Doğu Avrupa’da NATO hareketliliği artıyor -

NATO’nun son açıklamaları ve askeri hareketliliği, Rusya’ya Doğru Avrupa’da hareket imkânı tanınmayacağını, eğer Kırım benzeri bir eyleme girişirse karşılık alacağını ilan ediyor.

Son günlerde Doğu Avrupa’da siyasi ve askeri bir hareketlilik yaşanıyor. Özellikle NATO’nun ve Rusya’nın ön planda olduğu tatbikatlar, ziyaretler ve açıklamalar dikkat çekmekte. Doğu Avrupa’da Soğuk Savaş’ın mirası gerilimler yakın zamanda ortadan kaybolacak gibi görünmüyor.

Belarus ve Rusya’nın 14 – 20 Eylül tarihlerinde gerçekleştireceği ortak askeri tatbikatın NATO’yu ve özellikle bölgedeki NATO müttefiki devletleri endişelendirdiğini söylemek mümkün. Tatbikatın adı bile yetiyor denilebilir: “Zapad” (Rusça “batı”) 2017. Açıklanan rakamlara göre Batı-2017 tatbikatında 13 bin askeri personel ve yaklaşık 700 askeri araç kullanılacak.

Elbette, tatbikat öncesinde Belarus hükümeti NATO üyesi devletler dâhil birçok devlete gözlemci katılımcı olmaları için davetiye gönderdi. NATO yetkilileri ise tatbikata gözlemci göndereceklerini, fakat yine de sağlanan gözlemciliğin AGİT kararlarına uygun olmadığını belirttiler. AGİT Viyana 2011 belgesinde tanımlanan “tatbikatın senaryosu hakkında bilgi verilmesi” ve “askerlerle konuşma imkânlarının tanınması” gibi şartların yerine getirilmediğini belirten NATO yetkilileri Rusya’yı ve Belarus’u eleştirdileri.

Bu bağlamda 25 Ağustos’tan itibaren NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in yaptığı ziyaretler, NATO’nun yaptığı açıklamalar ve askeri hareketlilik, Rusya’ya bölgede hareket imkânı tanınmayacağını, eğer Kırım benzeri bir eyleme girişirse karşılık alacağını ilan eder gibi.

NATO’nun gövde gösterisi

İlk olarak Varşova’ya giden Sekreter Stoltenberg Polonya’nın NATO’ya yaptığı finansal ve askeri katkıları övüp, Rusya – Belarus tatbikatını yakından izleyeceklerini belirterek Rusya’ya şeffaflık çağrısı yaptı. Ardından Rusya’nın Kırım’ı işgal etmesinden sonra Polonya’nın kuzeyinde oluşturulan NATO birliğini ziyaret ettiii.

Bu ziyaretten üç gün sonra ise NATO, 2016’da oluşturulmaları kararlaştırılan Estonya, Letonya, Litvanya ve Polonya’daki birliklerin tamamen operasyonel seviyeye ulaştıklarını açıkladıiii.

Ardından, NATO hava kuvvetlerine ait birimler 11 – 22 Eylül tarihlerinde gerçekleşecek olan Ramstein Dust II tatbikatı için Letonya’ya intikal etti. Bu birimler arasında İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne ait en büyük taşıma uçağı da var. NATO’nun internet sayfasından ve sosyal medya hesaplarından bu dev uçağın Letonya’ya varışı bir gövde gösterisi şeklinde sunuldu. Açıklanana göre bütün bu hava birimleri ile yukarıda bahsedilen dört ülkedeki birliklerin işbirliği geliştirilmeye çalışılacakmışiv.

Atlanmaması gereken bir başka haber, 2004’ten beri düzenli olarak gerçekleştirilen NATO Baltık Hava Devriyesi görevinin devam ediyor oluşu. 5 Eylül’den itibaren dört ay boyunca ABD ve Belçika askeri kuvvetlerine bağlı jetler Baltık hava sahası üzerinde devriye görevi icra edecekler.

Son olarak, 6 Eylül’de Estonya’daki NATO birliklerini ziyaret eden Sekreter Stoltenberg, burada da Estonya’nın NATO’ya yaptığı katkıları övdükten sonra Batı-2017 tatbikatını takip edeceklerini belirtip yine Rusya’yı AGİT kararlarına uymadığı gerekçesiyle eleştirdi.

Kısaca, NATO aktif olarak Rusya sınırlarında askeri varlık göstermeye devam ediyor.

Finansal ve askeri güç

Bütün bunların ne anlama geldiğine dair düşünmeden önce kapitalist hegemonyanın maddi dayanakları nelerdir diye sormak gerekiyor. Elbette kapitalizm ve maddi kaynaklar denilince akla ilk olarak finansal kaynaklar, kısaca para gelir. Ancak uluslararası kapitalist hegemonyanın sadece finansal kaynaklara dayanmayıp, bunun yanı sıra askeri kaynaklara da ihtiyacı olduğunu görüyoruz. Yani askeriyle, uçağıyla vs. somut bir askeri varlık. Bu yüzden, hegemonyanın materyal yeterliliklerini sadece finansal kaynaklar olarak tanımlamamalı, askeri olarak varlık göstermenin hegemonyanın sürdürülebilir kılınması için vazgeçilmez olduğunu anlamalıyız.

Bu bakış açısıyla, NATO’nun yukarıda özetlenen Doğu Avrupa’daki hareketliliğini ele almaya çalışalım. Bütün bu ziyaretler, açıklamalar ve harekâtlar Polonya, Letonya, Litvanya ve Estonya’nın Avrupa kapitalizmi için önem arz eden coğrafyalar olduğunu göstermeye yeterlidir denilebilir. Avrupa Birliği’nin 2004 yılındaki genişlemesinde içine aldığı on devletten dördü Polonya, Letonya, Litvanya ve Estonya idi. Bu dörtlüden 1999’da NATO üyesi olan Polonya hariç diğerleri yine 2004 yılında NATO ittifakının birer parçası haline geldiler. Böylece 2004 yılı itibariyle Avrupa kapitalizminin askeri, siyasi ve ekonomik yayılışı neredeyse bütün Doğu Avrupa’yı kapsar hale geldi.

Bu dört devletin eşgüdümlü ilerleyen NATO ve AB üyelikleri bize kapitalist hegemonyanın siyasi, askeri ve iktisadi sütunlar üzerinde yükseldiğini gösteriyor. Batı-2017 tatbikatının yarattığı siyasi ve askeri hareketliliğin arka planında Avrupa kapitalizminin Doğu Avrupa’da Sovyetlerin dağılışından itibaren ele geçirdiği hegemonik konumunu koruma güdüsü olduğunu söyleyebiliriz.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’in 7 Eylül’de Estonya’da ilk kez düzenlenen AB Savunma Bakanları’nın siber savunma konulu toplantısına katılması, oradayken de “güçlü Avrupa güçlü NATO” demesi basit katılımlar ve ifadeler olarak görülmemelidirv. AB ve NATO’nun pratik ve söylemsel birlikteliği, bu örgütlerin yapısal olarak giderek daha uyumlu ve özellikle Doğu Avrupa gibi gerilimli bölgelerde daha aktif olacaklarını gösteriyor.

i http://tass.com/defense/961575

ii http://www.nato.int/cps/en/natolive/news_146512.htm?selectedLocale=en

iii http://www.nato.int/cps/en/natohq/news_146557.htm

iv http://www.ac.nato.int/archive/2017/first-landing-of-raf-a400m-kicksoff-exercise-ramstein-dust-in-latvia

v https://twitter.com/NATOpress/status/905750330541035521

Bulunduğu kategori : Hariciye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar