Avrupa Birliği geleceği üzerine düşünüyor -

1 Mart’tan bu yana Avrupa Komisyonu kendi iç yapısına ve geleceğine dönük görüş yazıları ve raporlar yayımlıyor.i Ayrıca 1 – 2 Haziran AB – Çin zirvesinde olduğu gibi uluslararası siyasette aktif olarak rol almaya devam ediyor. Bütün bu raporlar, görüşmeler, planlar ve projeler bize, uluslararası kapitalist hegemonya içinde belirleyici bir aktör olan Avrupa Birliği’nin kendi geleceğine dair yoğun bir akıl üretme sürecinde olduğunu gösteriyor. Önce ekonomik krizler, sonra Brexit kararı ile sarsıldığı düşünülen Avrupa Birliği’nin siyasi ve ekonomik sağlığına bir de buradan bakmak lazım. Burada ayrıntılarına giremeyecek olsak da, bu gelişmelerin kısaca ne anlama geldiklerini inceleyebiliriz.

İlk olarak 1 Mart’ta, Komisyon başkanı Juncker’in önsözü ile, 2025’e kadar AB üye devletlerinin geleceği için senaryolar ve görüşler temalı bir metin yayımlandı. Bu senaryolarda, kısaca, Birlik üye devletlerinin ya sadece ortak pazara yoğunlaşacakları, ya da birlikte veya birbirlerine çok da bağlı kalmadan istedikleri alanda çalışacakları anlatılmış ve bu senaryolara göre olası sonuçlar ele alınmış. 26 Nisan’da yayımlanan “Avrupa’nın Toplumsal Yönü” başlıklı görüş metninde ise Birlik içindeki yaşam standartları, çalışma koşulları ve cinsiyet eşitliği konularının AB için her zaman merkezi önemde olduğu belirtilerek, bu alanlarda üye devletlerin birlikte çalışabileceği belirtilmiş.

Kapitalist hegemonyanın yeniden üretimi

AB Komisyonu 10 Mayıs’ta da küreselleşme üzerine bir görüş metni yayımladı. Yoğun bir küreselleşme övgüsü ile temellenmiş bu metinde, küreselleşmeden daha fazla nasıl yararlanılabilir, sorusuna cevap aranıyor. Özellikle “Avrupa’nın Harici Sorumluluğu” başlığı altında kullanılan ifadeler küresel kapitalist hegemonyanın nasıl işlediğini anlamak için önemli ifadeler barındırıyor. Kapitalist üretim tarzı yaygınlaştıkça insanlığın refahının da artacağı şeklindeki hegemonik söylemin yoğun bir şekilde yeniden üretildiği metinde, BM, IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü gibi uluslararası siyasal-finansal kuruluşların savaş sonrasında dünyaya barış, istikrar, güven, refah getirdiği ezberleri tekrarlanmış. Son IMFC (Uluslararası Para ve Finans Komitesi) toplantısının bildiri metninde olduğu gibi, bu metinde de BM Kalkınma Programı (UNDP) tarafından ortaya konan “2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri”ne vurgu yapılmış. Bu sözde hedeflerle ilgili yorumlar bir önceki yazımda görülebilir.ii Burada bilinmesi gereken şey, kısaca, IMF – BM – AB üçlüsünün ortak bir söylem üreterek uluslararası kapitalist hegemonyanın ideolojik temelini yeniden ve yeniden üretmesidir.

Küreselleşme üzerine yazılan metni kaleme alan AB görevlilerine göre, küresel “kural kitabı” hâlâ tamamlanmış olmaktan uzak. Özellikle dijital ekonomi alanının yeterince düzenlenmediğinden şikâyet eden yazarlar, küreselleşmenin karşılaşabileceği sorunlara karşı ekonomi politikalarında işbirliğini güçlendirilerek, sürdürülebilir, kapsayıcı, güçlü bir büyümeyi garanti altına almayı hedeflediklerini belirtmişler.

31 Mayıs’ta yayımlanan “Ekonomik ve Parasal Birliğin Derinleştirilmesi” başlıklı görüş metninde ise, 2019’a kadar bankacılık ve sermaye piyasaları birliklerinin tamamlanması; 2020-2025 yılları arasında ise Avrupa Parasal Birliği mimarisinin kurulması gerektiğinin altı çizilmiş.

Güvenlik ve Savunma Birliği”

7 Haziran’da ise “Avrupa’nın Savunmasının Geleceği” konulu bir görüş metni kaleme alınmış. Ortaya konan üç senaryonun başlıkları sırasıyla şöyle:

1 – “Güvenlik ve Savunma İşbirliği” – üye devletler güvenlik ve savunma alanlarında geçmişe göre daha çok işbirliği yaparlar.

2 – “Paylaşımlı Güvenlik ve Savunma” – üye devletler savunma ve güvenlik alanlarında daha büyük finansal ve operasyonel dayanışma gösterirler,

3 – “Ortak Savunma ve Güvenlik” – üye devletler ortak bir savunma ve güvenlik konusunda bütünleşmeyi ve işbirliğini derinleştirirler.

Bu üç senaryo ile birlikte AB Komisyonu yeni bir tartışma başlatmış oldu. Görüş metnine göre “bir barış projesi olarak AB’nin geleceği Güvenlik ve Savunma Birliği’nin kurulmasına dayanıyor”.

