalinde bir cümle kurdu. Bu konu hakkında ne söylemek istersin?

Koray Tokatlı: Biz, 2014 yılında da toplu sözleşmede uzlaşma sağlanamaması üzerine greve çıktık ve yine grevin 7. gününde Bakanlar Kurulu kararıyla ‘’milli güvenliğe tehdit’’ gerekçesiyle grevimiz altmış gün ertelenmişti. Bu sefer, daha greve çıkmadan, grevimiz yasaklanmış oldu. Yine dün Petrol-İş’in örgütlü olduğu bir fabrikada (Mefar), greve çıkacak arkadaşların grevi daha başlamadan yasaklandı. Bu konuda hem işçiler olarak hem de kurum olarak tepkimiz çok büyük. Çünkü grev anayasal bir haktır ve bu hakkımız Bakanlar Kurulu tarafından engellenmiştir.

Hiçbir çalışan greve çıkmak istemez, greve çıksın diye uğraşmaz, ama şu anda grev hakkı çalışanların, toplu sözleşme yapan yerlerin elindeki tek güç olarak kaldı. Zaten seneler içinde işçilerin bütün hakları tırpanlandı, engellendi, yasaklandı. Elimizde bir tek grev hakkımız kalmıştı. Bu grev hakkı, geçen gün Cumhurbaşkanı’nın söylediği gibi, işverenlerin önündeki en büyük engel olarak duruyordu. Artık hükümet sayesinde bu tehdit de ortadan kaldırıldı. Buna tabii işçiler olarak iyi bakmıyoruz. Bizim bütün kazanımlarımızı ya da elde edeceğimiz kazanımları engelleyen bir durum oluştu. O yüzden bu konuda da muzdaripiz diyeyim.

Karşı Radyo: Daha önce buna benzer şekilde Birleşik Metal’in bir eylemi olmuştu. Oradaki arkadaşlar, süreci fiilen devam ettirdiler ve kazanımla bitirdiler. Önümüzdeki dönem içinde kıdem tazminatının gaspına yönelik çeşitli senaryolar konuşuluyor. Belki de bu grev yasakları, OHAL döneminde çıkartılacak yasaların önünü açmak için kullanılıyor. Dolayısıyla sadece cam işçisi değil, tüm işçi sınıfı fiilen, bu yasaklara rağmen, grev yapmak zorunda kalabilir. Demin de konuştuğumuz gibi, siz de tüm bu yasaklara rağmen fiilen bu mücadeleyi devam ettireceksiniz gibi gözüküyor.

Koray Tokatlı: Aynen öyle. Biz çalışanlar olarak bu konuda çok kararlıyız. Kesinlikle taviz vermeyeceğiz. Bu süreç eğer olumsuz sonuçlanırsa, kurumumuzla birlikte kararları alıp, hayata geçireceğiz. Bu konuda da hiçbir korku ya da endişemiz yok. Bütün işçiler olarak, bunun üzerinde duracağız.

Karşı Radyo: Sendikayla işçiler arasındaki ilişkiyi sormak istiyorum. Bu süreç birlikte örgütlenebiliyor mu? Yoksa aranızda itirazlar oluşuyor mu?

Koray Tokatlı: Tabii, bizim sürekli merkez yöneticilerimizle irtibatta olmamız mümkün olmuyor, ancak fabrikada temsilcilerimiz var, amatör sendikacılar var, burada şubemiz var. Onlara biz sürekli taleplerimizi söylüyoruz: ‘’İşçilerin isteği budur, kesinlikle taviz vermeyelim,’’ dediğimizde, onlar da herhalde görüşmelerde bunu baz alıyorlardır. Sendikamız tabanını, üyelerini savunacağını, bu toplu sözleşme sürecini üyesiyle beraber yürüteceğini ve sonlandıracağını bildirdi. Umarım bu süreç söylendiği şekilde işler. Anlaşma aşamasına gelse dahi, bizim isteğimiz, üyenin onayıdır ve üyenin onayı olmasa biz bu toplu sözleşme sürecinin sonlanmasını istemiyoruz.

Karşı Radyo: Son olarak dinleyicilere söylemek istediğin bir şey var mıdır?

Koray Tokatlı: Bu süreçte birçok kesimden, hem siyasi hem sivil toplum örgütlerinden, bu direnişimizi, taleplerimizi duyan herkesten çok büyük destek gördük. Buradan şunu söylemek istiyorum. Sadece cam işçileri değil, nerede hak arayan, hakkını savunan işçi varsa, bunların sesini duyurmak için herkes elinden geleni yapsın.

Karşı Radyo: Çok teşekkürler Koray. Kolay gelsin. Her zaman yanınızda olduğumuzu bilin.

Koray Tokatlı: Biliyorum. Çok sağolun, iyi yayınlar.

Bulunduğu kategori : Sınıf Hareketi

Yazar hakkında