Çiftçi-Sen: “2016 tarımda iflas yılı oldu” -

Çiftçi-Sen 2016 yılı tarım raporunu yayınladı. Rapor geçen yıl içinde tarımda yaşanan gelişmeleri, çiftçilerin durumunu ve Çiftçi-Sen’in taleplerini içeriyor.

 

2016 YILI TARIM DEĞERLENDİRMESİ

Bir yılı daha geride bıraktık. Geride bıraktığımız 2016 yılı, çiftçiler için iyi geçmedi.

2016, tarımda iflasın ilan edildiği yıl oldu:

Cumhurbaşkanı; “Anadolu, dünyanın en kadim tarım ve hayvancılık coğrafyası olmasına rağmen maalesef bugün her iki konuda da olmamız gereken yerin epeyce uzağındayız. Topraklarımız var, ama doğru planlama yaparak, yeterli teknik destek sağlayarak hakkıyla değerlendiremiyoruz. Meralarımız var ama et fiyatları almış başını gidiyor, ihtiyacımızı karşılayabilmek için ithalat yapmak zorunda kalıyoruz. Bu kabul edilebilir bir manzara değildir.”[1] diyerek tarımdaki mutsuzluğun resmini çizdi. Tarımdaki malumun ilamı olan, iflası ilan etti.

Tarım küçüldü

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, tarım sektörü birinci ve ikinci çeyreklerde yüzde 5,6; üçüncü çeyrekte ise yüzde 7,7 küçüldü. Dördüncü çeyreğin de benzer olacağı beklenmektedir.

İthalat arttı

2016 yılının ithalattaki durum: Toplam 14,3 milyar dolarlık tarım ve gıda ürünü ithal edildi. (Ocak-Kasım dönemi)

-Hububat; 4,7 milyon ton, ödenen 1,1 milyar dolar,

-Kurubaklagil; 414 bin ton ödenen 342 milyon dolar, Birleşmiş Milletlerin “Dünya Bakliyat Yılı” ilan ettiği 2016’da Türkiye, Kanada, Meksika, ABD ve Etiyopya’dan nohut, mercimek, kuru fasulye ithal etti.

-Pamuk; 793 bin ton ödenen 1,2 milyar dolar,

-Yağlı tohum; 2,9 milyon ton ödenen 1,3 milyar dolar,

-Bitkisel ham yağ 1,3 milyon ton ödenen 1,4 milyar dolar;

-Küspe 1,4 milyon ton 384 milyon dolar.

-İthalata ödenen toplam: 14,3 milyar dolar.

Üretim ithalat dengesi

-Yağlı tohumlar üretimi, 2,2 milyon ton; ithalat, 2,9 milyon ton (11 aylık)

-Lif pamukta üretim 750 bin ton; ithalat 790 bin ton.

-Mercimek üretimi, 365 bin ton; ithalat 289 bin ton.

-Buğdayda üretim 20,6 milyon ton, ithalat 3,9 milyon ton.

Gübre ve yemde KDV indirimi yapıldı

Gübrede yüzde 18, yemde yüzde 8 olan katma değer vergisi yüzde 1’e indirildi. İndirimin çiftçiye bir yararı olmadı. Karar sonrasında yem ve gübre şirketleri indirim oranında yem ve gübreye zam yaptı. Çiftçi yerine şirketler KDV indiriminden yararlandı.

Çiğ süt fiyatları yerinde saydı

Çiğ süt fiyatları Temmuz 2014’ten bu yana 30 aydır aynı, art(ırıl)mıyor. Piyasayı düzenleyecek bir kurum olmadığı için fiyat yerinde sayıyor.

Süt alımı yapan şirketler, 2016’da Ulusal Süt Konseyi’nin belirlediği ve tavsiye niteliği taşıyan referans fiyatın altına dahi indi.

Çiğ süt fiyatlarının daha fazla düşmesin diye Et ve Süt Kurumu’nun (ESK) müdahale etti. Üretici örgütleri tarafından piyasadan çekilen arz fazlası sütü işledi. Süt tozuna dönüştürdü. Fakat süt tozunu ESK’ya satan üretici bu kez elde ettikleri kremayı satamadı. Bu nedenle birçok hayvan yetiştiricisi anaç hayvanlarını kesime göndermek zorunda kaldı.

Canlı hayvan ithalatına devam edildi

Bakanlar Kurulu,[2] yıl sonuna kadar ESK’ya 400 bin baş besilik dana, TİGEM’e 150 bin baş damızlık düve ithalat yetkisi verdi. Aynı karar ile 20 bin baş koyun keçinin gümrüksüz ithalatına da izin verildi.

Aynı yılın Kasım ayında ithal edilecek hayvan sayısı 100 bin daha artırıldı.[3] Devlet aracılığıyla 2016’da ithal edilen hayvan sayısı 670 bine ulaştı.

Dolar yükseldi, girdi fiyatları arttı

Tarımsal girdilerde dışa bağımlılığımız sürüyor. Doların TL karşısında her değer yükselişi tarımsal girdi fiyatlarını otomatik olarak artırıyor. 2016 yılı başında 3 lira seviyesinde olan dolar kuru günümüzde 3,8 lirayı aştı. 2015 yılı Aralık ayında litresi 3,58 lira olan mazotun fiyatı şu an 4,45 liraya dayandı. İlaç ve gübre fiyatları da benzer biçimde dövize bağlı olarak arttığı için çiftçiler zorda kaldı.

