Dünya Bankası ne işe yarar? -

Dünya Bankası (DB) kendini şöyle tanımlıyor: “Biz sıradan bir banka değiliz, kalkınmayı desteklemek ve fakirliği azaltmak için bir araya gelmiş benzersiz bir ortaklığız”i. Kalkınma karşısındaki en zor küresel ve yerel sorunlara karşı çare bulmaları için gelişmekte olan ülkelere yardım ettiğini belirtiyor DB. Eğitimden gıda güvenliğine, fakirlikten enerjiye erişime kadar birçok konuda faaliyet gösteriyorlar. Biz de bu yazıda bu alanlardan sadece birkaçına odaklanarak DB’nin ne işe yaradığına bakalım.

Çocukların evlendirilmesi ve toplumsal cinsiyet

27 Haziran’da DB tarafından başlatılan bir Twitter etkinliğinin başlığı aynen şöyle: Ne Pahasına? Çocuk Evliliğinin Ekonomik Etkileri”ii.

Etkinliğin açıklamasına göre her yıl 18 yaşından küçük 15 milyon çocuk evlendiriliyor. Hatta DB ve ortakları aynı tarihte bu konuda 99 sayfalık bir rapor da yayımlamışlariii. Raporda ve etkinlikte öne çıkarılan konu, sadece, özellikle kız çocuklarının evlendirilmesinin “ekonomiye getirdiği zarar”! Ek olarak, vurgulamadan geçemeyeceğimiz bir olay daha var: DB, kadınların ekonomik olarak güçlenmesi ve kadın girişimciliğinin geliştirilmesi için ABD Başkanı Trump’ın kızı Ivanka Trump ile ortak hareket edecekmiş. Bu proje için Suudi Arabistan’ın ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin sağladığı fonlar da kullanılacakmışiv.

Öncelikle, çocukların evlendirilmesi gibi yakıcı bir toplumsal soruna karşılık olarak bile ekonomik kazanç/kalkınma temelli bir yaklaşımdan azade bir duruş sergileyemeyen bir DB var karşımızda. Çocuk evliliklerinin temelindeki sosyo-kültürel pratikler ve geri kalmışlık ve bunların nasıl düzeltileceği üzerine kafa yormak, kaynaklarını bu sorunların çözümü için harcamak, ne yazık ki DB’nin endişeleri arasında yer almıyor. Tabii, neden alsın ki? Zira ekonomik zararın farkına varan bireyler, toplumlar ve devletler, DB’nin raporunu okudukları anda çocuklarını evlendirmekten hemen vazgeçeceklerdir!

Ivanka Trump ile DB’nin ortak bir proje başlatması ise şöyle yorumlanabilir: Kadınların siyasi ve sosyo-ekonomik özgürleşmesini sadece girişimci olmalarıyla veya ekonomik olarak güçlenmeleriyle ulaşılabilecek bir hedef olarak gören dar liberal görüşün sıradan bir örneği. Bu proje için sağlanacak fonun Suudi Arabistan ve BAE’den alınmasını ise yorumlamaya gerek yok.

Yetersiz eğitim ve kıtlık

Başka bir konu, herkesin bildiği üzere, milyonlarca çocuğun yetersiz beslenmesi, kalitesiz ve eksik eğitim alması ve baskıya maruz kalması. DB’ye göre bu sorunlardan dolayı çocuklar potansiyellerine tamamen ulaşamıyorlar. Bu sorunların önüne geçmek için DB’nin önerdiği çözüm ise çocukların fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimlerine “yatırım” yapmak. Çünkü DB’ye göre, doğum öncesinden ilkokul seviyesine kadar geçen süre, bireylerin gelecekteki verimlilikleri ve “ülkelerin ekonomik rekabet yetenekleri” için kritik bir öneme sahipmişv.

Ayrıca, özel olarak kıtlık sorunu da DB’nin güya çözüm aradığı konular arasında. Bizzat DB Başkanı Jim Yong Kim kıtlığın insanların sağlığı ve öğrenme ve kazanç sağlama yetenekleri üzerinde kalıcı etkiler bıraktığına işaret etmiş. Ayrıca, gelecekteki krizleri engellemek için, kıtlığın temel nedenlerini hedef alan “yatırımlar” yapmalıyız, demişvi.

Öncelikle, sürekli olarak yapılan “yatırım” vurgusunu ele alalım. Neden dünyanın geri bırakılmış bölgelerinde yeterli eğitimden, beslenmeden temiz sudan yoksun insanlara yardım çağrısı yaparken “yatırım” vurgusu yapıyor DB? Bu sorunlara kâr kazanma dürtüsü olmadan çareler bulmak imkânsız mı?

Hâlihazırda süren bir kıtlık krizi Nijerya, Somali, Güney Sudan ve Yemen’de milyonlarca insanı etkiliyor. BM Çocuklara Yardım Fonu – UNICEF 1,4 milyon çocuğun açlıktan ölüm riski taşıdığı uyarısını yapmış. Kıtlık sorunlarının ortaya çıkmasının temel nedeni olarak bu ülkelerde yaşanan çatışmalar gösteriliyorvii.

