Avrupa ve “Birliğin Durumu” -

Brexit ve aşırı sağın yükselişiyle sarsılan Avrupa Birliği, hegemonyasını tahkim etmek için yeni bir ‘yol haritası’ çiziyor. 

Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker 13 Eylül’de, Avrupa Parlamentosu huzurunda yıllık “Birliğin Durumu” konuşmasını gerçekleştirdi.i Birlik Komisyon başkanı her yılın Eylül ayında bu konuşmayı gerçekleştiriyor. Bir önceki yılda yapılanlar ve gelecek dönem için belirlenen öncelikler vurgulanıyor.

Juncker konuşmasında zaman zaman duygusal ifadeler kullandı. AB’ye olan “aşkından” ve inancından bahsetti. Yine de, konuşma genel olarak geleceğe dönük planlara, projelere ve reformlara yapılan vurgulardan oluşuyordu.

Birliği ayakta tutmak: “2025 Hedefleri”

Siyasi krizler ile boğuşmaya başlayan, kendi müesses nizamlarını sağlamlaştırma ve toplumsal muhalefetten gelen saldırıları savuşturma ihtiyacında olan muktedirlerin kullandıkları söylem ürünlerinin başında geleceğe dönük planlar, projeler vs. geliyor. Ancak elbette, gelişmiş kapitalist birlikler veya devletler, bizim tanıdık olduğumuz coğrafyadan farklı olarak iktidarlarının kapsayıcılığını, diğer bir deyişle hegemonik konumlarını sürdürmek ve toplumsal rıza yaratabilmek için bu söylem ürünlerine ek olarak somut yapısal reformlar da gerçekleştiriyor.

Juncker daha ilk cümlelerinde “2025’e kadar daha çok birleşmiş, güçlü ve demokratik bir Avrupa’nın inşasının zamanının geldiği”nden bahsetti. Avrupa Birliği içinde Enerji, Güvenlik, Sermaye Piyasası, Bankacılık ve Tek Dijital Piyasa Birliklerinin tamamlanması hedeflerini hatırlattı.

Bu doğrultuda öncelikle ticaret konusuna değinen Juncker’e göre, Avrupa stratejik çıkarlarını korumalı, endüstrisini daha güçlü ve rekabetçi hale getirmeli, iklim değişikliğine karşı savaşta lider konumda olmalı, dijital güvenlikte kendini geliştirmeli, sınır güvenliğine karşı el birliğiyle hareket etmeli.

Yol haritası: “Özgürlük, eşitlik, hukukun üstünlüğü”

AB’nin geleceğine dönük olarak Juncker’in kendi “senaryo”suna göre Birlik, özgürlük, eşitlik ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanmalı.

Örneğin, Romanya’daki veya İtalya’daki çocukların aşılara erişim imkânı bütün Avrupa’daki diğer çocuklarla aynı olmalı veya işçiler aynı iş için aynı parayı almalı Juncker’e göre. Hatta emek hareketliliğini düzenleyen AB kurallarının tüm Birlik içinde adil bir şekilde uygulanması amacıyla yeni bir Emek Otoritesi’nin kurulması için Avrupa Komisyonu’nun yeni bir öneri sunduğunu da belirtti.

Bunlara ek olarak Juncker daha güçlü bir tek pazar ve Ekonomik ve Parasal Birlik istediğini vurguladı. Bu amaçla, AB’nin “Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi” makamına benzer şekilde, “Avrupa Ekonomi ve Finans Bakanı” makamının oluşturulmasını teklif etti. Bu yeni bakan, üye ülkelerdeki yapısal reformları teşvik edebilecek veya destekleyebilecek ve bir kriz anında bütün AB finansal araçlarını koordine etme gibi yetkilere sahip olacak.

Belirlenen resmi tarihe göre 29 Mart 2019’da Birleşik Krallık’ın AB üyeliği sona erecek. AB Parlamento ve Konsey dönem başkanlarına gönderdiği niyet mektubunda, Brexit’e kadar, yani 2018’in sonuna kadar tamamlanması hedefiyle on maddelik bir yol haritası açıkladı Juncker.

Bu yol haritasında, özetle, istihdam, büyüme ve yatırım hedeflerinde hız kazanmak ve hem güçlü bir küresel aktör hem de demokratik bir Birlik olmak gibi başlıkların yanı sıra,

Birleşik bir Tek Dijital Piyasa’nın,

İleriyi düşünen iklim politikalarıyla uyumlu dirençli bir Enerji Birliği’nin,

Daha derin ve adil bir Ekonomik ve Parasal Birlik’in,

Karşılıklı güvene dayalı bir Adalet ve Temel Haklar alanının yaratılması ve

Küreselleşmeden faydalanabilecek dengeli ve ilerici ticaret politikalarının benimsenmesi

şeklinde sıralanan hedeflerin gerçekleştirilmesi için yapılması gereken yasal düzenlemeler ayrıntılı bir şekilde gösterilmişi.ii

Krizler ve hegemonya

Avrupa Birliği’nin birden fazla “siyasi kriz”den geçmekte olduğu açık. Birleşik Krallık’ın çıkış kararı, mülteciler, sağın yükselişi vs. Avrupa kapitalist hegemonyasının siyasi, ekonomik ve toplumsal temellerini sarsacak bir kuvvete sahip denilebilir. 2008 küresel kapitalist krizini tamamen atlattıklarını gururla anlatan AB siyasi elitleri, siyasi krizler konusunda aynı tavrı benimseyemiyorlar. Çünkü bu krizler etkilerini artırarak devam ediyor.

En basitinden, son üç Fransa başkanlık seçiminde 2007’de 3,8 milyon, 2012’de 6,4 milyon ve 2017’de 10,6 milyon oy alarak gücünü sürekli artıran aşırı sağcı Marine Le Pen’in başarısı AB müesses nizamının nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu özetliyor.

Yukarıda sayılan yapısal reform paketlerini de bu siyasi krizlerden bağımsız göremeyiz. Tam aksine, AB Komisyon Başkanı Juncker gibi liderler, hedeflenen yasal düzenlemelerle Birlik’in yasal ve kurumsal etkisini bütün Avrupa’ya eşit bir şekilde yaymanın ve toplumsal alanın tamamında görünür olarak sıradan AB vatandaşlarının rızasını kazanmanın peşinde.

Çünkü Hegemonya ancak böyle sürdürülebilir.

i https://ec.europa.eu/commission/state-union-2017_en

ii https://ec.europa.eu/commission/sites/beta-political/files/state-union-2017-brochure_en.pdf

Bulunduğu kategori : Hariciye

Yazar hakkında

İlgili Yazılar