8 Haziran’da, AB Komisyonu bu sefer de “Sermaye Piyasaları Birliğini Tamamlamak” başlıklı kısa bir basın metni yayımladı. Avrupa’daki birikimlerin yatırımlara dönüşmesi amacıyla başlatılan bu projelerle, AB’nin finansal sisteminin güçlendirilmesi, yatırımlar için yeni kaynak alanlarının oluşturulması hedefleniyor.iii

AB – Çin İlişkileri

Şimdi, bu metinler yayımlanırken arada gerçekleşen AB – Çin Zirvesi’ne göz atalım. Başta belirttiğimiz gibi 1-2 Haziran tarihlerinde Brüksel’de, Avrupa Komisyonu başkanı Juncker, Avrupa Konseyi başkanı Tusk ve Çin Başbakanı (Premier) ve Devlet Konseyi Parti Sekreteri Li Keqiang AB – Çin Zirvesi’nde bir araya geldiler.

Zirve öncesi hazırlanan bilgi formunda,iv AB’nin, Çin’in en büyük ticaret ortağı, Çin’in ise AB’nin ikinci en büyük ticaret ortağı olmasına dikkat çekilmiş. Küresel yönetişim konusunda ise AB’nin Çin’i küresel kurumları ve standartları desteklemek konusunda cesaretlendireceğinden bahsedilmiş. Ek olarak, AB ve Çin, ortak çıkar alanlarına yönelik yaklaşımlarını ve müdahalelerini koordine edecekler ve bilhassa Afrika ve Asya’daki üçüncü taraflarla olan karşılıklı çıkarları konusunda işbirliği seçeneklerini tartışacaklarmış.

AB Komisyonu, ayrıca Avrupa’daki Çin yatırımını memnuniyetle karşıladığını ve Çin’in ekonomisini daha çok Avrupa yatırımına açması için, Çin ile birlikte çalışmayı hedeflediklerini belirtmiş.v

Zirve sonrasında basına verilen metinde ise,vi liderler Paris İklim Antlaşmasına bağlılıklarını tekrar bildirmişler ve uluslararası alanda çok-taraflılığın geliştirilmesini hedeflediklerini belirtmişler. Burada önemli bir ayrıntı ise AB ve Çin İklim Antlaşmasına ve çok-taraflılığa vurgu yaparken, aynı gün Trump’ın ABD’nin antlaşmadan çekileceğini açıklamasını oldu.

Tarafların bazı ticari konularda ise anlaşamadıkları görülüyor. Çin’in uluslararası alanda faal olan bazı şirketleri devlet eliyle desteklemesi, uluslararası rekabeti olumsuz yönden etkilemesi dolayısıyla AB Komisyonu tarafından eleştiriliyor.vii Ayrıca Çin’in çok yüksek olan çelik üretim kapasitesi taraflar arasında Dünya Ticaret Örgütü’ne de sıçrayan bir tartışmaya dönmüş durumda. Avrupalı çelik üreticileri Çin’in çok ucuza ürettiği çelik ürünleri ile rekabet edemedikleri için, AB Komisyonu ithal Çin çeliğinden alınan vergiyi artırmak zorunda kalmıştı.viii

Uluslararası hegemonya içinde çekişme

Attığı tüm bu adımlarla, AB, kapitalist üretim tarzının ortaya çıkardığı toplumsal ve ekonomik sorunlara – geçici olmaya mahkûm olsa da – çözümler bulmaya çalışacağını bildiriyor; uluslararası kapitalist hegemonyanın hayati kalelerinden biri olarak, kendi siyasi ve ekonomik birliğini derinleştirmenin yollarını arıyor ve daha da ileri giderek bir “Güvenlik ve Savunma Birliği” kurmanın gereğinden bahsediyor. Çin gibi bir siyasi ve ekonomik dev ile iletişim kanallarını sürekli açık tutarak onu uluslararası kapitalizmin kurallarını ve yönetim anlayışını benimsemeye çağırıyor.

Bütün bunlar, kendi içlerinde anlamlı gelişmeler olmakla birlikte, ABD liderliğinin NATO, küresel ısınma ve uluslararası siyasette çok-taraflılık konularındaki pozisyonuna karşıt bir konum alındığını -en azından- düşündürebilir. Sonuç olarak, doğası gereği hiçbir zaman tamamlanamayacak olan uluslararası kapitalist hegemonya içinde bir çekişmenin veya ‘saflaşma’nın giderek ortaya çıktığını görüyoruz. Umarız bu çekişme, İngiltere’de olduğu gibi, tüm dünyada emekçilerin lehine siyasi sonuçlar doğurur.

i Görüş metinlerine ulaşmak için https://ec.europa.eu/commission/white-paper-future-europe-reflections-and-scenarios-eu27_en

ii http://baslangicdergi.org/somuru-duzenini-anlamak-icin-imf/

iii http://europa.eu/rapid/press-release_IP-17-1529_en.htm

ivhttps://eeas.europa.eu/headquarters/headquarters-homepage_en/8666/EU-China%20relations,%20fact%20sheet

v http://europa.eu/rapid/press-release_MEMO-16-2258_en.htm

vi http://europa.eu/rapid/press-release_MEMO-16-2258_en.htm

vii http://europa.eu/rapid/press-release_IP-17-1520_en.htm

viii http://www.bloomberght.com/haberler/haber/2021001-abden-cin-celigine-gumruk-vergisi

Bulunduğu kategori : Hariciye

Yazar hakkında