Eskişehir saldırısı üniversitelerin getirildiği noktayı gösteriyor! -

Bilindiği gibi dün, Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’ne silahla gelen araştırma görevlisi Volkan Bayar, 4 akademik personeli öldürdü. Yaşanan bu acı olay, ne yazık ki, ülkedeki olağanüstü hal ve üniversitelerdeki antidemokratik, keyfi idare sonucu bu kurumların bırakın bilimle ilgisini ne kadar güvensiz, huzursuz, riskli alanlar haline geldiğini gösteriyor: Yükseköğretim alanında KHK’larla 5822si akademisyen 1356sı idari personel olmak üzere toplam 7178 kişinin keyfi, hukuksuz bir biçimde işten çıkarıldığı; 70 bin öğrencinin hapiste olduğu ortamın sonucudur bu cinayet…

Emekçiler, eğitimciler, öğrenciler arasında güven ve dayanışma ilişkisinin yok edilmeye çalışıldığı, ihbarcılığın, saldırganlığın, kayırmacılığın el üstünde tutulduğu bu ortamın açık şiddete yol açması ne yazık ki an meselesiydi.

Akademisyen Ayşe Aypay’ın açıklamasına göre, saldırgan Bayar’ın iftiralarıyla, başka delil olmadan, çok sayıda insan Osmangazi’den ihraç edilmiş. Hatta Aypay’ın eşi 5.5 ay hapis yatmış. Kendilerinin Bayar hakkında verdiği şikayet dilekçelerinin ise rektörlük ve dekanlıkça engellendiğini, Bayar’ın kollandığını ifade eden Aypay, şikayetlerine hiçbir yanıt alamadıklarını belirtiyor. Bu durum, ihbarcılığın kurumsallaştığı bir üniversite kültürünü apaçık göz önüne seriyor. Bayar, fakülte koridorlarında açık açık ‘bu mesele 24 kurşuna bakar’ diye ölüm tehditleri savurmasına rağmen göreve devam ettirilmiş. Saldırı sonrası rektörün yaptığı ilk açıklamanın “Volkan ismindeki bir araştırma görevlimiz, dekan beyin odasına giriyor,” olması bile saldırganın yönetim tarafından bu kadar zaman nasıl sahiplenildiğini kanıtlar halde. 

Oysa aynı üniversite Nuriye Gülmen’e, yoğun bir baskı uygulamaktan ve ardından işten çıkarmaktan geri kalmamış bir kurum: ”İki yıla yakın zamandır sürekli soruşturma geçirmekte ve demokratik haklarımı kullandığım için Osmangazi Üniversitesi rektörlüğü tarafından antidemokratik uygulamalarla cezalandırılmaktayım.” (Evrensel 13.07.2015) Başka pek çok barış imzacısı ve eğitimci de KHK’larla bu üniversiteden tasfiye edildi.

Ülke ve üniversitelerdeki OHAL rejimi bitmedikçe, hiçbir emekçi, eğitimci ve öğrenci üniversitelerde güvende değil. Binlerce öğrencinin duruşmasız hapiste tutulduğu, eğitim hakkını yitirdiği, barış talep eden eğitimcilerin ağır ceza mahkemesinde yargılandığı, pasaportlarına el konduğu, hedef haline getirildiği bu ortam, tüm toplum üzerinde nesiller sürecek, etkisi kolay geri çevrilemeyecek yıkıcı bir etki yaratıyor.

 OHAL rejimine derhal son verilmelidir.

 Osmangazi Üniversitesi başta, bütün eğitim emekçilerinin başı sağolsun… 

Bulunduğu kategori : Dâhiliye

Yazar hakkında