Budapeşte’deki kent parkının geleceği için tırmanan çatışma – Ferenc Laczo -

Budapeşte’nin az sayıdaki kent parklarından biri olan Városliget’in geleceği etrafında kitlenen çatışmalar son günlerde tırmanışa geçti. Çatışmanın temel ekseni, kent parkının kapsadığı alana yapılacak büyük yatırımla, bölgenin yeni bir müze bölgesine dönüştürülmesini içeren proje etrafında odaklanıyor. Bir yandan, parkın onlarca yıldır ihmal edildiği ve toparlanmaya muhtaç olduğunda birçok kişi hemfikir. Öte yandan, birkaç nedenden ötürü proje, büyük tepki topladı ve bir halk direnişini tetikledi.

En temel düzeyde direnişin tepkisi, Budapeşte’nin az sayıdakini yeşil alanından birine göz diken projenin tehdidine yönelikti. Bu tepki, çevreci bir temelden besleniyor. Direniş ayrıca, bir müze bölgesi geliştirme girişimine soyunan modern kültür endüstrisine de tepkili. Bu projeyle modern kültür endüstrisi, kaynakları daha adaletli dağıtmak ve başlıca kültür kurumlarını Macar başkentinin eşitsiz bölgelerine serpiştirmek yerine, merkeziyetçi bir erişimi yeğ tutmuş oluyor. Uluslararası yarışmalar yapılmış olmasına ve planlanan binaların ve kurumların standartlarının ne olacağı su götürmemesine rağmen, okul ve hastane ödeneklerinin ihtiyaçların çok altında tutulduğu bir dönemde, böyle büyük bir kültür yatırımının neden birdenbire bu kadar acil ve öncelikli olduğu belirsizliğini koruyor.

Adaletsiz dağılım meselesi günümüz Macaristan’ında yeterince muhalefet yaratmamış olabilir, ancak Liget kalkınma projesi aynı zamanda kitleler tarafından, ülkenin sağcı hükümetinin otoriter yönetim üslubunun bir diğer semptomu olarak görülüyor. Mesele sadece Budapeşte belediye başkanı István Tarlós’un, kentin pek de bilinmeyen ve pek de gözde olmayan – ve elbette ki yeşil – bir alanına Müzeler Bölgesi inşa edeceğini söylediği seçim vaadi değil. Városliget içinde yer alması planlanan kurumlardan bazılarının yeni mekanlara ihtiyaç duymasının ardındaki esas nedenin, aslında hükümetin – Budapeşte’nin en eski mahallesi olan – Várnegyed’de, gücünü temsil etmek ve bu özel konumun avantajlarından faydalanmak amacıyla mülk satın almaya başladığı gerçeği sembolik olarak çok daha kuvvetli bir durum. Yıllardır yapılan büyük kamu projelerinin şeffaf olmayışı ve olağanüstü meblağlara ulaşmasının ardından, bu tip büyük projelerin yolsuzluklara zemin sağladığı yönünde de yaygın bir inanış var. Dolayısıyla memnuniyetsizliğin ardında, birbiriyle ilintili birden fazla sebep mevcut.

Projeye muhalefete yeşil siyasetçiler önderlik etmekteyse de radikal sağ kanat Jobbik haricinde başka bazı muhalefet partileri tarafından da hareket desteklenmekte. Kendilerini Park Savunmacıları olarak adlandırıp “yerel semtin sakinleri, sivil toplum üyeleri ve uzmanlar” olarak kendilerini tanımlayan projeye karşı çıkan aktivistler alanın bazı kilit kısımlarını işgal etmeye karar verdiler. Bu türden işgaller daha Mart ayında başladı ve son haftalarda daha geniş bir boyut kazandı. Önemli bir sorunsa mevcut yasal duruma göre bir plana ilişkin temyiz başvurusu, planın uygulamaya konmaya başlanmasını geciktirememekte, dolayısıyla temyiz başvurusu daha görüşülmeden yeşil alanın bir bölümü çoktan yok edilmiş olacak. Bu durum birçok açıdan açık direnişi gerekli kılmakta. Alandaki aktivist sayısı yüzlerle ifade edilirken protestocu grup 15 bin civarında kişinin internet üzerinden desteğine sahip.

Son günlerde daha fazla öfkeyi tetikleyen ve daha açık protestoya sebep olan ve hiç kuşkusuz ilk defa da tanık olunmayan şekilde, hükümet kanadının sivil toplum üyelerine muamele biçimleri oldu. Kamuoyu araştırmalarına göre Budapeşte sakinlerinin büyük çoğunluğu tarafından desteklenen insanlarla bir diyalog arayışına girmektense erk sahipleri protestocuları tehlikeli ve hatta yasadışı unsurlar olarak takdim etmeyi tercih etti. Bir güç gösterisi içerisinde aktivistler alanın kilit noktalarından atıldılar fakat hiçbir şekilde pes etmiş değiller. Alandan çıkarılırken güvenlik unsurlarının şiddet araçları kullandıkları çok fazla sayıda vaka yaşandı. Bu durum sadece polisi değil ve hatta ondan da fazla projenin vahşi güvenlik elemanlarını kapsamaktadır.

Bu güç gösterisi açık biçimde niyet edilenin daha fazla müzakereye başvurmadan projeye devam etme olduğunu gösteriyor. Karar alıcılar alternatif seslerle samimi diyalog veya mantıki bir uzlaşma gerçekleştirme arayışında bulunmamışlardır. En azından hiç olmazsa popüler olmayan uygulamaların kendi hegemonik iktidarlarının nasıl kuyusunu kazabileceği hususunda bilinçli gözükmekteler. Alternatif bir siyaset için mücadelenin henüz kaybedilmediğine ilişkin, özellikle de son günlerdeki direniş düzeyi daha da arttırılabilirse umut veren de budur.

Çeviri: Başlangıçdergi

Bulunduğu kategori : Kızıl-Yeşil

Yazar hakkında

İlgili Yazılar

Son Yazılar
Yayın Politikamız
“Öğrenci Dayanışması” 6. sayı çıktı: Organize oluyoruz! -

Devrimci hareketin fikri dağınıklığı haliyle gençlik hareketine de sirayet etmiş durumda. Üniversite mücadelesi cılız, dağınık ve motivasyonsuz bir dönemden geçiyor. Fikri dağınıklığı gidermeden mücadele alanlarında güçlenmek, pratik mücadele içerisinde yoğunlaşmadan fikri dağınıklığı aşacak bir ufuk geliştirmek söz konusu değil. Bu nedenle işimiz sanıldığından daha zor. Siyasi bir içeriği olmadan içi boş ‘’sokak ve direniş’’ çağrıları yapmak, gerçekliği görmezlikten gelip oyalanma ve bekleme stratejileri üretmek artık...

Devamı ...