Destekler düşürüldü

2016 yılında tarıma 11,6 milyar lira destek verildi.

Ancak bazı destekler kaldırıldı, birçok destek oranı düşürüldü. Bunlar;

Çiftçilerin satın aldıkları 43 farklı makine-ekipmana yüzde 50 hibe desteğini öngören destek kaldırıldı.

Bitkisel ve hayvansal üretim kredi üst limitleri düşürüldü.

Gübre desteğinin ön şartı olarak uygulanan toprak analizi desteği önce kaldırıldı, sonra yeniden uygulamaya konuldu.

Mazot ve gübre desteği birleştirildi. Bu birleştirme sonucunda, bazı ürünleri yetiştiren çiftçilerimiz geçen yıla göre daha düşük destek aldı.

Hububatta (buğday, arpa, çavdar, yulaf gibi) 5 kuruş/kg olan prim desteği artırılmadı, yerinde saydı. Dane mısırda 4 kuruş/kg olan prim desteği 2 kuruşa çekildi.

Tohuma şirketleri egemen kılacak hamle yapıldı

2018’den itibaren çiftçileri tohum şirketlerine mahkûm edecek olan sertifikalı tohumun dışında tohumlara teşvik verilmeyeceği kararlaştırıldı. Gıda egemenliğinin / bağımsızlığının kaybolmasına neden olacak tohuma şirketlerin egemen kılınması politikaları tarımda yeni derin sorunlar sayfasını açacaktır.

Ekolojik tahribat arttı!

Başta Ege bölgesi olmak üzere birçok bölgede Rüzgâr Enerji Santralleri (RES), Jeotermal Elektrik Santralleri (JES), tüm bölgeleri kapsayan HES’ler, bütün ovaları katledecek termik santraller, nükleer santraller ile maden aramalar hız kesmedi. Artarak devam etti. Enerji kaynaklı iklim istikrarsızlığı başta üzüm üreticileri olmak üzere birçok çiftçiyi olumsuz biçimde etkiledi.

Savaşta kullanılan silah ve kimyasallar ile orman yangınların tarımın bugününü etkilediği gibi, yarını için tehdit oluşturacak biçimde 2016’da devam etti.

Rusya’nın ihracat yasağı çiftçilere kaybettirdi

Yaşanan savaş hali nedeniyle komşu ülkelere ihracat yapılamaz oldu. Bu durum çiftçilerin ekonomik kayıplar yaşamasına neden oldu. Irak ve Suriye başta olmak üzere Ortadoğu pazarında sıkıntılar sürüyor. Uçak düşürme olayı sonrası (2015 Kasım), Rusya, 1 Ocak 2016’da yaş meyve ve sebze ürünlerine yönelik yasak başlattı. Çiftçilerin 2015 yılındaki 167 milyon dolar olan domates ihracatı 93 milyar dolarda kaldı. Savaş durumundan domates üreticilerinin yanı sıra biber, salatalık, kabak üreticileri de olumsuz etkilendi. Ayrıca üzümde 20 milyon dolar, 148 bin dolar, limonda 4 milyon 762 bin dolar, salatalıkta 3 milyon 865 bin dolarlık kayıp yaşandı çiftçiler. İhracat yapılamamasından dolayı çiftçilerin sadece domatesteki 2016 yılı kayıpları 74 milyon doları buldu.

Çiftçi-SEN olarak diyoruz ki,

Türkiye tarımını iflasa taşıyan uygulanan neoliberal politikalardır. Açıklanan Milli Tarım Projesi’nin Türkiye tarımını çekildiği girdaptan çıkarması mümkün değildir. Milli Tarım Projesi sadece oyalama, sorunu halının altına süpürmedir. Öteleme bile değildir.

Bu nedenle tarımda uygulanan neoliberal tarım politikalar derhal terk edilmelidir. Kamu, tüm tarım örgütleri ve hak arama örgütü olan üretim bazında kurulmuş Çiftçi Sendikaları bir araya gelerek Bağımsız, Demokratik, Sosyal bir tarım programıyla gıda egemenliğinin / bağımsızlığının yeniden ele geçirilmesi çalışmaları başlatılmalıdır.

ÇİFTÇİ SENDİKALARI KONFEDERASYONU

[1] Milli Tarım Projesi açıklamasından

[2] 3 Mayıs 2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan

[3] Resmi Gazete’nin 24 Kasım tarihli sayısı ile

 

Kaynak:

http://www.karasaban.net/2016-tarimda-iflasin-ilani/

Bulunduğu kategori : Sınıf Hareketi

Yazar hakkında

Son Yazılar
Yayın Politikamız
“Öğrenci Dayanışması” 6. sayı çıktı: Organize oluyoruz! -

Devrimci hareketin fikri dağınıklığı haliyle gençlik hareketine de sirayet etmiş durumda. Üniversite mücadelesi cılız, dağınık ve motivasyonsuz bir dönemden geçiyor. Fikri dağınıklığı gidermeden mücadele alanlarında güçlenmek, pratik mücadele içerisinde yoğunlaşmadan fikri dağınıklığı aşacak bir ufuk geliştirmek söz konusu değil. Bu nedenle işimiz sanıldığından daha zor. Siyasi bir içeriği olmadan içi boş ‘’sokak ve direniş’’ çağrıları yapmak, gerçekliği görmezlikten gelip oyalanma ve bekleme stratejileri üretmek artık...

Devamı ...