Nisan ayında ise BM ve DB, “Çatışma Alanlarında Dayanıklılığı Sağlamak ve Barışı Sürdürmek İçin Yeni Çerçeve” adlı bir ortaklık metni imzaladıklarını duyurmuştu. Bu konuda BM ve DB ayrıca bir ortak bildiri de yayımladı. Çatışma bölgelerinde fakirliğin azaltılması, ortak refahın artırılması, gıda güvenliğinin geliştirilmesi ve barışın sürdürülebilir kılınması için birlikte hareket edeceklerini açıklamışlardı. Aynı ortak bildiriye göre, 2017’de insani yardım için gerekli paranın 22,1 milyar dolar olduğunu belirtmişler; 5 sene önce aynı sorunlara çare bulmak için gereken para ise 9 milyar dolarmışviii.

Lakin dikkat çekici başka bir istatistik Bloomberg tarafından açıklanmıştı. Yapılan hesaplamalara göre dünyanın en zengin 200 milyarderi, 2016’da toplam servetlerini 237 milyar dolar arttırdılar. Bu 200 kişinin toplam servetleri 4,4 trilyon dolara ulaştıix. Evet, sadece 200 kişi 4,4 trilyon dolarlık servetlerinin keyfini süredursunlar, biz, yaşamak için emeklerini satmak zorunda olanlar, 1,4 milyon çocuğu kıtlıktan kurtarmak için UNICEF Kanada’nın internet sayfasından bağış yapabiliriz. Veya sermaye sahiplerine yapılan çağrıya destek olarak, yatırımlarıyla can çekişen insanlar üzerinden kar etmelerini tavsiye edebiliriz.

Bu konular üzerine yazılacak daha çok şey var elbette. Ancak sadece bu örnekler bile uluslararası kapitalist hegemonyanın nasıl işlediği ve Dünya Bankası gibi uluslararası örgütlerin ne işe yaradıkları konularında fikir sahibi olmamız için yeterli sayılır.

Uluslararası egemen ahlak 

Marx ve Engels, Alman İdeolojisi adlı eserlerinde her tarihsel dönemde egemen olan düşüncelerin, egemen sınıfın düşüncelerinin olduğunu yazarlar. Üretim araçlarına sahip olanlar, egemen düşünceleri de üretirler. Benzer şekilde E. H. Carr şöyle diyor:

”Ahlak teorileri her zaman, kendilerini bütün bir toplum olarak tanımlayan ve ezilen grupların ve bireylerin mahrum bırakıldığı kendi yaşam görüşlerini topluma dayatma araçlarına sahip olan baskın grubun ürünleridir. Uluslararası ahlak teorileri de aynı sebepten ve aynı süreçten dolayı, baskın ulusların veya ulus gruplarının ürünüdür”x

Kapitalist ahlak birkaç yüz kişi servetlerine servet katarken, hayatlarını zorla idame ettiren milyarlarca insandan savaş bölgelerindeki çocukların ölmemesi için bağış yapmalarını istiyor. Zenginlerin daha zengin olmalarını birer başarı örnekleri olarak sunarak onlara hayran olmamız bekleniyor. Dünya Bankası gibi örgütler ise şık internet sayfalarında ölmek üzere olan çocukların fotoğraflarını göstererek onlara nasıl yardım ettiklerini gösteriyorlar bize. Geri bırakılmış coğrafyalardaki kalitesiz eğitim, kıtlık ve çocuk evlilikleri gibi sorunları ise “yatırımlarla” çözmeyi tavsiye ediyorlar.

Bizden de Batı dünyasının zenginlikleri için sömürülmüş Afrika coğrafyasındaki insani sorunların çözülmesi için bir şeyler yapıldığını düşünmemiz ve sisteme isyan etmememiz isteniyor. Kısaca, Dünya Bankası bu işe yarıyor.

i http://www.worldbank.org/en/about/what-we-do

ii http://live.worldbank.org/economic-impacts-of-child-marriage

iii http://documents.worldbank.org/curated/en/530891498511398503/pdf/116829-WP-P151842-PUBLIC-EICM-Global-Conference-Edition-June-27.pdf

iv https://www.devex.com/news/the-world-bank-and-ivanka-trump-an-unlikely-alliance-90400

v http://www.worldbank.org/en/programs/earlyyears

vi http://www.worldbank.org/en/news/immersive-story/2017/06/07/breaking-the-cycle-of-crisis

vii https://www.unicef.org/media/media_94893.html

viii http://www.worldbank.org/en/news/press-release/2017/04/22/un-world-bank-joint-statement-on-signing-of-new-framework-to-build-resilience-and-sustain-peace-in-conflict-areas

ix https://www.wsws.org/tr/2017/jan2017/lead-j02.shtml

x E. H. Carr, The Twenty Years’ Crisis, 1919–1939, Palgrave Macmillan, 2001, pp. 74–5.

Bulunduğu kategori : Hariciye

Yazar hakkında